lösemi tedavisi, lösemi tedavileri, tedavi lösemi tedavisi, lösemi nedir tedavisi, kemik iliği nakli, lösemi nedeni, lösemi nedenleri, kök hücre nakli, kök hücre transplantasyonu, lösemi ve tedavisi, lösemi hastalığının tedavisi, lösemi ile ilgili yazı, lösemi hastalik, lösemi hastalığı ile ilgili bilgiler, lösemi hastalığı hakkında bilgi, lösemi hastalığı nedir, akut myeloid lösemi, lösemi nedenleri, akut lenfoblastik lösemi, löseminin belirtileri, akut myeloblastik lösemi, lösemi hastalığı hakkında bilgi, aml nedir, lösemi neden olur, akut lenfoblastik lösemi, lösemi hastalık, lösemi hakkında herşey, lösemi hastalığı ile ilgili bilgiler, anemi belirtileri, kanser belirtileri, yetişkinlerde lösemi belirtileri, çocuklarda lösemi belirtileri, kansızlık belirtileri, lösemi belirtileri, all nedir, aml lösemi nedir, çocuklarda löseminin belirtileri, yetişkinlerde all lösemi, leukemia, hematopoietic stem cell transplantation, stem cell transplantation, transplantace kostní dřeně, stammzelltransplantation, trasplante de médula ósea, transplantation de moelle, kaulų čiulpų ląstelių transplantacija, Przeszczepienie szpiku kostnego, transplante de medula óssea, Трансплантация гемопоэтических стволовых клеток, luuydinsiirto, stamcellstransplantation, lösemi nedir, lenfoma belirtileri, down sendromu lösemi, bimalone, bimalone lösemi, aml, all, t(12;21), t(1;19), t(8;14), t(11;14), t(9;11), t(8;21), kloroma, nötropenik sepsis, febrile neutropenia, trizomi 4 ve 10, philladelphia, bcr – abl, auer rod, auer çubuk, DİK, DIC, yaygın damar içi pıhtılaşması, dissemine intravasküler koagülasyon, philladelphia geni, nötrofil, bazofil, eozinofil, lenfosit, monosit, makrofaj, dentritik hücre, hemorojik sistit
tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA, vesanoid, PML/RAR alfa, PML, ARA-C, t(15;17), antrasiklin, anthracycline, intratekal metotreksat, oral metotreksat, siklofosfamid, cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid, endoxan, syklofosfamid, alkyloxan, metotreksat, metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat, folinik asit, lökovorin, folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique, emthexate, methotrexate amphar b.v., methotrexate dbl, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan, methotrexate amphar, merkaptopürin, 6 – merkaptopürin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin, Mercaptopurine, Puri – Nethol, tioguanin, tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin, sitarabin, sitozin arabinozid, cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C, alexan, ara – cell, cytarabine, cytarabine DBL, cytonal, vinkristin, vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин, vincristine amphar B.V. , vincristine sulphate DBL, vincristine teva, daktinomisin, aktinomisin d, actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D, daunorubisin, daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн, doksorubisin, doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин, adriblastina, celyx, doxoteva, bleomisin, bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna, bleocin – s, bleolem, idarubisin, idarubicin, idarubicyna, Идарубицин, zavedos, l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за, leunase, arsenik tiroksit, arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d’arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen
YETİŞKİNLER İÇİN LÖSEMİ TEDAVİSİ
Akut Myeloblastik Lösemi – AML tedavisi pek çok açıdan Akut Lenfoblastik Lösemi – ALL tedavisinden farklılık göstermektedir. Tedavi indüksiyon tedavisiyle başlayıp, 4 – 6 ay süren pekiştirici ve yoğun tedaviyi içermektedir. ALL’den farklı olarak; AML’de idame tedavisinin iyileşme süresini uzatma anlamında belirlenmiş bir rolü olmamaktadır. Ayrıca AML’de rutin Santral Sinir Sistemi profilaksisi gerekmemektedir. Antrasiklin (daunorubisin veya idarubisin) ve sitozin arabinozid içeren çeşitli kemoterapi rejimleri, erişkinlerde %60 – %80 tam iyileşme sağlamışlardır. İndüksiyon tedavisinin başarısız olduğu hastaların prognozu kötüdür, ancak bu hastalar epidofilotoksin veya yüksek doz sitozin arabinozid gibi çapraz tepkiye girmeyen ilaçlarla tedavi edilmektedir.
Uzun süreli iyileşme hızları (iyileşme sonrası sağkalımın 5 yıldan uzun sürmesi olarak tanımlanır) sadece kemoterapiyle %15 – %30 arasında değişirken, löseminin bazı alt tiplerinde sadece kemoterapiyle iyileşme hızları çok daha fazla olmaktadır. Translokasyon t(8;21) ve inv (16) ile ilişkili AML, genellikle, yüksek doz sitozin arabinozidle yapılan pekiştirici tedaviye cevap verir ve hastaların % 50 – % 70’i sadece kemoterapi ile iyileşir. Bu tip AML’si olan hastalar, kemoterapi sonrası nüks göstermiyorlarsa, transplantasyona aday değillerdir. Birincil dirençli hastalıkta kemoterapinin tek başına kullanılması veya kötü prognozlu lösemide nüks sonrası ikinci bir iyileşme sağlanması nadiren başarılı olmaktadır, bu hastalara, yaş ve verici açısından uygulanırsa ilk iyileşme döneminde transplantasyon önerilmelidir. Başlıca komorbideteleri ve/veya ikincil lösemisi olan yaşlı hastalar iyileşmeyi başlatabilecek saldırgan kemoterapödik rejimleri tolere edemeyebilirler ve bu hastalar için, cevap hızı çok düşük ve mortalitesi yükek olan destekleyici tedaviler uygun olabilir.
Akut Promyelositik Löseminin – AML M3 Tedavisi:
Akut Promyelositik Löseminin benzersiz biyolojisi, tedavisini diğer lösemilerin tedavisinden farklı kılmaktadır. Akut Promyelositik hücreleri büyük granülleri ve AML için karakteristik olan auer rod (çubuk) ları içeren promyelositik hücrelerdir. Komplikasyonlar; granül içeriğinin salınmasıyla gelişen ve hayati tehlike yaşayan koagülopatilerdir. Bu hücrelerdeki benzersiz kromozomal yer değiştirme t(15;17), benzersiz bir füzyon proteini (PML/RAR alfa) oluşumuna neden olmaktadır. Nükleer harekete geçirici proteinle (PML) kromozom 17’deki retinoik asit reseptörünün bileşiminden oluşan bu protein promyelositik farklılaşmaya engel olmakta ve proliferasyonu teşvik etmektedir. Akut promyelositik löseminin, all-trans retinoik asit (ATRA) ile tedavisinin, olgunlaşmamış blast hücrelerinin olgun nötrofillere farklılaşmasına olanak tanıyarak ve hastaların %90’a varan oranda klinik olarak iyileşmesini sağlayarak, bu etkinin üstesinden geldiği gösterilmiştir.
YETİŞKİNLER İÇİN LÖSEMİ TEDAVİSİ ÖZET:
ALL TEDAVİSİ
Akut: Prednisolon + Vinkristin (remisyon indüksiyonu) ± antrasiklin, siklofosfamid, L-asparaginaz
Konsolidasyon: SSS profilaksisinde intratekal Metotreksat + radyoterapi
İdame: oral metotreksat + merkaptopurin
Kemik iliği transplantasyonu (kemik iliği nakli)(KIT): ikinci relapstan sonra (ikinci nüksten sonra)
AML TEDAVİSİ
ARA-C (Sitozin arabinozid 100 – 200 mg/m² 5 – 7 gün iv infüzyon + daunorubicin 45 – 60 mg/m² 3 gün verilir.
Kemik iliği nakli (KIT): daha çok ikinci remisyondan sonra yapılmaktadır. Allojenik veya purging yöntemiyle KIT yapılmaktadır.
AML M3’de ATRA (retinoik asit, tretionin) verilir. ATRA 45 mg/m² dozunda 30 – 60 gün süreyle bölünmüş dozlarda verilir. Sitogenetik remisyon sağlar yani t(15;17) kromozom anormalliği düzeltir. Dirençli olgularda arsenik verilir.
(kaynak: CECİL Essentials of Medicine 5.baskı, sayfa 417 – 418)
LÖSEMİDE KEMOTERAPİ İLAÇLARI:
ALKİLLEYİCİLER
Etki mekanizması: Döneme özgü olmayan tipte ilaçlardır. Hücreleri her dönemde etkilerler. Pozitif yük içeren karbonyum türevi pozitif yüküyle, negatif yükle yüklü nükleik asidlerin arasına kovalent bağla geridönüşsüz bağlanır. Bağlanmanın özelliği çapraz olmasıdır. DNA zinciri arasına çapraz bağlanarak alkilleme gerçekleştirilmiş olur. Alkilleyicilerin hücrelerde oluşturdukları yapısal bozukluklar radyasyonun hücrede yaptığı etkiye benzer. Bu nedenle bu ilaçlara radyomimetik ilaçlar adı da verilir.
Bu grupta siklofosfamid bulunmaktadır.
Siklofosfamid: en fazla immünsüpresyon(bağışıklık sistemini baskılayan) yapan kemoterapi ilacıdır. Bu özelliği nedeniyle romatoid artrit, behçet hastalığı tedavisinde de kullanılır.
Steril hemorojik sistit oluştururlar. Bundan sorumlu olan akrolein metabolitidir. Bu etkinin antidotu(tedavisi) mesna’dır.
Kemik iliğine toksik etkisi en çabuk başlayan buna karşın en çabuk düzelendir.
Belirgin alopesi (kellik) oluştururlar.
Siklofosfamid, piyasada Endoxan, Syklofosfamid ve Alkyloxan adlarıyla bulunmaktadır.
[cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid]
ANTİMETABOLİTLER
Etki mekanizması: Bu gruptaki ilaçlar ‘S’ dönemine özgü etki gösterirler.
1.Folik Asit Antimetabolitleri:
Metotreksat
Etki mekanizması: Hücrelerin dihidrofolat redüktaz enzimini inhibe eder ve folik asit antimetaboliti gibi davranır. Dolayısıyla DNA, RNA ve ATP sentezi için gerekli pürin bazlarının sentezi (yapımı) durur. Protein sentezi bozulur.
Yan etkileri: ağızda ülserler ve stomatit yapar. Hepatotoksik (karaciğere toksik etkilidir) ve akciğerde fibrozis ortaya çıkarır. Toksik etkileri önlemek için folinik asit (Lökovorin) ile birlikte verilir.
Metotreksat, piyasada Emthexate, Methotrexate Amphar B.V., Methotrexate DBL, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan adlarıyla bulunmaktadır.
[metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat - folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique]
2.Pürin Antimetabolitleri:
Merkaptopürin (6 – merkaptpürin):
Bir ön ilaçtır. HGPRT enzimi tarafından aktif metabolit olan 6 – thioinosinic aside çevrilir. 6 – thioinosinic asitte inozinattan adenin ve guanin sentezini bloke eder. Etki gösteren 6 – thioinosinic asid, ksantin oksidaz tarafından ürik aside çevrilir ve vücuttan atılır.
Allopürinol; ksantin oksidazı inhibe eder ve 6 – thioinosonic asidin parçalanmaını engeller. Dolayısıyla 6 – merkaptopürinin etkinliğini belirgin olarak arttırır.
Belirgin hiperürisemi yapar.
HGPRT; Lesch – Nyan’da eksiktir. Bu sendromda 6 – merkaptopürin aktif şekline dönüşemediği için etki gösteremez.
Merkaptopürin, piyasada Mercaptopurine ve Puri – Nethol adlarıyla bulunmaktadır.
[mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin]
Tioguanin:
Esas olarak AML tedavisinde kullanılır.
[tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin]
3.Pirimidin Antimetabolitleri:
Sitarabin (Sitozin Arabinozid):
Oluşan trifosfat türevi; DNA polimeraz α’nın kopetitif inhibitörüdür. Böylece deoksiribonükleotitlerden DNA oluşumu önlenmiş olur.
AML’de kullanılır.
Sitozin Arabinozid (Sitarabin), piyasada Alexan, Ara – cell, Cytarabine, Cytarabine DBL, Cytonal adlarıyla bulunmaktadır.
[cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C]
BİTKİSEL KAYNAKLI KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Vinkristin:
Mikrotübül oluşumunu bloke eder ve mitozu metafazda durdurur.
Karaciğerde metabolize edilip safra ile atılır.
Çocuk lösemilerinde ve çocuk solid tümörlerinde (Willm’s tümörü, nöroblastom, rabdomiyosarkom) kullanılır.
Periferik nöropati oluşturabilir. Uygunsuz ADH sendromu yapabilir.
Vinkristin piyasada Vincristine Amphar B.V. , Vincristine Sulphate DBL, Vincristine Teva adları ile bulunmaktadır.
[vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин]
ANTİBİYOTİK KÖKENLİ KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Daktinomisin (Aktinomisin D):
En güçlü kemoterapi ilacıdır. Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Çocukluk çağı solid tümörlerinin tedavisinde kullanılır.
Safra ile atılır.
[actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D]
Daunorubisin:
Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Topoizomeraz II’ye bağlanarak DNA yarılması (cleavage) oluşturur.
Fe iyonu varlığında oksijen radikalleri oluşturup DNA KIRIĞI yapabilirler.
Kardiyotoksik yan etkisi bulunmaktadır. EKG bozuklukları ve kardiyomyopati yapabilirler. Bu yan etkiyi önlemek için demir şelatörleri (deksrazoksane) ve tokoferol kullanılır.
Daunorubisin piyasada Daunomicina adı ile bulunmaktadır.
[daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн]
Doksorubisin:
Daunorubisin gibi kardiyotoksik etkileri vardır, kardiyomyopati yapabilir.
İdrarı geçici olarak kırmızıya boyar.
Doksorubisin Hidroklorür piyasada Adriblastina, Celyx, Doxoteva adları ile bulunmaktadır.
[doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин]
Bleomisin:
Fe iyonu ile birleşerek serbest radikal oluşturur. Bu nedenle kromozom kırıkları oluşturabilir. Etki gösterebilmesi için Fe gereklidir. Bu nedenle hipokrom mikrositer anemide etkisi azalır.
‘’G2’’ dönemine özgüdür.
Akciğerlerde pnömoni ve fibrozis oluştururlar.
Bleomisin piyasada Bleocin – S, Bleolem adları ile bulunmaktadır.
[bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna]
İdarubisin hidroklorür: Piyasada Zavedos adıyla bulunmaktadır.
[idarubicin, idarubicyna, Идарубицин]
DİĞER KEMOTERAPİ İLAÇLARI
L – Asparaginaz (Krisantaspas):
Bir enzimdir. Asparajini aspartik aside yıkar. Böylelikle vücut sıvılarının asparajin stokunu azaltır. Asparajin düzeyi düşünce; lösemi hücrelerinde protein sentezi azalır. Böylelikle lösemi hücrelerini öldürür.
G1 dönemine etkilidir.
Kemik iliğini baskılamaz.
En sık yan etkisi protein yapıda olduğu için allerjik reaksiyondur. Bu nedenle steroidle kombine olarak kullanılır.
Sadece ALL tedavisinde kullanılır.
Pankreasa toksik olduğu için insülin sentezini bozarak hiperglisemi yapabilir.
Amonyum oluşumuna bağlı (asparajin yıkılırken) koma oluşturabilir.
L – Asparaginaz (Krisantaspas) piyasada Leunase adıyla bulunmaktadır.
[l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за]
Retinoik asit (Tretionin)(ATRA):
Piyasada Vesanoid adıyla bulunmaktadır.
[tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA]
Arsenik trioksit: Türkiye’de bulunmamaktadır.
[arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d'arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen]
ÇOCUKLAR İÇİN LÖSEMİ TEDAVİSİ
4 – 5 Hafta İndüksiyon
- 1. Vincristine iv, haftada bir x 4 hafta
- 2. Dexamethasone Pox28 gün (standart risk için) prednisone Pox28 gün (Yüksek risk için)
- 3. L-Asparaginase (E.coli): im, 3 kere/hafta x 3 hafta; L – Asparaginase (PEG): 1 doz
- 4. Yalnız yüksek risk için: Daunomycin iv, haftada bir x 4 hafta
- 5. İntratekal cytosine arabinoside 1.gün, intratekal methotrexate 8 gün
Konsolidasyon
- 1. İntratekal methotrexate, haftada bir x 4 hafta
- 2. Kranial RT (yüksek risk – yavaş yanıt veren; tanıda SSS hastalığı)
- 3. Hergün oral 6-Mercaptopurine
- 4. Yüksek riskli hastalar ayrıca Cytoxan, cytosine arabinoside alır
Ara idame*
- 1. Hergün oral 6 – mercaptopurine
- 2. Haftada bir oral methotrexate
- 3. Standart risk: vincristine ayda bir ve beş gün artı her ay prednisone ayda bir kere.
Gecikmiş Yoğunlaştırma*
- 1. İndüksiyona benzer şekilde yeniden indüksiyon, yüksek riskli hastalarda dexamethasone prednisone’un, adriamycin, dauromycin’nin yerini alır.
- 2. Yeniden konsolidasyon: ALL li hastalarda Cytoxan, cytosine arabinoside ve 6 – thiogvaine verilir.
İdame*
- 1. Vincristine ayda bir kez
- 2. Dexamethasone (standart risk) ya da prednisone (yüksek risk) ataklar: 5 gün/ay
- 3. Her gün oral 6 – mercaptopurine
- 4. Haftada bir oral methotrexate
*Bu dönemler sırasında ek intratekal methotrexate devam edilir
(kaynak: NELSON Essentials of PEDIATRICS 4.baskı, sayfa 658)
LÖSEMİDE KEMOTERAPİ İLAÇLARI:
ALKİLLEYİCİLER
Etki mekanizması: Döneme özgü olmayan tipte ilaçlardır. Hücreleri her dönemde etkilerler. Pozitif yük içeren karbonyum türevi pozitif yüküyle, negatif yükle yüklü nükleik asidlerin arasına kovalent bağla geridönüşsüz bağlanır. Bağlanmanın özelliği çapraz olmasıdır. DNA zinciri arasına çapraz bağlanarak alkilleme gerçekleştirilmiş olur. Alkilleyicilerin hücrelerde oluşturdukları yapısal bozukluklar radyasyonun hücrede yaptığı etkiye benzer. Bu nedenle bu ilaçlara radyomimetik ilaçlar adı da verilir.
Bu grupta siklofosfamid bulunmaktadır.
Siklofosfamid: en fazla immünsüpresyon(bağışıklık sistemini baskılayan) yapan kemoterapi ilacıdır. Bu özelliği nedeniyle romatoid artrit, behçet hastalığı tedavisinde de kullanılır.
Steril hemorojik sistit oluştururlar. Bundan sorumlu olan akrolein metabolitidir. Bu etkinin antidotu(tedavisi) mesna’dır.
Kemik iliğine toksik etkisi en çabuk başlayan buna karşın en çabuk düzelendir.
Belirgin alopesi (kellik) oluştururlar.
Siklofosfamid, piyasada Endoxan, Syklofosfamid ve Alkyloxan adlarıyla bulunmaktadır.
[cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid]
ANTİMETABOLİTLER
Etki mekanizması: Bu gruptaki ilaçlar ‘S’ dönemine özgü etki gösterirler.
1.Folik Asit Antimetabolitleri:
Metotreksat
Etki mekanizması: Hücrelerin dihidrofolat redüktaz enzimini inhibe eder ve folik asit antimetaboliti gibi davranır. Dolayısıyla DNA, RNA ve ATP sentezi için gerekli pürin bazlarının sentezi (yapımı) durur. Protein sentezi bozulur.
Yan etkileri: ağızda ülserler ve stomatit yapar. Hepatotoksik (karaciğere toksik etkilidir) ve akciğerde fibrozis ortaya çıkarır. Toksik etkileri önlemek için folinik asit (Lökovorin) ile birlikte verilir.
Metotreksat, piyasada Emthexate, Methotrexate Amphar B.V., Methotrexate DBL, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan adlarıyla bulunmaktadır.
[metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat - folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique]
2.Pürin Antimetabolitleri:
Merkaptopürin (6 – merkaptpürin):
Bir ön ilaçtır. HGPRT enzimi tarafından aktif metabolit olan 6 – thioinosinic aside çevrilir. 6 – thioinosinic asitte inozinattan adenin ve guanin sentezini bloke eder. Etki gösteren 6 – thioinosinic asid, ksantin oksidaz tarafından ürik aside çevrilir ve vücuttan atılır.
Allopürinol; ksantin oksidazı inhibe eder ve 6 – thioinosonic asidin parçalanmaını engeller. Dolayısıyla 6 – merkaptopürinin etkinliğini belirgin olarak arttırır.
Belirgin hiperürisemi yapar.
HGPRT; Lesch – Nyan’da eksiktir. Bu sendromda 6 – merkaptopürin aktif şekline dönüşemediği için etki gösteremez.
Merkaptopürin, piyasada Mercaptopurine ve Puri – Nethol adlarıyla bulunmaktadır.
[mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin]
Tioguanin:
Esas olarak AML tedavisinde kullanılır.
[tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin]
3.Pirimidin Antimetabolitleri:
Sitarabin (Sitozin Arabinozid):
Oluşan trifosfat türevi; DNA polimeraz α’nın kopetitif inhibitörüdür. Böylece deoksiribonükleotitlerden DNA oluşumu önlenmiş olur.
AML’de kullanılır.
Sitozin Arabinozid (Sitarabin), piyasada Alexan, Ara – cell, Cytarabine, Cytarabine DBL, Cytonal adlarıyla bulunmaktadır.
[cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C]
BİTKİSEL KAYNAKLI KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Vinkristin:
Mikrotübül oluşumunu bloke eder ve mitozu metafazda durdurur.
Karaciğerde metabolize edilip safra ile atılır.
Çocuk lösemilerinde ve çocuk solid tümörlerinde (Willm’s tümörü, nöroblastom, rabdomiyosarkom) kullanılır.
Periferik nöropati oluşturabilir. Uygunsuz ADH sendromu yapabilir.
Vinkristin piyasada Vincristine Amphar B.V. , Vincristine Sulphate DBL, Vincristine Teva adları ile bulunmaktadır.
[vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин]
ANTİBİYOTİK KÖKENLİ KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Daktinomisin (Aktinomisin D):
En güçlü kemoterapi ilacıdır. Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Çocukluk çağı solid tümörlerinin tedavisinde kullanılır.
Safra ile atılır.
[actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D]
Daunorubisin:
Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Topoizomeraz II’ye bağlanarak DNA yarılması (cleavage) oluşturur.
Fe iyonu varlığında oksijen radikalleri oluşturup DNA KIRIĞI yapabilirler.
Kardiyotoksik yan etkisi bulunmaktadır. EKG bozuklukları ve kardiyomyopati yapabilirler. Bu yan etkiyi önlemek için demir şelatörleri (deksrazoksane) ve tokoferol kullanılır.
Daunorubisin piyasada Daunomicina adı ile bulunmaktadır.
[daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн]
Doksorubisin:
Daunorubisin gibi kardiyotoksik etkileri vardır, kardiyomyopati yapabilir.
İdrarı geçici olarak kırmızıya boyar.
Doksorubisin Hidroklorür piyasada Adriblastina, Celyx, Doxoteva adları ile bulunmaktadır.
[doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин]
Bleomisin:
Fe iyonu ile birleşerek serbest radikal oluşturur. Bu nedenle kromozom kırıkları oluşturabilir. Etki gösterebilmesi için Fe gereklidir. Bu nedenle hipokrom mikrositer anemide etkisi azalır.
‘’G2’’ dönemine özgüdür.
Akciğerlerde pnömoni ve fibrozis oluştururlar.
Bleomisin piyasada Bleocin – S, Bleolem adları ile bulunmaktadır.
[bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna]
İdarubisin hidroklorür: Piyasada Zavedos adıyla bulunmaktadır.
[idarubicin, idarubicyna, Идарубицин]
DİĞER KEMOTERAPİ İLAÇLARI
L – Asparaginaz (Krisantaspas):
Bir enzimdir. Asparajini aspartik aside yıkar. Böylelikle vücut sıvılarının asparajin stokunu azaltır. Asparajin düzeyi düşünce; lösemi hücrelerinde protein sentezi azalır. Böylelikle lösemi hücrelerini öldürür.
G1 dönemine etkilidir.
Kemik iliğini baskılamaz.
En sık yan etkisi protein yapıda olduğu için allerjik reaksiyondur. Bu nedenle steroidle kombine olarak kullanılır.
Sadece ALL tedavisinde kullanılır.
Pankreasa toksik olduğu için insülin sentezini bozarak hiperglisemi yapabilir.
Amonyum oluşumuna bağlı (asparajin yıkılırken) koma oluşturabilir.
L – Asparaginaz (Krisantaspas) piyasada Leunase adıyla bulunmaktadır.
[l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за]
Retinoik asit (Tretionin)(ATRA):
Piyasada Vesanoid adıyla bulunmaktadır.
[tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA]
Arsenik trioksit: Türkiye’de bulunmamaktadır.
[arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d'arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen]
LÖSEMİDE KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU
De novo AML ve nükseden ALL vakalarında, uzun süreli iyileşmenin sağlanabilmesi için tek umut, allojenik transplantasyondur. Sadece kemoterapi ile iyileşme hızları; AML için % 15 – % 30 arasındadır. 60 yaş altı hastalarda allojenik transplantasyon sonrası iyileşme hızı % 40 – % 60 arasında değişmekte ve işleme bağlı mortalite hızı ise % 20 – % 25 arasında olmaktadır. Başlangıç indüksiyon tedavisi sonrasında (ilk iyileşme) kemik iliği transplantasyonu geçirenlerin sonuçları, hastalığın nüks etmesi sonrasında (ikinci iyileşme) geçirenlerden daha iyi olmaktadır. Ancak; kemoterpödik rejimler, ilk iyileşme sonrasında transplantasyon sonrasında olduklarından daha etkilidirler. Ve ikinci iyileşme sırasında uygulanan transplantasyon ile iyileşme hala % 25 olmaktadır. hastalarda kemik iliği transplantasyonu için en uygun zamanın ne zaman olacağına karar vermek için, nüks hızı yüksek hastaların sitogenetik verileri çok yardımcı olmaktadır. prognozu daha kötğ ve transplantasyona uygun hastalarda, bu işlem daha erken dönemde yapılırken, hastalık özellikleri daha olumlu olan hastalar, transplantasyon öncesinde kemoterapiden yarar görebilmektedirler ve ancak hastalık nüksederse nüks sonrası kemik iliği transplantasyonu uygulanabilir.
ALL de, AML’de olduğu gibi, prognoz ne kadar kötüyse transplantasyon o kadar erken önerilmektedir. Çalışmalar; Philladelphia kromozomu pozitif olan, beyaz küre sayısı yüksek olan, ilk iyileşmesi uzun sürede gerçekleşen hastaların ilk iyileşme döneminde yapılan kemik iliği transplantasyonundan yarar gördüklerini göstermektedir. Erken dönemde yapılan transplantasyon da sağkalım hızı, % 40 – % 44 arasında değişirken, diğer tedavilerde bu hız % 20’dir. ALL li ve ikinci iyileşme sonrası nüks gelişen hastaların kemik iliği nakli ve deneysel tedaviler dışında pek bir seçeneği bulunmamaktadır.
Yaş ileri olduğu için veya HLA’sı uygun verici bulunmdığı için allojenik nakil yapılamayan AML li hastalara otolog kemik iliği veya kök hücre nakli önerilebilir. Kemik iliği veya periferik kök hücreler hastalardan alınır, in vitro olarak neoplastik (kanser hücreleri) hücreler temizlenir ve kemik iliğini yok edecek kadar yüksek dozda kemoterapi ve radyoterapi sonrasında, temizlenmiş olan kemik iliği tekrar hastaya verilir. Hastalarda % 10’a kadar varan oranlarda iliği tutmaması ve diğer komplikasyonlara bağlı ölüm gerçekleşir. Ancak, uzun süreli sağkalım hızları, % 20 ile % 40 arasında değişmekte ve tek başına kemoterapiye göre iyileşme şansı biraz daha iyi olmaktadır.
[hematopoietic stem cell transplantation, stem cell transplantation, transplantace kostní dřeně, stammzelltransplantation, trasplante de médula ósea, transplantation de moelle, kaulų čiulpų ląstelių transplantacija, Przeszczepienie szpiku kostnego, transplante de medula óssea, Трансплантация гемопоэтических стволовых клеток, luuydinsiirto, stamcellstransplantation]
(kaynak: CECIL Essentials of Medicine 5.baskı, sayfa 418)
Lösemi nedir?
Lösemi kanda bulunan lökosit yani beyaz küre hücrelerinin anormal sayıda yükselmesiyle karakterize kan kanseridir. Kanımızda bulunan beyaz küreler vücudumuzun savunma hücreleridir. Normalde herhangi bir patojen, mikrorganizma veya vücudun yabancı algıladığı herhangi bir şey vücudumuza girdiğinde lökosit dediğimiz beyaz küre hücreleri çoğalırlar, genel veya lokal bir bölgeye giderler, vücudumuzun savunma işlevi için mutlak gerekli hücrelerimizdir. Birçok nedene bağlı kanımızda beyaz küre hücrelerinin-lökositlerin anormal sayıda çoğalması kısaca kan kanseri diyebileceğimiz lösemi tablosunu oluşturur. Lösemilerin köken aldığı lökosit yani beyaz küre hücre tipine göre bir çok alt tipi bulunmaktadır. Kısaca lösemiler kanımızda bulunan bu lökosit- beyaz küre hücrelerden veya bunların öncüllerinden köken alan kan kanserleridirler.
Beyaz küre hücreleri ve özellikleri;
İşte lösemiler kanımızda bulunan bu lökosit- beyaz küre hücrelerden veya bunların öncüllerinden köken alan kan kanserleridirler.
Lösemi tipleri
Akut Lösemi
Lösemi genel olarak Dünyada her 100000 kişiden 8 ile 10’unda görülmektedir bu oran prostat kanseri için 100000’de 42, meme kanseri için 100000’de 62’dir. Akut lösemiler, hücre nesline göre, hücre tipine göre, genetik zeminine göre, hücre yüzeyi-hücre içi işaretleme ve moleküler çalışmalara göre alt tiplere ayrılmaktadır. ALL (Akut lenfoblastik lösemi) adındaki alt tipi çocuklarda daha sık görülmektedir, AML (Akut myeloblastik lösemi) dediğimiz alt tipi ise yetişkinde ALL’den biraz daha sık görülmektedir, çocuklarda çok nadirdir. AML genellikle 65 yaş civarında çok sık görülmektedir. Kısaca özetlemek gerekirse erişkin lösemilerinin %90’ı AML (%10’u ALL) iken; çocukluk lösemilerinin %90’ı ALL’dir (%10’u AML). AML ve ALL arasındaki farklar; tanısal, tedavi biçimi, yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından önemlidir.
Yukarıda 100000’de görülen lösemi sıklığının ülkelere göre dağılımı verilmiştir. Görüldüğü gibi ülkemizde çevresindeki ülkelere göre biraz daha sık görülmektedir. Türkiye sıklık açısından, Ortadoğu’da Irak ve Ürdün’den sonra üçüncü, Avrupa’da ilk sıralardadır.
Bilinen nedenler:
En sık henüz bilemediğimiz nedenlere bağlı ortaya çıkmaktadır. Bunun dışında bazı etkenler lösemilere neden olabilmektedir bunlar:
- Benzen
- Alkilleyici ajanlar(melfelan ve nitrözüreler)
- Radyasyon: en sık ALL (Akut lenfoblastik lösemi)’ye neden olmaktadır.
- Ailevi sebepler
- Bazı kan hastalıklarına ikincil gelişebilmektedir; Paroksismal noktürnal hemoglobinüri, myelodisplastik sendrom, kronik myeloid lösemi, polistemi vera ve primer myelofibrozis: Akut lösemiye dönüşebilir.
- Kromozom anomalileri: yapısal ve sayısal kromozom bozukluklarında sık rastlanır. ALL (Akut lenfoblastik lösemi)’de çocuklarda en sık görülen translokasyon t(12;21) ve t(1;19), t(8;14) ve t(11;14)’dir. Yetişkin ALL’de en sık Philladelphia pozitifliği t(9;22) vardır.
Akut promyelositik lösemi = t(15;17)
Akut monositik lösemi = t(9;11)
AMLM2 = t(8;21) en sık görülen kromozom anomalisidir.
Sınıflama
Akut Lenfoblastik(Lenfositer) Lösemi [ALL]
Beyaz kürelerden lenfosit hücre veya lenfosit öncül hücrelerinden köken alır.
ALL FAB sınıflaması
L1: Çocuklarda sık görülmektedir. Hücre tipi; belirsiz tek çekirdekçik, çekirdek/stoplazma oranı yüksek, PAS (+) ile boyanabilen hücre, çekirdekçik içermez. %84 B lenfosit hücre öncülü dediğimiz preB kökenlidir. Hastalığın gidişatı ve sonlanışı yani prognozu ALL tipleri içinde en iyi olanıdır.
L2: Yetişkinlerde sık görülmektedir. Hücre tipi; homojen olmayan, çekirdek/stoplazma oranı düşük, birden çok çekirdekçik içeren, düzensiz çekirdek yüzeyi bulunmaktadır, PAS boya (+) ile boyanan hücrelerdir. Hücrelerin kökeni büyük oranda T lenfosit hücre kökenlidir. Hastalığın gidişatı ve sonlanışı yani prognozu kötüdür.
L3: Büyüklü-küçüklü lenfoblastlar (lenfosit öncüllerinden) köken almaktadır, stoplazmalarında belirgin vakuolizasyon vardır. Hücre yüzeyinde yüzey immünglobulin yapısı B lenfosit hücre ALL’dir. PAS(-) boya ile boyanmayan tek ALL alt tipidir. En az görülen ve prognozu (hastalığın gidişatı ve sonlanışı) en kötü olan ALL alt tipidir. Hastalık süresince laktik asidoz ve tümör lizis sendromunun sık görülüdüğü tiptir. Diğer bir önemli özelliği Ebstein Barr Virüs-EBV ile ilişkilisi bilinen ALL alttipidir. Burkitt lenfoma ile benzerlik gösterir.
Hücre yüzey belirteçlerine göre yapılan sınıflamada ise;
|
T hücreli
|
B hücreli |
CALLA Pozitif |
CALLA negatif |
|
|
Sıklık %
|
15 – 20 | 1 – 3 | 65 | 15 |
|
HTL ag
|
+ | - | - | - |
|
E- Rozet
|
+ | - | - | - |
|
CALLA
|
- | - | + | - |
|
slg
|
- | + | - | - |
| HTL ag: İnsan T lenfosit antijeni slg: Yüzey immünglobulin |
T lenfosit hücre kökenli ALL ile birlikte mediastinal (göğüs bölgesinde) kitle olabilir. Prognozu kötüdür.
Akut Myeloblastik(Myelositik) Lösemi [AML]
Beyaz kürelerin myelositer hücrelerden veya öncüllerinden (nötrofil, bazofil, eozinofil ve monosit öncül hücreleri) köken alır.
AML Sınıflaması
M0: Tek tip hücrelerden oluşan, farklılaşmamış, olgunlaşmayan hücre öncüllerinden köken alır. PAS (-) boya ile boyanmaz.
M1: Minimal Differansiye Myeloblastik Lösemi (çok az olgunlaşan veya farklılaşan myeloblastik hücre kökenli lösemi): PAS (-) boya ile boyanmaz.
M2: Differansiye Myeloblastik Lösemi (maturasyon olan, olgunlaşmış, farklılaşmış myeloblastik hücre kökenli lösemi): en sık görülen ve iyi prognozlu tipdir. Myeloperoksidaz pozitif, Auer rod(+++)’lar pozitiftir (auer rod, bazı AML alt tiplerinde görülen beyaz küre öncüllerindeki özel bir görünümü olan azurofilik granüler yapılardır, var olması iyi prognoz göstergesidir) (en sık M2’de görülür), kromozomal olarak t(8:21) translokasyon vardır.
M3: Akut promyelositik lösemi, auer rod(+) pozitiftir. Myeloperoksidaz pozitiftir. Bimalone denen sedef ilacı AML M3’e neden olabilmektedir. DIC (dissemine intravasküler koagülasyon) tablosuna en çok yol açan AML’dir. Kromozomal olarak t(15;17) translokasyon vardır. ATRA tedavisi (retinoik asit, tretionin) 45 mg/m² 30-60 gün süre ile bölünmüş dozlarda verilebilir. Sitogenetik remisyon sağlar, yani t(15;17) translokasyonu negatifleştirir. Bu tedavi olanağı sebebiyle prognozu, yani hastalık seyri ve sonlanışı en iyi olan tiptir. Tamama yakın kür sağlanabilmektedir.
M4: Myleomonositik lösemi, myeloperoksidaz (++), esteraz (+++), dişeti hiperplazisi
M5: Monoblastik lösemi, myeloperoksidaz (+/-), esteraz (+++), dişeti hiperplazisi. AML M4 – M5’de idrar ve serumda lizozim artmıştır. Myelodisplastik Sendrom en çok AML M5’e dönüşür. T(9;11) translokasyon kötü prognozludur. 2 yaş altı çocuklarda en sık görülen AML’dir(2 yaş altı %46).
M6: Eritrolösemi (Di-guglielmo sendromu): ANA (+), Coombs (+), sinovit görülebilir(eklem sıvısı iltihabı). En az görülen AML alttipidir.
M7: Megakaryoblastik lösemi: Down sendromlu bebeklerde görülebilir (Down sendromlu çocuklarda normalde en sık görülen lösemi, çocuklarda en sık görülen lösemi olan ALL’dir, fakat Down sendromlu çocuklarda AML M7 sıklığı artmıştır).
Lösemi belirtiler
Lösemi klinik, kanser belirtiler, çocuklarda lösemi belirtileri
Çocuklarda löseminin en sık belirtisi (bulgusu) ateştir(%70), yetişkinlerde saptanan en sık belirtisi ise anmeiye ait halsizlik, yorgunluktur ve ateştir. Bunun dışında solukluk, kanamalar, kemik ağrıları ve sık enfeksiyonlar görülür. Kısaca lösemi belirtileri pansitopeni dediğimiz tablo ile kendini göstermektedir. Pansitopeni semptomu, lösemide bir seri hücrelerin çok artmasına bağlı olarak bu kanser hücrelerinin kanda bulunan diğer hücreleri baskılaması sonucu oluşan bulguların genel adıdır. Lösemiye (kan kanseri) neden olan lökosit (beyaz küre) hücrelerinin çok artması kırmızı küre hücrelerini (eritrositler) baskılarsa anemi dediğimiz klinik ve buna ait halsizlik, yorgunluk, solukluk şikayet ve bulguları görülmektedir. Bu hücreler nötrofil hücrelerini baskılarsa (nötropeni oluşursa) kanımızda bulunan savunma hücremiz baskılanacağı için sık enfeksiyon bulguları olacaktır. Kanımızda pıhtılaşmayı sağlayan trombosit dediğimiz hücreler azalırsa (trombositopeni tablosu) sık olarak derimizde küçük kanama odakları (peteşi, purpura) veya ciddi kanamalara neden olacaktır.
purpura (deride görülen küçük kanama odakları)
Akut lösemilerde en sık ölüm nedeni enfeksiyonlardır. En sık görülen mikrobiyolojik ajan pseudomonas aerognosa’dır.
Lösemilerin ekstramedüller bulgular (kan ve kemik iliği dışı bulgular) görülebilmektedir. Bunlar; lenf bezi tutulumu – lenfadenopati, karaciğer ve dalak tutulumu – hepatosplenomegali sık rastlanan bulgulardandır. ALL’de periostun (kemik zarı) tutulumu ya da medüller genişleme (kemik iliği tutulumu)’sine bağlı kemik ağrısı ilk semptom – şikayet olabilir.
Santral Sinir Sisitemi – nörolojik tutulumu ALL’de daha sık ama tanı anında <5% olup en sık relaps (yeniden tekrar oluşan – nüks) olan yerlerdendir. Kafa çiftlerinden (kafa sinirlerinden) en sık VI ve VII’nci kafa çiftleri tutulur. ALL’de ayrıca testis tutulumu da olabilir ve en sık relaps yerlerinden biridir, ağrısız testis büyümesi ile tanınır. Promyelositik leösemi (AML-M3), DIC ile prezente olabilir. AML-M5’de dişeti hiperplazisi (dişeti tutulumu) sıktır. T-hücreli ALL mediastinal kitle (timus bezi ve göğüs bölgesi lenf bezleri tutulumu) ile birlikte olabilir.
AML’de testis tutulmu nadirdir. Kloroma (lösemik hücrelerden oluşan lokalize tümör kitlesi) özellikle retroorbital (göz arkası) ve epidural olmakla beraber her yerde görülebilir.
NEONATAL LÖSEMİ
Yenidoğan döneminde görülen çok nadir bir lösemi tipidir. Diğer çocukluk çağı lösemilerinden en önemli farkı olguların çoğunun (%85) AML olmasıdır. Çocukluk çağınagöre diğer önemli farkta genellikle bu olgularda derinin blastlarla infiltre olmasıdır (Leukemia cutis, cildi tutulumu). Anemi genellikle yoktur. En önemli faktör Down Sendromudur.
Lösemi seyri boyunca oluşan komplikasyonlardan biri ve en önemlisi tümör lizis sendromudur(Tumor lysis syndrome) (en sık Burkitt Lenfomada görülür). Özellikle blast yükü yüksek olan hastalarda tedaviye başlandıktan sonra görülür yani çoğalan kanser hücrelerinin tedaviyle ani olarak yıkımına bağlı ortaya çıkmaktadır. Önlemek için lökosit >100.000/mm³ olan hastalara kemoterapiden önce parsiyel kan değişimi veya plazmaferez yapılır. Tümör lizis sendromunda hücre yıkımı sonucunda;
- Hiperürisemi (en sık)
- Hiperkalemi
- Hiperfosfatemi
- Hipokalsemi
- Akut böbrek yetmezliği görülür.
Tedavisinde; bol sıvı, allopürinol (allopurinol), idrar alkalizasyonu (NaHCO₃), gerekirse Ca verilir ve fosfor bağlayan ilaçlar (AlOH) verilebilir.
Diğer komplikasyonlar;
- Kanama: Ciddi santral sinir sistemi (SSS)(beyin) kanamaları genellikle trombosit sayısı 20.000/mm³ altına düşünce görülür.
- Hiperlökositozis: Lökosit sayısı 100.000/mm³ üzerine çıkmıştır. SSS, pulmoner (Akciğer) yatakta ciddi enfarktüs ve kanamalar oluşabilir.
- Enfeksiyon: Pnömosistis carini (Pneumocystis jirovecii), mantar(candida), bakteriyel ve viral enfeksiyonlar.
- Nötropenik sespsis(Febrile neutropenia): Nötrofil hücrelerin aşırı azalmasına bağlı oluşan ateştir. Klasik üçlüsü: nötropeni (nötrofil sayısının mm³’de 500’ün altına düşmesi, ateş ve enfeksiyon odağının olmamasıdır. Tüm kültürler alındıktan sonra 3. Kuşak sefalosporin+aminoglikozid verilir.
Relaps (nüks – tekrarlama): özellikle tedavi kesildikten sonraki 2 yıl içinde görülür.
Nüks en sık kemik iliğinde görülmektedir. İkinci sıklıkta santral sinir sistemi ve testislerde olmaktadır.
Çocukluk çağı ALL’ lerinde T hücre kaynaklılarda, B hücre kaynaklılara göre daha yüksek oranda nüks riski taşır.
Lösemilerde Prognoz (hastalığın gidişatı ve sonlanışı)
Lösemilerde prognozu (hastalığın gidişatı ve sonlanışı) yetişkin ve çocuklarda ayrı ayrı ele almak gerekir.
ÇOCUKLAR İÇİN ALL (Akut Lonfoblasit/Lenfositer Lösemi) PROGNOZ (HASTALIĞIN GİDİŞATI VE SONLANIŞI) KRİTERLERİ
İYİ PROGNOZ
- 1 – 9 yaş aralığında olma
- B hücre prekürsör fenotipi (olgunlaşmamış B hücre lenfosit öncülleri kökenli) ve sitolojik olarak ALL L1 tip
- Lökosit sayısı (beyaz küre) < 50.000/mm³
- Translokasyon t(12;21), t(12;22) pozitifliği
- Hiperdiploidi (en iyi gösterge, en sık görülen düşük risk faktörü)
- Trizomi 4 ve 10
- Santral sinir sistemi (beyin), testis ve mediasten (göğüs timus bezi ve lenf bezi) tutulumu olmayan
- Tedaviye erken yanıt
ALL’de en önemli prognoz faktörü uygun risk sınıfı yapıp ona göre tedaviyi belirlemektir. Tedavi yoksa hastalık ölümcül olduğu için en önemli prognostik faktör tedavidir (Nelson 2007 bilgisi)
KÖTÜ PROGNOZ
- Matür B hücreliler (olgun B hücreli) ve sitolojik olarak L3 tipi
- <1 yaş ve 10 yaş≤ üzerinde olma
- Lökosit sayısı (beyaz küre) > 50.000/mm³
- Hipodiploidi
- Santral sinir sistemi (beyin ve omurilik) tutulumu, hepatosplenomegali (karaciğer ve dalak tutulumu) olan, lenadenopati (lenf bezi tutulumu), mediasten (timus bezi ve lenf bezi tutulumu) olan lösemiler
- Translokasyon t(9;22) [Philladelphia] yada bcr – abl füzyonu ve t(4;11) olması
- Translokasyon t(1;19) olması
- Tedaviye erken yanıtın kötü olması (tedaviye yanıt vermeme ya da tedavi sonrası 22. veya 23. Günde kanda blast sayısının hala >%5 olması. En kötü prognoz kriteri.
YETİŞKİNLER İÇİN ALL KÖTÜ PROGNOZ KRİTERLERİ
- 1 yaştan küçük, 10 yaştan büyük olmak
- Erkek olmak
- Testis tutulumu
- Lökosit (beyaz küre) sayısının > 30.000 mm³
- Philladelphia kromozomunun t(9;22) (+) olması
- Remisyona ulaşma süresinin 4 haftadan uzun olması
- Zenci ırk
- Santral sinir sistemi tutulumu olan
- L3 alt tipi
YETİŞKİNLER İÇİN ALL İYİ PROGNOZ KRİTERLERİ
- Trizomi 4 ve 10 kromozom anomalileri
- Translokasyon t(12;21) varlığı
T hücre kökenli ALL prognoz iyi
ÇOCUKLAR İÇİN AML KÖTÜ PROGNOZ GÖSTERGELERİ (Nelson 2007 bilgisi)
- Lökosit sayısı ve dalak büyüklüğü ile belirlenen blast (hücre sayısının) yükünün fazla olması (ilk gelişte lökosit sayısı ne kadar yüksekse, remisyon[aktif hastalığın yatışması] oranı o kadar az ve nüks riski o kadar fazladır).
- < 2 yaş – > 4 yaş
- Auer cisminin olmaması
- Monoblastik tip M5 veya M7 alt tipi
- M4 alt tipi
- Sekonder AML (M5)
- İlk gelişte lökosit (beyaz küre) sayısının >100.000/mm³ olması
- Splenomegali (dalak tutulumu)
- Monozomi 7 (7q-), delesyon del 7, t(4;11)
- İlk kür sonunda yanıt olmayışı (tedavinin 15.gününde kemik iliğinde blastların [öncül hücrelerin] >%5 olması)
Blast kavramı neyi gösterir? Kan kanseri dediğimiz lösemide lökosit (beyaz küre) sayısı kontrolsüzce çoğalması nedeniyle kemik iliğinde olgunlaşmadan bu hücreler kana geçmektedir. Tedavi ile bu hücrelerin gerektiği kadar azalmaması ne yazık ki kötü prognoz göstergesidir.
ÇOCUKLAR İÇİN AML İYİ PROGNOZ GÖSTERGELERİ (Nelson 2007 bilgisi)
- Lökosit (beyaz küre sayısı) < 100.000 mm³
- Herhangi bir nedene bağlı ikincil gelişmemesi yani sekonder AML olmaması
- Auer rod ile birlikte olan M1, M2 alt tipleri (auer rod, bazı AML alt tiplerinde görülen beyaz küre öncüllerindeki özel bir görünümü olan azurofilik granüler yapılardır, var olması iyi prognoz göstergesidir).
- AML M3
- AML M4
- AML M6
- Down sendromuna ikincil gelişen AML
- İndüksiyon tedavisine hızlı cevap
- Translokasyon t(8;21), t(15;17), inv16
- AML M3’de ATRA (retinoik asit) tedavisine yanıt ve prognoz mükemmeldir.
YETİŞKİNLER İÇİN AML KÖTÜ PROGNOZ KRİTERLERİ
- 2 yaşından küçük, 60 yaşıdan büyük
- İkincil gelişen, sekonder AML
- Tedaviye dirençli olan translokasyon t(9;11), trizomi 8, 5 ve 7.kromozom anomalileri
- Lökosit (beyaz küre) sayısının 100.000’den fazla olması
- Hızlı çoğalan blastların (öncül hücrelerin) olması
- M0, M5, M6, M7 alt tipler
- Laboratuarda LDH yüksekliği, Auer rod’ların olmaması
YETİŞKİNLER İÇİN AML İYİ PROGNOZ KRİTERLERİ
- Auer rod’ların (+) olduğu M2, M3 alt tipleri
- 16. Kromozomda inversiyon, t(15;17), t(8;21) anomalileri
LÖSEMİDE LABORATUAR
LÖSEMİDE TANI
Hemoglobin, eritosit, nötrofil ve trombosit düşüktür. Normositik anemi vardır. Lökosit genellikle yüksektir, bu lökositlerin çoğu blastlardır, matür (olgun) lökositler azdır. Lökosit sayısı ALL’de 30.000, AML’de genellikle 100.000 mm³’den fazladır. Fakat lökosit sayısı normal, düşük olabilir (%10-15). Potasyun (K⁺) ve fosfor (P⁻) düşüklüğü en sık rastlanan elektrolit bozukluğudur.
Periferik yaymada blastlar görülür. Ürik asit yüksektir. LDH yüksektir. AML M4-M5 alt tiplerinde serum muramidaz artmıştır.
Özellikle ALL L3 alt tipinde laktik asidoz ve tanı anında tümör lizis sendromu eşlik edebilir.
Lösemi tanısı periferik yayma ve kemik iliği incelemesi ile konulur. Normal kemik iliğinde blast sayısı %5’den azdır. Çocuklar için blast sayısı %25’den fazla ise lösemi tanısı alır. Erişkinler için lösemi tanısı içi blast sayısının %20’in üstünde olması yeterlidir.
ALL’de en sık laboratuar bulgusu ‘’normokrom normositer anemi’’ dir.
Akut promiyelositer lösemide (AML M3) koagülasyon testleri de yapılmalıdır, çünkü bu hastalarda yaygın damar içi pıhtılaşması (DİK) artmıştır.
AML’de peroksidaz ve sudan-black boyama testi pozitiftir. ALL’de negatiftir.
AML M7’de kemik iliğinde skleroz sık görüldüğünden kemik iliği aspirasyonu yerine biyopsi yapılması gerekebilir.
Akut Myeloblastik Lösemi (AML) ile Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL)’nin Ayırd Edilmesine Yardım Eden Laboratuar Bulguları:
| AML | ALL | |
| Lösemi blastlarına ait morfoloji | Stoplazmada granüller; auer çubukları olabilir
Çok sayıda çekirdekçik |
Agranüler, bazofilik stoplazma
Düzenli; belirteç çekirdekçikli katlanmış çekirdek |
| Histokimya | Myeloperoksidaz – pozitif | Myeloperoksidaz – negatif
PAS – pozitif |
| Stoplazmik belirteçler | - | Terminal deoksinükleotidil transferaz (Tdt) – pozitif |
| Yüzey belirteçleri (olguların yüzdesi) | - | B hücre belirteçleri (%5)
T hücre belirteçleri (%15 – 20): CD2, 3 veya 5 CALLA (%50 – 65): CD10 |
| Sitogenetik ve onkogenetik anormallikler | M3: t(15;17) anormal retinoik asit reseptör geni
M5: t(9;11) |
L3: t(8;14) anormal c-myc
Bazı ALL’lerde: Ph1 bcr:abl füzyon geni (Philladelphia geni) |
lösemi tedavisi, lösemi tedavileri, tedavi lösemi tedavisi, lösemi nedir tedavisi, kemik iliği nakli, lösemi nedeni, lösemi nedenleri, kök hücre nakli, kök hücre transplantasyonu, lösemi ve tedavisi, lösemi hastalığının tedavisi, lösemi ile ilgili yazı, lösemi hastalik, lösemi hastalığı ile ilgili bilgiler, lösemi hastalığı hakkında bilgi, lösemi hastalığı nedir, akut myeloid lösemi, lösemi nedenleri, akut lenfoblastik lösemi, löseminin belirtileri, akut myeloblastik lösemi, lösemi hastalığı hakkında bilgi, aml nedir, lösemi neden olur, akut lenfoblastik lösemi, lösemi hastalık, lösemi hakkında herşey, lösemi hastalığı ile ilgili bilgiler, anemi belirtileri, kanser belirtileri, yetişkinlerde lösemi belirtileri, çocuklarda lösemi belirtileri, kansızlık belirtileri, lösemi belirtileri, all nedir, aml lösemi nedir, çocuklarda löseminin belirtileri, yetişkinlerde all lösemi, leukemia, hematopoietic stem cell transplantation, stem cell transplantation, transplantace kostní dřeně, stammzelltransplantation, trasplante de médula ósea, transplantation de moelle, kaulų čiulpų ląstelių transplantacija, Przeszczepienie szpiku kostnego, transplante de medula óssea, Трансплантация гемопоэтических стволовых клеток, luuydinsiirto, stamcellstransplantation, lösemi nedir, lenfoma belirtileri, down sendromu lösemi, bimalone, bimalone lösemi, aml, all, t(12;21), t(1;19), t(8;14), t(11;14), t(9;11), t(8;21), kloroma, nötropenik sepsis, febrile neutropenia, trizomi 4 ve 10, philladelphia, bcr – abl, auer rod, auer çubuk, DİK, DIC, yaygın damar içi pıhtılaşması, dissemine intravasküler koagülasyon, philladelphia geni, nötrofil, bazofil, eozinofil, lenfosit, monosit, makrofaj, dentritik hücre, hemorojik sistit
tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA, vesanoid, PML/RAR alfa, PML, ARA-C, t(15;17), antrasiklin, anthracycline, intratekal metotreksat, oral metotreksat, siklofosfamid, cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid, endoxan, syklofosfamid, alkyloxan, metotreksat, metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat, folinik asit, lökovorin, folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique, emthexate, methotrexate amphar b.v., methotrexate dbl, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan, methotrexate amphar, merkaptopürin, 6 – merkaptopürin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin, Mercaptopurine, Puri – Nethol, tioguanin, tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin, sitarabin, sitozin arabinozid, cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C, alexan, ara – cell, cytarabine, cytarabine DBL, cytonal, vinkristin, vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин, vincristine amphar B.V. , vincristine sulphate DBL, vincristine teva, daktinomisin, aktinomisin d, actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D, daunorubisin, daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн, doksorubisin, doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин, adriblastina, celyx, doxoteva, bleomisin, bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna, bleocin – s, bleolem, idarubisin, idarubicin, idarubicyna, Идарубицин, zavedos, l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за, leunase, arsenik tiroksit, arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d’arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen
lösemi tedavisi, lösemi tedavileri, tedavi lösemi tedavisi, lösemi nedir tedavisi, kemik iliği nakli, kök hücre nakli, kök hücre transplantasyonu, lösemi ve tedavisi, lösemi hastalığının tedavisi, hematopoietic stem cell transplantation, stem cell transplantation, transplantace kostní dřeně, stammzelltransplantation, trasplante de médula ósea, transplantation de moelle, kaulų čiulpų ląstelių transplantacija, Przeszczepienie szpiku kostnego, transplante de medula óssea, Трансплантация гемопоэтических стволовых клеток, luuydinsiirto, stamcellstransplantation, tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA, vesanoid, PML/RAR alfa, PML, ARA-C, t(15;17), antrasiklin, anthracycline, intratekal metotreksat, oral metotreksat, siklofosfamid, cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid, endoxan, syklofosfamid, alkyloxan, metotreksat, metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat, folinik asit, lökovorin, folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique, emthexate, methotrexate amphar b.v., methotrexate dbl, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan, methotrexate amphar, merkaptopürin, 6 – merkaptopürin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin, Mercaptopurine, Puri – Nethol, tioguanin, tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin, sitarabin, sitozin arabinozid, cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C, alexan, ara – cell, cytarabine, cytarabine DBL, cytonal, vinkristin, vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин, vincristine amphar B.V. , vincristine sulphate DBL, vincristine teva, daktinomisin, aktinomisin d, actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D, daunorubisin, daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн, doksorubisin, doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин, adriblastina, celyx, doxoteva, bleomisin, bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna, bleocin – s, bleolem, idarubisin, idarubicin, idarubicyna, Идарубицин, zavedos, l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за, leunase, arsenik tiroksit, arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d’arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen, hemorojik sistit
De novo AML ve nükseden ALL vakalarında, uzun süreli iyileşmenin sağlanabilmesi için tek umut, allojenik transplantasyondur. Sadece kemoterapi ile iyileşme hızları; AML için % 15 – % 30 arasındadır. 60 yaş altı hastalarda allojenik transplantasyon sonrası iyileşme hızı % 40 – % 60 arasında değişmekte ve işleme bağlı mortalite hızı ise % 20 – % 25 arasında olmaktadır. Başlangıç indüksiyon tedavisi sonrasında (ilk iyileşme) kemik iliği transplantasyonu geçirenlerin sonuçları, hastalığın nüks etmesi sonrasında (ikinci iyileşme) geçirenlerden daha iyi olmaktadır. Ancak; kemoterpödik rejimler, ilk iyileşme sonrasında transplantasyon sonrasında olduklarından daha etkilidirler. Ve ikinci iyileşme sırasında uygulanan transplantasyon ile iyileşme hala % 25 olmaktadır. hastalarda kemik iliği transplantasyonu için en uygun zamanın ne zaman olacağına karar vermek için, nüks hızı yüksek hastaların sitogenetik verileri çok yardımcı olmaktadır. prognozu daha kötğ ve transplantasyona uygun hastalarda, bu işlem daha erken dönemde yapılırken, hastalık özellikleri daha olumlu olan hastalar, transplantasyon öncesinde kemoterapiden yarar görebilmektedirler ve ancak hastalık nüksederse nüks sonrası kemik iliği transplantasyonu uygulanabilir.
ALL de, AML’de olduğu gibi, prognoz ne kadar kötüyse transplantasyon o kadar erken önerilmektedir. Çalışmalar; Philladelphia kromozomu pozitif olan, beyaz küre sayısı yüksek olan, ilk iyileşmesi uzun sürede gerçekleşen hastaların ilk iyileşme döneminde yapılan kemik iliği transplantasyonundan yarar gördüklerini göstermektedir. Erken dönemde yapılan transplantasyon da sağkalım hızı, % 40 – % 44 arasında değişirken, diğer tedavilerde bu hız % 20’dir. ALL li ve ikinci iyileşme sonrası nüks gelişen hastaların kemik iliği nakli ve deneysel tedaviler dışında pek bir seçeneği bulunmamaktadır.
Yaş ileri olduğu için veya HLA’sı uygun verici bulunmdığı için allojenik nakil yapılamayan AML li hastalara otolog kemik iliği veya kök hücre nakli önerilebilir. Kemik iliği veya periferik kök hücreler hastalardan alınır, in vitro olarak neoplastik (kanser hücreleri) hücreler temizlenir ve kemik iliğini yok edecek kadar yüksek dozda kemoterapi ve radyoterapi sonrasında, temizlenmiş olan kemik iliği tekrar hastaya verilir. Hastalarda % 10’a kadar varan oranlarda iliği tutmaması ve diğer komplikasyonlara bağlı ölüm gerçekleşir. Ancak, uzun süreli sağkalım hızları, % 20 ile % 40 arasında değişmekte ve tek başına kemoterapiye göre iyileşme şansı biraz daha iyi olmaktadır.
[hematopoietic stem cell transplantation, stem cell transplantation, transplantace kostní dřeně, stammzelltransplantation, trasplante de médula ósea, transplantation de moelle, kaulų čiulpų ląstelių transplantacija, Przeszczepienie szpiku kostnego, transplante de medula óssea, Трансплантация гемопоэтических стволовых клеток, luuydinsiirto, stamcellstransplantation]
(kaynak: CECIL Essentials of Medicine 5.baskı, sayfa 418)
LÖSEMİ TEDAVİ
YETİŞKİNLER İÇİN LÖSEMİ TEDAVİSİ
Akut Myeloblastik Lösemi – AML tedavisi pek çok açıdan Akut Lenfoblastik Lösemi – ALL tedavisinden farklılık göstermektedir. Tedavi indüksiyon tedavisiyle başlayıp, 4 – 6 ay süren pekiştirici ve yoğun tedaviyi içermektedir. ALL’den farklı olarak; AML’de idame tedavisinin iyileşme süresini uzatma anlamında belirlenmiş bir rolü olmamaktadır. Ayrıca AML’de rutin Santral Sinir Sistemi profilaksisi gerekmemektedir. Antrasiklin (daunorubisin veya idarubisin) ve sitozin arabinozid içeren çeşitli kemoterapi rejimleri, erişkinlerde %60 – %80 tam iyileşme sağlamışlardır. İndüksiyon tedavisinin başarısız olduğu hastaların prognozu kötüdür, ancak bu hastalar epidofilotoksin veya yüksek doz sitozin arabinozid gibi çapraz tepkiye girmeyen ilaçlarla tedavi edilmektedir.
Uzun süreli iyileşme hızları (iyileşme sonrası sağkalımın 5 yıldan uzun sürmesi olarak tanımlanır) sadece kemoterapiyle %15 – %30 arasında değişirken, löseminin bazı alt tiplerinde sadece kemoterapiyle iyileşme hızları çok daha fazla olmaktadır. Translokasyon t(8;21) ve inv (16) ile ilişkili AML, genellikle, yüksek doz sitozin arabinozidle yapılan pekiştirici tedaviye cevap verir ve hastaların % 50 – % 70’i sadece kemoterapi ile iyileşir. Bu tip AML’si olan hastalar, kemoterapi sonrası nüks göstermiyorlarsa, transplantasyona aday değillerdir. Birincil dirençli hastalıkta kemoterapinin tek başına kullanılması veya kötü prognozlu lösemide nüks sonrası ikinci bir iyileşme sağlanması nadiren başarılı olmaktadır, bu hastalara, yaş ve verici açısından uygulanırsa ilk iyileşme döneminde transplantasyon önerilmelidir. Başlıca komorbideteleri ve/veya ikincil lösemisi olan yaşlı hastalar iyileşmeyi başlatabilecek saldırgan kemoterapödik rejimleri tolere edemeyebilirler ve bu hastalar için, cevap hızı çok düşük ve mortalitesi yükek olan destekleyici tedaviler uygun olabilir.
Akut Promyelositik Löseminin – AML M3 Tedavisi:
Akut Promyelositik Löseminin benzersiz biyolojisi, tedavisini diğer lösemilerin tedavisinden farklı kılmaktadır. Akut Promyelositik hücreleri büyük granülleri ve AML için karakteristik olan auer rod (çubuk) ları içeren promyelositik hücrelerdir. Komplikasyonlar; granül içeriğinin salınmasıyla gelişen ve hayati tehlike yaşayan koagülopatilerdir. Bu hücrelerdeki benzersiz kromozomal yer değiştirme t(15;17), benzersiz bir füzyon proteini (PML/RAR alfa) oluşumuna neden olmaktadır. Nükleer harekete geçirici proteinle (PML) kromozom 17’deki retinoik asit reseptörünün bileşiminden oluşan bu protein promyelositik farklılaşmaya engel olmakta ve proliferasyonu teşvik etmektedir. Akut promyelositik löseminin, all-trans retinoik asit (ATRA) ile tedavisinin, olgunlaşmamış blast hücrelerinin olgun nötrofillere farklılaşmasına olanak tanıyarak ve hastaların %90’a varan oranda klinik olarak iyileşmesini sağlayarak, bu etkinin üstesinden geldiği gösterilmiştir.
YETİŞKİNLER İÇİN LÖSEMİ TEDAVİSİ ÖZET:
ALL TEDAVİSİ
Akut: Prednisolon + Vinkristin (remisyon indüksiyonu) ± antrasiklin, siklofosfamid, L-asparaginaz
Konsolidasyon: SSS profilaksisinde intratekal Metotreksat + radyoterapi
İdame: oral metotreksat + merkaptopurin
Kemik iliği transplantasyonu (kemik iliği nakli)(KIT): ikinci relapstan sonra (ikinci nüksten sonra)
AML TEDAVİSİ
ARA-C (Sitozin arabinozid 100 – 200 mg/m² 5 – 7 gün iv infüzyon + daunorubicin 45 – 60 mg/m² 3 gün verilir.
Kemik iliği nakli (KIT): daha çok ikinci remisyondan sonra yapılmaktadır. Allojenik veya purging yöntemiyle KIT yapılmaktadır.
AML M3’de ATRA (retinoik asit, tretionin) verilir. ATRA 45 mg/m² dozunda 30 – 60 gün süreyle bölünmüş dozlarda verilir. Sitogenetik remisyon sağlar yani t(15;17) kromozom anormalliği düzeltir. Dirençli olgularda arsenik verilir.
(kaynak: CECİL Essentials of Medicine 5.baskı, sayfa 417 – 418)
LÖSEMİDE KEMOTERAPİ İLAÇLARI:
ALKİLLEYİCİLER
Etki mekanizması: Döneme özgü olmayan tipte ilaçlardır. Hücreleri her dönemde etkilerler. Pozitif yük içeren karbonyum türevi pozitif yüküyle, negatif yükle yüklü nükleik asidlerin arasına kovalent bağla geridönüşsüz bağlanır. Bağlanmanın özelliği çapraz olmasıdır. DNA zinciri arasına çapraz bağlanarak alkilleme gerçekleştirilmiş olur. Alkilleyicilerin hücrelerde oluşturdukları yapısal bozukluklar radyasyonun hücrede yaptığı etkiye benzer. Bu nedenle bu ilaçlara radyomimetik ilaçlar adı da verilir.
Bu grupta siklofosfamid bulunmaktadır.
Siklofosfamid: en fazla immünsüpresyon(bağışıklık sistemini baskılayan) yapan kemoterapi ilacıdır. Bu özelliği nedeniyle romatoid artrit, behçet hastalığı tedavisinde de kullanılır.
Steril hemorojik sistit oluştururlar. Bundan sorumlu olan akrolein metabolitidir. Bu etkinin antidotu(tedavisi) mesna’dır.
Kemik iliğine toksik etkisi en çabuk başlayan buna karşın en çabuk düzelendir.
Belirgin alopesi (kellik) oluştururlar.
Siklofosfamid, piyasada Endoxan, Syklofosfamid ve Alkyloxan adlarıyla bulunmaktadır.
[cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid]
ANTİMETABOLİTLER
Etki mekanizması: Bu gruptaki ilaçlar ‘S’ dönemine özgü etki gösterirler.
1.Folik Asit Antimetabolitleri:
Metotreksat
Etki mekanizması: Hücrelerin dihidrofolat redüktaz enzimini inhibe eder ve folik asit antimetaboliti gibi davranır. Dolayısıyla DNA, RNA ve ATP sentezi için gerekli pürin bazlarının sentezi (yapımı) durur. Protein sentezi bozulur.
Yan etkileri: ağızda ülserler ve stomatit yapar. Hepatotoksik (karaciğere toksik etkilidir) ve akciğerde fibrozis ortaya çıkarır. Toksik etkileri önlemek için folinik asit (Lökovorin) ile birlikte verilir.
Metotreksat, piyasada Emthexate, Methotrexate Amphar B.V., Methotrexate DBL, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan adlarıyla bulunmaktadır.
[metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat - folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique]
2.Pürin Antimetabolitleri:
Merkaptopürin (6 – merkaptpürin):
Bir ön ilaçtır. HGPRT enzimi tarafından aktif metabolit olan 6 – thioinosinic aside çevrilir. 6 – thioinosinic asitte inozinattan adenin ve guanin sentezini bloke eder. Etki gösteren 6 – thioinosinic asid, ksantin oksidaz tarafından ürik aside çevrilir ve vücuttan atılır.
Allopürinol; ksantin oksidazı inhibe eder ve 6 – thioinosonic asidin parçalanmaını engeller. Dolayısıyla 6 – merkaptopürinin etkinliğini belirgin olarak arttırır.
Belirgin hiperürisemi yapar.
HGPRT; Lesch – Nyan’da eksiktir. Bu sendromda 6 – merkaptopürin aktif şekline dönüşemediği için etki gösteremez.
Merkaptopürin, piyasada Mercaptopurine ve Puri – Nethol adlarıyla bulunmaktadır.
[mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin]
Tioguanin:
Esas olarak AML tedavisinde kullanılır.
[tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin]
3.Pirimidin Antimetabolitleri:
Sitarabin (Sitozin Arabinozid):
Oluşan trifosfat türevi; DNA polimeraz α’nın kopetitif inhibitörüdür. Böylece deoksiribonükleotitlerden DNA oluşumu önlenmiş olur.
AML’de kullanılır.
Sitozin Arabinozid (Sitarabin), piyasada Alexan, Ara – cell, Cytarabine, Cytarabine DBL, Cytonal adlarıyla bulunmaktadır.
[cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C]
BİTKİSEL KAYNAKLI KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Vinkristin:
Mikrotübül oluşumunu bloke eder ve mitozu metafazda durdurur.
Karaciğerde metabolize edilip safra ile atılır.
Çocuk lösemilerinde ve çocuk solid tümörlerinde (Willm’s tümörü, nöroblastom, rabdomiyosarkom) kullanılır.
Periferik nöropati oluşturabilir. Uygunsuz ADH sendromu yapabilir.
Vinkristin piyasada Vincristine Amphar B.V. , Vincristine Sulphate DBL, Vincristine Teva adları ile bulunmaktadır.
[vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин]
ANTİBİYOTİK KÖKENLİ KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Daktinomisin (Aktinomisin D):
En güçlü kemoterapi ilacıdır. Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Çocukluk çağı solid tümörlerinin tedavisinde kullanılır.
Safra ile atılır.
[actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D]
Daunorubisin:
Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Topoizomeraz II’ye bağlanarak DNA yarılması (cleavage) oluşturur.
Fe iyonu varlığında oksijen radikalleri oluşturup DNA KIRIĞI yapabilirler.
Kardiyotoksik yan etkisi bulunmaktadır. EKG bozuklukları ve kardiyomyopati yapabilirler. Bu yan etkiyi önlemek için demir şelatörleri (deksrazoksane) ve tokoferol kullanılır.
Daunorubisin piyasada Daunomicina adı ile bulunmaktadır.
[daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн]
Doksorubisin:
Daunorubisin gibi kardiyotoksik etkileri vardır, kardiyomyopati yapabilir.
İdrarı geçici olarak kırmızıya boyar.
Doksorubisin Hidroklorür piyasada Adriblastina, Celyx, Doxoteva adları ile bulunmaktadır.
[doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин]
Bleomisin:
Fe iyonu ile birleşerek serbest radikal oluşturur. Bu nedenle kromozom kırıkları oluşturabilir. Etki gösterebilmesi için Fe gereklidir. Bu nedenle hipokrom mikrositer anemide etkisi azalır.
‘’G2’’ dönemine özgüdür.
Akciğerlerde pnömoni ve fibrozis oluştururlar.
Bleomisin piyasada Bleocin – S, Bleolem adları ile bulunmaktadır.
[bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna]
İdarubisin hidroklorür: Piyasada Zavedos adıyla bulunmaktadır.
[idarubicin, idarubicyna, Идарубицин]
DİĞER KEMOTERAPİ İLAÇLARI
L – Asparaginaz (Krisantaspas):
Bir enzimdir. Asparajini aspartik aside yıkar. Böylelikle vücut sıvılarının asparajin stokunu azaltır. Asparajin düzeyi düşünce; lösemi hücrelerinde protein sentezi azalır. Böylelikle lösemi hücrelerini öldürür.
G1 dönemine etkilidir.
Kemik iliğini baskılamaz.
En sık yan etkisi protein yapıda olduğu için allerjik reaksiyondur. Bu nedenle steroidle kombine olarak kullanılır.
Sadece ALL tedavisinde kullanılır.
Pankreasa toksik olduğu için insülin sentezini bozarak hiperglisemi yapabilir.
Amonyum oluşumuna bağlı (asparajin yıkılırken) koma oluşturabilir.
L – Asparaginaz (Krisantaspas) piyasada Leunase adıyla bulunmaktadır.
[l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за]
Retinoik asit (Tretionin)(ATRA):
Piyasada Vesanoid adıyla bulunmaktadır.
[tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA]
Arsenik trioksit: Türkiye’de bulunmamaktadır.
[arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d'arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen]
ÇOCUKLAR İÇİN LÖSEMİ TEDAVİSİ
4 – 5 Hafta İndüksiyon
- 1. Vincristine iv, haftada bir x 4 hafta
- 2. Dexamethasone Pox28 gün (standart risk için) prednisone Pox28 gün (Yüksek risk için)
- 3. L-Asparaginase (E.coli): im, 3 kere/hafta x 3 hafta; L – Asparaginase (PEG): 1 doz
- 4. Yalnız yüksek risk için: Daunomycin iv, haftada bir x 4 hafta
- 5. İntratekal cytosine arabinoside 1.gün, intratekal methotrexate 8 gün
Konsolidasyon
- 1. İntratekal methotrexate, haftada bir x 4 hafta
- 2. Kranial RT (yüksek risk – yavaş yanıt veren; tanıda SSS hastalığı)
- 3. Hergün oral 6-Mercaptopurine
- 4. Yüksek riskli hastalar ayrıca Cytoxan, cytosine arabinoside alır
Ara idame*
- 1. Hergün oral 6 – mercaptopurine
- 2. Haftada bir oral methotrexate
- 3. Standart risk: vincristine ayda bir ve beş gün artı her ay prednisone ayda bir kere.
Gecikmiş Yoğunlaştırma*
- 1. İndüksiyona benzer şekilde yeniden indüksiyon, yüksek riskli hastalarda dexamethasone prednisone’un, adriamycin, dauromycin’nin yerini alır.
- 2. Yeniden konsolidasyon: ALL li hastalarda Cytoxan, cytosine arabinoside ve 6 – thiogvaine verilir.
İdame*
- 1. Vincristine ayda bir kez
- 2. Dexamethasone (standart risk) ya da prednisone (yüksek risk) ataklar: 5 gün/ay
- 3. Her gün oral 6 – mercaptopurine
- 4. Haftada bir oral methotrexate
*Bu dönemler sırasında ek intratekal methotrexate devam edilir
(kaynak: NELSON Essentials of PEDIATRICS 4.baskı, sayfa 658)
LÖSEMİDE KEMOTERAPİ İLAÇLARI:
ALKİLLEYİCİLER
Etki mekanizması: Döneme özgü olmayan tipte ilaçlardır. Hücreleri her dönemde etkilerler. Pozitif yük içeren karbonyum türevi pozitif yüküyle, negatif yükle yüklü nükleik asidlerin arasına kovalent bağla geridönüşsüz bağlanır. Bağlanmanın özelliği çapraz olmasıdır. DNA zinciri arasına çapraz bağlanarak alkilleme gerçekleştirilmiş olur. Alkilleyicilerin hücrelerde oluşturdukları yapısal bozukluklar radyasyonun hücrede yaptığı etkiye benzer. Bu nedenle bu ilaçlara radyomimetik ilaçlar adı da verilir.
Bu grupta siklofosfamid bulunmaktadır.
Siklofosfamid: en fazla immünsüpresyon(bağışıklık sistemini baskılayan) yapan kemoterapi ilacıdır. Bu özelliği nedeniyle romatoid artrit, behçet hastalığı tedavisinde de kullanılır.
Steril hemorojik sistit oluştururlar. Bundan sorumlu olan akrolein metabolitidir. Bu etkinin antidotu(tedavisi) mesna’dır.
Kemik iliğine toksik etkisi en çabuk başlayan buna karşın en çabuk düzelendir.
Belirgin alopesi (kellik) oluştururlar.
Siklofosfamid, piyasada Endoxan, Syklofosfamid ve Alkyloxan adlarıyla bulunmaktadır.
[cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid]
ANTİMETABOLİTLER
Etki mekanizması: Bu gruptaki ilaçlar ‘S’ dönemine özgü etki gösterirler.
1.Folik Asit Antimetabolitleri:
Metotreksat
Etki mekanizması: Hücrelerin dihidrofolat redüktaz enzimini inhibe eder ve folik asit antimetaboliti gibi davranır. Dolayısıyla DNA, RNA ve ATP sentezi için gerekli pürin bazlarının sentezi (yapımı) durur. Protein sentezi bozulur.
Yan etkileri: ağızda ülserler ve stomatit yapar. Hepatotoksik (karaciğere toksik etkilidir) ve akciğerde fibrozis ortaya çıkarır. Toksik etkileri önlemek için folinik asit (Lökovorin) ile birlikte verilir.
Metotreksat, piyasada Emthexate, Methotrexate Amphar B.V., Methotrexate DBL, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan adlarıyla bulunmaktadır.
[metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat - folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique]
2.Pürin Antimetabolitleri:
Merkaptopürin (6 – merkaptpürin):
Bir ön ilaçtır. HGPRT enzimi tarafından aktif metabolit olan 6 – thioinosinic aside çevrilir. 6 – thioinosinic asitte inozinattan adenin ve guanin sentezini bloke eder. Etki gösteren 6 – thioinosinic asid, ksantin oksidaz tarafından ürik aside çevrilir ve vücuttan atılır.
Allopürinol; ksantin oksidazı inhibe eder ve 6 – thioinosonic asidin parçalanmaını engeller. Dolayısıyla 6 – merkaptopürinin etkinliğini belirgin olarak arttırır.
Belirgin hiperürisemi yapar.
HGPRT; Lesch – Nyan’da eksiktir. Bu sendromda 6 – merkaptopürin aktif şekline dönüşemediği için etki gösteremez.
Merkaptopürin, piyasada Mercaptopurine ve Puri – Nethol adlarıyla bulunmaktadır.
[mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin]
Tioguanin:
Esas olarak AML tedavisinde kullanılır.
[tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin]
3.Pirimidin Antimetabolitleri:
Sitarabin (Sitozin Arabinozid):
Oluşan trifosfat türevi; DNA polimeraz α’nın kopetitif inhibitörüdür. Böylece deoksiribonükleotitlerden DNA oluşumu önlenmiş olur.
AML’de kullanılır.
Sitozin Arabinozid (Sitarabin), piyasada Alexan, Ara – cell, Cytarabine, Cytarabine DBL, Cytonal adlarıyla bulunmaktadır.
[cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C]
BİTKİSEL KAYNAKLI KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Vinkristin:
Mikrotübül oluşumunu bloke eder ve mitozu metafazda durdurur.
Karaciğerde metabolize edilip safra ile atılır.
Çocuk lösemilerinde ve çocuk solid tümörlerinde (Willm’s tümörü, nöroblastom, rabdomiyosarkom) kullanılır.
Periferik nöropati oluşturabilir. Uygunsuz ADH sendromu yapabilir.
Vinkristin piyasada Vincristine Amphar B.V. , Vincristine Sulphate DBL, Vincristine Teva adları ile bulunmaktadır.
[vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин]
ANTİBİYOTİK KÖKENLİ KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Daktinomisin (Aktinomisin D):
En güçlü kemoterapi ilacıdır. Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Çocukluk çağı solid tümörlerinin tedavisinde kullanılır.
Safra ile atılır.
[actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D]
Daunorubisin:
Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Topoizomeraz II’ye bağlanarak DNA yarılması (cleavage) oluşturur.
Fe iyonu varlığında oksijen radikalleri oluşturup DNA KIRIĞI yapabilirler.
Kardiyotoksik yan etkisi bulunmaktadır. EKG bozuklukları ve kardiyomyopati yapabilirler. Bu yan etkiyi önlemek için demir şelatörleri (deksrazoksane) ve tokoferol kullanılır.
Daunorubisin piyasada Daunomicina adı ile bulunmaktadır.
[daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн]
Doksorubisin:
Daunorubisin gibi kardiyotoksik etkileri vardır, kardiyomyopati yapabilir.
İdrarı geçici olarak kırmızıya boyar.
Doksorubisin Hidroklorür piyasada Adriblastina, Celyx, Doxoteva adları ile bulunmaktadır.
[doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин]
Bleomisin:
Fe iyonu ile birleşerek serbest radikal oluşturur. Bu nedenle kromozom kırıkları oluşturabilir. Etki gösterebilmesi için Fe gereklidir. Bu nedenle hipokrom mikrositer anemide etkisi azalır.
‘’G2’’ dönemine özgüdür.
Akciğerlerde pnömoni ve fibrozis oluştururlar.
Bleomisin piyasada Bleocin – S, Bleolem adları ile bulunmaktadır.
[bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna]
İdarubisin hidroklorür: Piyasada Zavedos adıyla bulunmaktadır.
[idarubicin, idarubicyna, Идарубицин]
DİĞER KEMOTERAPİ İLAÇLARI
L – Asparaginaz (Krisantaspas):
Bir enzimdir. Asparajini aspartik aside yıkar. Böylelikle vücut sıvılarının asparajin stokunu azaltır. Asparajin düzeyi düşünce; lösemi hücrelerinde protein sentezi azalır. Böylelikle lösemi hücrelerini öldürür.
G1 dönemine etkilidir.
Kemik iliğini baskılamaz.
En sık yan etkisi protein yapıda olduğu için allerjik reaksiyondur. Bu nedenle steroidle kombine olarak kullanılır.
Sadece ALL tedavisinde kullanılır.
Pankreasa toksik olduğu için insülin sentezini bozarak hiperglisemi yapabilir.
Amonyum oluşumuna bağlı (asparajin yıkılırken) koma oluşturabilir.
L – Asparaginaz (Krisantaspas) piyasada Leunase adıyla bulunmaktadır.
[l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за]
Retinoik asit (Tretionin)(ATRA):
Piyasada Vesanoid adıyla bulunmaktadır.
[tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA]
Arsenik trioksit: Türkiye’de bulunmamaktadır.
[arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d'arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen]
lösemi tedavisi, lösemi tedavileri, tedavi lösemi tedavisi, lösemi nedir tedavisi, kemik iliği nakli, kök hücre nakli, kök hücre transplantasyonu, lösemi ve tedavisi, lösemi hastalığının tedavisi, hematopoietic stem cell transplantation, stem cell transplantation, transplantace kostní dřeně, stammzelltransplantation, trasplante de médula ósea, transplantation de moelle, kaulų čiulpų ląstelių transplantacija, Przeszczepienie szpiku kostnego, transplante de medula óssea, Трансплантация гемопоэтических стволовых клеток, luuydinsiirto, stamcellstransplantation, tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA, vesanoid, PML/RAR alfa, PML, ARA-C, t(15;17), antrasiklin, anthracycline, intratekal metotreksat, oral metotreksat, siklofosfamid, cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid, endoxan, syklofosfamid, alkyloxan, metotreksat, metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat, folinik asit, lökovorin, folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique, emthexate, methotrexate amphar b.v., methotrexate dbl, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan, methotrexate amphar, merkaptopürin, 6 – merkaptopürin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin, Mercaptopurine, Puri – Nethol, tioguanin, tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin, sitarabin, sitozin arabinozid, cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C, alexan, ara – cell, cytarabine, cytarabine DBL, cytonal, vinkristin, vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин, vincristine amphar B.V. , vincristine sulphate DBL, vincristine teva, daktinomisin, aktinomisin d, actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D, daunorubisin, daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн, doksorubisin, doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин, adriblastina, celyx, doxoteva, bleomisin, bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna, bleocin – s, bleolem, idarubisin, idarubicin, idarubicyna, Идарубицин, zavedos, l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за, leunase, arsenik tiroksit, arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d’arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen, hemorojik sistit
lösemi tedavisi, lösemi tedavileri, tedavi lösemi tedavisi, lösemi nedir tedavisi, kemik iliği nakli, lösemi nedeni, lösemi nedenleri, kök hücre nakli, kök hücre transplantasyonu, lösemi ve tedavisi, lösemi hastalığının tedavisi, lösemi ile ilgili yazı, lösemi hastalik, lösemi hastalığı ile ilgili bilgiler, lösemi hastalığı hakkında bilgi, lösemi hastalığı nedir, akut myeloid lösemi, lösemi nedenleri, akut lenfoblastik lösemi, löseminin belirtileri, akut myeloblastik lösemi, lösemi hastalığı hakkında bilgi, aml nedir, lösemi neden olur, akut lenfoblastik lösemi, lösemi hastalık, lösemi hakkında herşey, lösemi hastalığı ile ilgili bilgiler, anemi belirtileri, kanser belirtileri, yetişkinlerde lösemi belirtileri, çocuklarda lösemi belirtileri, kansızlık belirtileri, lösemi belirtileri, all nedir, aml lösemi nedir, çocuklarda löseminin belirtileri, yetişkinlerde all lösemi, leukemia, hematopoietic stem cell transplantation, stem cell transplantation, transplantace kostní dřeně, stammzelltransplantation, trasplante de médula ósea, transplantation de moelle, kaulų čiulpų ląstelių transplantacija, Przeszczepienie szpiku kostnego, transplante de medula óssea, Трансплантация гемопоэтических стволовых клеток, luuydinsiirto, stamcellstransplantation, lösemi nedir, lenfoma belirtileri, down sendromu lösemi, bimalone, bimalone lösemi, aml, all, t(12;21), t(1;19), t(8;14), t(11;14), t(9;11), t(8;21), kloroma, nötropenik sepsis, febrile neutropenia, trizomi 4 ve 10, philladelphia, bcr – abl, auer rod, auer çubuk, DİK, DIC, yaygın damar içi pıhtılaşması, dissemine intravasküler koagülasyon, philladelphia geni, makrofaj, nötrofil, eozinofil, bazofil, lenfosit, monosit, dentritik hücre, hemorojik sistit
tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA, vesanoid, PML/RAR alfa, PML, ARA-C, t(15;17), antrasiklin, anthracycline, intratekal metotreksat, oral metotreksat, siklofosfamid, cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid, endoxan, syklofosfamid, alkyloxan, metotreksat, metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat, folinik asit, lökovorin, folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique, emthexate, methotrexate amphar b.v., methotrexate dbl, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan, methotrexate amphar, merkaptopürin, 6 – merkaptopürin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin, Mercaptopurine, Puri – Nethol, tioguanin, tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin, sitarabin, sitozin arabinozid, cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C, alexan, ara – cell, cytarabine, cytarabine DBL, cytonal, vinkristin, vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин, vincristine amphar B.V. , vincristine sulphate DBL, vincristine teva, daktinomisin, aktinomisin d, actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D, daunorubisin, daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн, doksorubisin, doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин, adriblastina, celyx, doxoteva, bleomisin, bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna, bleocin – s, bleolem, idarubisin, idarubicin, idarubicyna, Идарубицин, zavedos, l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за, leunase, arsenik tiroksit, arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d’arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen
Çocuklarda löseminin en sık belirtisi (bulgusu) ateştir(%70), yetişkinlerde saptanan en sık belirtisi ise anmeiye ait halsizlik, yorgunluktur ve ateştir. Bunun dışında solukluk, kanamalar, kemik ağrıları ve sık enfeksiyonlar görülür. Kısaca lösemi belirtileri pansitopeni dediğimiz tablo ile kendini göstermektedir. Pansitopeni semptomu, lösemide bir seri hücrelerin çok artmasına bağlı olarak bu kanser hücrelerinin kanda bulunan diğer hücreleri baskılaması sonucu oluşan bulguların genel adıdır. Lösemiye (kan kanseri) neden olan lökosit (beyaz küre) hücrelerinin çok artması kırmızı küre hücrelerini (eritrositler) baskılarsa anemi dediğimiz klinik ve buna ait halsizlik, yorgunluk, solukluk şikayet ve bulguları görülmektedir. Bu hücreler nötrofil hücrelerini baskılarsa (nötropeni oluşursa) kanımızda bulunan savunma hücremiz baskılanacağı için sık enfeksiyon bulguları olacaktır. Kanımızda pıhtılaşmayı sağlayan trombosit dediğimiz hücreler azalırsa (trombositopeni tablosu) sık olarak derimizde küçük kanama odakları (peteşi, purpura) veya ciddi kanamalara neden olacaktır.
purpura (deride görülen küçük kanama odakları)
Akut lösemilerde en sık ölüm nedeni enfeksiyonlardır. En sık görülen mikrobiyolojik ajan pseudomonas aerognosa’dır.
Lösemilerin ekstramedüller bulgular (kan ve kemik iliği dışı bulgular) görülebilmektedir. Bunlar; lenf bezi tutulumu – lenfadenopati, karaciğer ve dalak tutulumu – hepatosplenomegali sık rastlanan bulgulardandır. ALL’de periostun (kemik zarı) tutulumu ya da medüller genişleme (kemik iliği tutulumu)’sine bağlı kemik ağrısı ilk semptom – şikayet olabilir.
Santral Sinir Sisitemi – nörolojik tutulumu ALL’de daha sık ama tanı anında <5% olup en sık relaps (yeniden tekrar oluşan – nüks) olan yerlerdendir. Kafa çiftlerinden (kafa sinirlerinden) en sık VI ve VII’nci kafa çiftleri tutulur. ALL’de ayrıca testis tutulumu da olabilir ve en sık relaps yerlerinden biridir, ağrısız testis büyümesi ile tanınır. Promyelositik leösemi (AML-M3), DIC ile prezente olabilir. AML-M5’de dişeti hiperplazisi (dişeti tutulumu) sıktır. T-hücreli ALL mediastinal kitle (timus bezi ve göğüs bölgesi lenf bezleri tutulumu) ile birlikte olabilir.
AML’de testis tutulmu nadirdir. Kloroma (lösemik hücrelerden oluşan lokalize tümör kitlesi) özellikle retroorbital (göz arkası) ve epidural olmakla beraber her yerde görülebilir.
NEONATAL LÖSEMİ
Yenidoğan döneminde görülen çok nadir bir lösemi tipidir. Diğer çocukluk çağı lösemilerinden en önemli farkı olguların çoğunun (%85) AML olmasıdır. Çocukluk çağınagöre diğer önemli farkta genellikle bu olgularda derinin blastlarla infiltre olmasıdır (Leukemia cutis, cildi tutulumu). Anemi genellikle yoktur. En önemli faktör Down Sendromudur.
Lösemi seyri boyunca oluşan komplikasyonlardan biri ve en önemlisi tümör lizis sendromudur(Tumor lysis syndrome) (en sık Burkitt Lenfomada görülür). Özellikle blast yükü yüksek olan hastalarda tedaviye başlandıktan sonra görülür yani çoğalan kanser hücrelerinin tedaviyle ani olarak yıkımına bağlı ortaya çıkmaktadır. Önlemek için lökosit >100.000/mm³ olan hastalara kemoterapiden önce parsiyel kan değişimi veya plazmaferez yapılır. Tümör lizis sendromunda hücre yıkımı sonucunda;
- Hiperürisemi (en sık)
- Hiperkalemi
- Hiperfosfatemi
- Hipokalsemi
- Akut böbrek yetmezliği görülür.
Tedavisinde; bol sıvı, allopürinol (allopurinol), idrar alkalizasyonu (NaHCO₃), gerekirse Ca verilir ve fosfor bağlayan ilaçlar (AlOH) verilebilir.
Diğer komplikasyonlar;
- Kanama: Ciddi santral sinir sistemi (SSS)(beyin) kanamaları genellikle trombosit sayısı 20.000/mm³ altına düşünce görülür.
- Hiperlökositozis: Lökosit sayısı 100.000/mm³ üzerine çıkmıştır. SSS, pulmoner (Akciğer) yatakta ciddi enfarktüs ve kanamalar oluşabilir.
- Enfeksiyon: Pnömosistis carini (Pneumocystis jirovecii), mantar(candida), bakteriyel ve viral enfeksiyonlar.
- Nötropenik sespsis(Febrile neutropenia): Nötrofil hücrelerin aşırı azalmasına bağlı oluşan ateştir. Klasik üçlüsü: nötropeni (nötrofil sayısının mm³’de 500’ün altına düşmesi, ateş ve enfeksiyon odağının olmamasıdır. Tüm kültürler alındıktan sonra 3. Kuşak sefalosporin+aminoglikozid verilir.
Relaps (nüks – tekrarlama): özellikle tedavi kesildikten sonraki 2 yıl içinde görülür.
Nüks en sık kemik iliğinde görülmektedir. İkinci sıklıkta santral sinir sistemi ve testislerde olmaktadır.
Çocukluk çağı ALL’ lerinde T hücre kaynaklılar, B hücre kaynaklılara göre daha yüksek oranda nüks riski taşır.
Lösemi nedir?
Lösemi kanda bulunan lökosit yani beyaz küre hücrelerinin anormal sayıda yükselmesiyle karakterize kan kanseridir. Kanımızda bulunan beyaz küreler vücudumuzun savunma hücreleridir. Normalde herhangi bir patojen, mikrorganizma veya vücudun yabancı algıladığı herhangi bir şey vücudumuza girdiğinde lökosit dediğimiz beyaz küre hücreleri çoğalırlar, genel veya lokal bir bölgeye giderler, vücudumuzun savunma işlevi için mutlak gerekli hücrelerimizdir. Birçok nedene bağlı kanımızda beyaz küre hücrelerinin-lökositlerin anormal sayıda çoğalması kısaca kan kanseri diyebileceğimiz lösemi tablosunu oluşturur. Lösemilerin köken aldığı lökosit yani beyaz küre hücre tipine göre bir çok alt tipi bulunmaktadır. Kısaca lösemiler kanımızda bulunan bu lökosit- beyaz küre hücrelerden veya bunların öncüllerinden köken alan kan kanserleridirler.
Lösemi tipleri
Akut Lösemi
Lösemi genel olarak Dünyada her 100000 kişiden 8 ile 10’unda görülmektedir bu oran prostat kanseri için 100000’de 42, meme kanseri için 100000’de 62’dir. Akut lösemiler, hücre nesline göre, hücre tipine göre, genetik zeminine göre, hücre yüzeyi-hücre içi işaretleme ve moleküler çalışmalara göre alt tiplere ayrılmaktadır. ALL (Akut lenfoblastik lösemi) adındaki alt tipi çocuklarda daha sık görülmektedir, AML (Akut myeloblastik lösemi) dediğimiz alt tipi ise yetişkinde ALL’den biraz daha sık görülmektedir, çocuklarda çok nadirdir. AML genellikle 65 yaş civarında çok sık görülmektedir. Kısaca özetlemek gerekirse erişkin lösemilerinin %90’ı AML (%10’u ALL) iken; çocukluk lösemilerinin %90’ı ALL’dir (%10’u AML). AML ve ALL arasındaki farklar; tanısal, tedavi biçimi, yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından önemlidir.
Yukarıda 100000’de görülen lösemi sıklığının ülkelere göre dağılımı verilmiştir. Görüldüğü gibi ülkemizde çevresindeki ülkelere göre biraz daha sık görülmektedir. Türkiye sıklık açısından, Ortadoğu’da Irak ve Ürdün’den sonra üçüncü, Avrupa’da ilk sıralardadır.
Bilinen nedenler:
En sık henüz bilemediğimiz nedenlere bağlı ortaya çıkmaktadır. Bunun dışında bazı etkenler lösemilere neden olabilmektedir bunlar:
- Benzen
- Alkilleyici ajanlar(melfelan ve nitrözüreler)
- Radyasyon: en sık ALL (Akut lenfoblastik lösemi)’ye neden olmaktadır.
- Ailevi sebepler
- Bazı kan hastalıklarına ikincil gelişebilmektedir; Paroksismal noktürnal hemoglobinüri, myelodisplastik sendrom, kronik myeloid lösemi, polistemi vera ve primer myelofibrozis: Akut lösemiye dönüşebilir.
- Kromozom anomalileri: yapısal ve sayısal kromozom bozukluklarında sık rastlanır. ALL (Akut lenfoblastik lösemi)’de çocuklarda en sık görülen translokasyon t(12;21) ve t(1;19), t(8;14) ve t(11;14)’dir. Yetişkin ALL’de en sık Philladelphia pozitifliği t(9;22) vardır.
Akut promyelositik lösemi = t(15;17)
Akut monositik lösemi = t(9;11)
AMLM2 = t(8;21) en sık görülen kromozom anomalisidir.
Sınıflama
Akut Lenfoblastik(Lenfositer) Lösemi [ALL]
Beyaz kürelerden lenfosit hücre veya lenfosit öncül hücrelerinden köken alır.
ALL FAB sınıflaması
L1: Çocuklarda sık görülmektedir. Hücre tipi; belirsiz tek çekirdekçik, çekirdek/stoplazma oranı yüksek, PAS (+) ile boyanabilen hücre, çekirdekçik içermez. %84 B lenfosit hücre öncülü dediğimiz preB kökenlidir. Hastalığın gidişatı ve sonlanışı yani prognozu ALL tipleri içinde en iyi olanıdır.
L2: Yetişkinlerde sık görülmektedir. Hücre tipi; homojen olmayan, çekirdek/stoplazma oranı düşük, birden çok çekirdekçik içeren, düzensiz çekirdek yüzeyi bulunmaktadır, PAS boya (+) ile boyanan hücrelerdir. Hücrelerin kökeni büyük oranda T lenfosit hücre kökenlidir. Hastalığın gidişatı ve sonlanışı yani prognozu kötüdür.
L3: Büyüklü-küçüklü lenfoblastlar (lenfosit öncüllerinden) köken almaktadır, stoplazmalarında belirgin vakuolizasyon vardır. Hücre yüzeyinde yüzey immünglobulin yapısı B lenfosit hücre ALL’dir. PAS(-) boya ile boyanmayan tek ALL alt tipidir. En az görülen ve prognozu (hastalığın gidişatı ve sonlanışı) en kötü olan ALL alt tipidir. Hastalık süresince laktik asidoz ve tümör lizis sendromunun sık görülüdüğü tiptir. Diğer bir önemli özelliği Ebstein Barr Virüs-EBV ile ilişkilisi bilinen ALL alttipidir. Burkitt lenfoma ile benzerlik gösterir.
Hücre yüzey belirteçlerine göre yapılan sınıflamada ise;
| AML | ALL | |
| Lösemi blastlarına ait morfoloji | Stoplazmada granüller; auer çubukları olabilir
Çok sayıda çekirdekçik |
Agranüler, bazofilik stoplazma
Düzenli; belirteç çekirdekçikli katlanmış çekirdek |
| Histokimya | Myeloperoksidaz – pozitif | Myeloperoksidaz – negatif
PAS – pozitif |
| Stoplazmik belirteçler | - | Terminal deoksinükleotidil transferaz (Tdt) – pozitif |
| Yüzey belirteçleri (olguların yüzdesi) | - | B hücre belirteçleri (%5)
T hücre belirteçleri (%15 – 20): CD2, 3 veya 5 CALLA (%50 – 65): CD10 |
| Sitogenetik ve onkogenetik anormallikler | M3: t(15;17) anormal retinoik asit reseptör geni
M5: t(9;11) |
L3: t(8;14) anormal c-myc
Bazı ALL’lerde: Ph1 bcr:abl füzyon geni (Philladelphia geni) |
T lenfosit hücre kökenli ALL ile birlikte mediastinal (göğüs bölgesinde) kitle olabilir. Prognozu kötüdür.
Akut Myeloblastik(Myelositik) Lösemi [AML]
Beyaz kürelerin myelositer hücrelerden veya öncüllerinden (nötrofil, bazofil, eozinofil ve monosit öncül hücreleri) köken alır.
AML Sınıflaması
M0: Tek tip hücrelerden oluşan, farklılaşmamış, olgunlaşmayan hücre öncüllerinden köken alır. PAS (-) boya ile boyanmaz.
M1: Minimal Differansiye Myeloblastik Lösemi (çok az olgunlaşan veya farklılaşan myeloblastik hücre kökenli lösemi): PAS (-) boya ile boyanmaz.
M2: Differansiye Myeloblastik Lösemi (maturasyon olan, olgunlaşmış, farklılaşmış myeloblastik hücre kökenli lösemi): en sık görülen ve iyi prognozlu tipdir. Myeloperoksidaz pozitif, Auer rod(+++)’lar pozitiftir (auer rod, bazı AML alt tiplerinde görülen beyaz küre öncüllerindeki özel bir görünümü olan azurofilik granüler yapılardır, var olması iyi prognoz göstergesidir) (en sık M2’de görülür), kromozomal olarak t(8:21) translokasyon vardır.
M3: Akut promyelositik lösemi, auer rod(+) pozitiftir. Myeloperoksidaz pozitiftir. Bimalone denen sedef ilacı AML M3’e neden olabilmektedir. DIC (dissemine intravasküler koagülasyon) tablosuna en çok yol açan AML’dir. Kromozomal olarak t(15;17) translokasyon vardır. ATRA tedavisi (retinoik asit, tretionin) 45 mg/m² 30-60 gün süre ile bölünmüş dozlarda verilebilir. Sitogenetik remisyon sağlar, yani t(15;17) translokasyonu negatifleştirir. Bu tedavi olanağı sebebiyle prognozu, yani hastalık seyri ve sonlanışı en iyi olan tiptir. Tamama yakın kür sağlanabilmektedir.
M4: Myleomonositik lösemi, myeloperoksidaz (++), esteraz (+++), dişeti hiperplazisi
M5: Monoblastik lösemi, myeloperoksidaz (+/-), esteraz (+++), dişeti hiperplazisi. AML M4 – M5’de idrar ve serumda lizozim artmıştır. Myelodisplastik Sendrom en çok AML M5’e dönüşür. T(9;11) translokasyon kötü prognozludur. 2 yaş altı çocuklarda en sık görülen AML’dir(2 yaş altı %46).
M6: Eritrolösemi (Di-guglielmo sendromu): ANA (+), Coombs (+), sinovit görülebilir(eklem sıvısı iltihabı). En az görülen AML alttipidir.
M7: Megakaryoblastik lösemi: Down sendromlu bebeklerde görülebilir (Down sendromlu çocuklarda normalde en sık görülen lösemi, çocuklarda en sık görülen lösemi olan ALL’dir, fakat Down sendromlu çocuklarda AML M7 sıklığı artmıştır).
Lösemilerde Prognoz (hastalığın gidişatı ve sonlanışı)
Lösemilerde prognozu (hastalığın gidişatı ve sonlanışı) yetişkin ve çocuklarda ayrı ayrı ele almak gerekir.
ÇOCUKLAR İÇİN ALL (Akut Lonfoblasit/Lenfositer Lösemi) PROGNOZ (HASTALIĞIN GİDİŞATI VE SONLANIŞI) KRİTERLERİ
İYİ PROGNOZ
- 1 – 9 yaş aralığında olma
- B hücre prekürsör fenotipi (olgunlaşmamış B hücre lenfosit öncülleri kökenli) ve sitolojik olarak ALL L1 tip
- Lökosit sayısı (beyaz küre) < 50.000/mm³
- Translokasyon t(12;21), t(12;22) pozitifliği
- Hiperdiploidi (en iyi gösterge, en sık görülen düşük risk faktörü)
- Trizomi 4 ve 10
- Santral sinir sistemi (beyin), testis ve mediasten (göğüs timus bezi ve lenf bezi) tutulumu olmayan
- Tedaviye erken yanıt
ALL’de en önemli prognoz faktörü uygun risk sınıfı yapıp ona göre tedaviyi belirlemektir. Tedavi yoksa hastalık ölümcül olduğu için en önemli prognostik faktör tedavidir (Nelson 2007 bilgisi)
KÖTÜ PROGNOZ
- Matür B hücreliler (olgun B hücreli) ve sitolojik olarak L3 tipi
- <1 yaş ve 10 yaş≤ üzerinde olma
- Lökosit sayısı (beyaz küre) > 50.000/mm³
- Hipodiploidi
- Santral sinir sistemi (beyin ve omurilik) tutulumu, hepatosplenomegali (karaciğer ve dalak tutulumu) olan, lenadenopati (lenf bezi tutulumu), mediasten (timus bezi ve lenf bezi tutulumu) olan lösemiler
- Translokasyon t(9;22) [Philladelphia] yada bcr – abl füzyonu ve t(4;11) olması
- Translokasyon t(1;19) olması
- Tedaviye erken yanıtın kötü olması (tedaviye yanıt vermeme ya da tedavi sonrası 22. veya 23. Günde kanda blast sayısının hala >%5 olması. En kötü prognoz kriteri.
YETİŞKİNLER İÇİN ALL KÖTÜ PROGNOZ KRİTERLERİ
- 1 yaştan küçük, 10 yaştan büyük olmak
- Erkek olmak
- Testis tutulumu
- Lökosit (beyaz küre) sayısının > 30.000 mm³
- Philladelphia kromozomunun t(9;22) (+) olması
- Remisyona ulaşma süresinin 4 haftadan uzun olması
- Zenci ırk
- Santral sinir sistemi tutulumu olan
- L3 alt tipi
YETİŞKİNLER İÇİN ALL İYİ PROGNOZ KRİTERLERİ
- Trizomi 4 ve 10 kromozom anomalileri
- Translokasyon t(12;21) varlığı
T hücre kökenli ALL prognoz iyi
ÇOCUKLAR İÇİN AML KÖTÜ PROGNOZ GÖSTERGELERİ (Nelson 2007 bilgisi)
- Lökosit sayısı ve dalak büyüklüğü ile belirlenen blast (hücre sayısının) yükünün fazla olması (ilk gelişte lökosit sayısı ne kadar yüksekse, remisyon[aktif hastalığın yatışması] oranı o kadar az ve nüks riski o kadar fazladır).
- < 2 yaş – > 4 yaş
- Auer cisminin olmaması
- Monoblastik tip M5 veya M7 alt tipi
- M4 alt tipi
- Sekonder AML (M5)
- İlk gelişte lökosit (beyaz küre) sayısının >100.000/mm³ olması
- Splenomegali (dalak tutulumu)
- Monozomi 7 (7q-), delesyon del 7, t(4;11)
- İlk kür sonunda yanıt olmayışı (tedavinin 15.gününde kemik iliğinde blastların [öncül hücrelerin] >%5 olması)
Blast kavramı neyi gösterir? Kan kanseri dediğimiz lösemide lökosit (beyaz küre) sayısı kontrolsüzce çoğalması nedeniyle kemik iliğinde olgunlaşmadan bu hücreler kana geçmektedir. Tedavi ile bu hücrelerin gerektiği kadar azalmaması ne yazık ki kötü prognoz göstergesidir.
ÇOCUKLAR İÇİN AML İYİ PROGNOZ GÖSTERGELERİ (Nelson 2007 bilgisi)
- Lökosit (beyaz küre sayısı) < 100.000 mm³
- Herhangi bir nedene bağlı ikincil gelişmemesi yani sekonder AML olmaması
- Auer rod ile birlikte olan M1, M2 alt tipleri (auer rod, bazı AML alt tiplerinde görülen beyaz küre öncüllerindeki özel bir görünümü olan azurofilik granüler yapılardır, var olması iyi prognoz göstergesidir).
- AML M3
- AML M4
- AML M6
- Down sendromuna ikincil gelişen AML
- İndüksiyon tedavisine hızlı cevap
- Translokasyon t(8;21), t(15;17), inv16
- AML M3’de ATRA (retinoik asit) tedavisine yanıt ve prognoz mükemmeldir.
YETİŞKİNLER İÇİN AML KÖTÜ PROGNOZ KRİTERLERİ
- 2 yaşından küçük, 60 yaşıdan büyük
- İkincil gelişen, sekonder AML
- Tedaviye dirençli olan translokasyon t(9;11), trizomi 8, 5 ve 7.kromozom anomalileri
- Lökosit (beyaz küre) sayısının 100.000’den fazla olması
- Hızlı çoğalan blastların (öncül hücrelerin) olması
- M0, M5, M6, M7 alt tipler
- Laboratuarda LDH yüksekliği, Auer rod’ların olmaması
YETİŞKİNLER İÇİN AML İYİ PROGNOZ KRİTERLERİ
- Auer rod’ların (+) olduğu M2, M3 alt tipleri
- 16. Kromozomda inversiyon, t(15;17), t(8;21) anomalileri
LÖSEMİDE LABORATUAR
LÖSEMİDE TANI
Hemoglobin, eritosit, nötrofil ve trombosit düşüktür. Normositik anemi vardır. Lökosit genellikle yüksektir, bu lökositlerin çoğu blastlardır, matür (olgun) lökositler azdır. Lökosit sayısı ALL’de 30.000, AML’de genellikle 100.000 mm³’den fazladır. Fakat lökosit sayısı normal, düşük olabilir (%10-15). Potasyun (K⁺) ve fosfor (P⁻) düşüklüğü en sık rastlanan elektrolit bozukluğudur.
Periferik yaymada blastlar görülür. Ürik asit yüksektir. LDH yüksektir. AML M4-M5 alt tiplerinde serum muramidaz artmıştır.
Özellikle ALL L3 alt tipinde laktik asidoz ve tanı anında tümör lizis sendromu eşlik edebilir.
Lösemi tanısı periferik yayma ve kemik iliği incelemesi ile konulur. Normal kemik iliğinde blast sayısı %5’den azdır. Çocuklar için blast sayısı %25’den fazla ise lösemi tanısı alır. Erişkinler için lösemi tanısı içi blast sayısının %20’in üstünde olması yeterlidir.
ALL’de en sık laboratuar bulgusu ‘’normokrom normositer anemi’’ dir.
Akut promiyelositer lösemide (AML M3) koagülasyon testleri de yapılmalıdır, çünkü bu hastalarda yaygın damar içi pıhtılaşması (DİK) artmıştır.
AML’de peroksidaz ve sudan-black boyama testi pozitiftir. ALL’de negatiftir.
AML M7’de kemik iliğinde skleroz sık görüldüğünden kemik iliği aspirasyonu yerine biyopsi yapılması gerekebilir.
Akut Myeloblastik Lösemi (AML) ile Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL)’nin Ayırd Edilmesine Yardım Eden Laboratuar Bulguları:
| AML | ALL | |
| Lösemi blastlarına ait morfoloji | Stoplazmada granüller; auer çubukları olabilir
Çok sayıda çekirdekçik |
Agranüler, bazofilik stoplazma
Düzenli; belirteç çekirdekçikli katlanmış çekirdek |
| Histokimya | Myeloperoksidaz – pozitif | Myeloperoksidaz – negatif
PAS – pozitif |
| Stoplazmik belirteçler | - | Terminal deoksinükleotidil transferaz (Tdt) – pozitif |
| Yüzey belirteçleri (olguların yüzdesi) | - | B hücre belirteçleri (%5)
T hücre belirteçleri (%15 – 20): CD2, 3 veya 5 CALLA (%50 – 65): CD10 |
| Sitogenetik ve onkogenetik anormallikler | M3: t(15;17) anormal retinoik asit reseptör geni
M5: t(9;11) |
L3: t(8;14) anormal c-myc
Bazı ALL’lerde: Ph1 bcr:abl füzyon geni (Philladelphia geni) |
LÖSEMİ TEDAVİ
YETİŞKİNLER İÇİN LÖSEMİ TEDAVİSİ
Akut Myeloblastik Lösemi – AML tedavisi pek çok açıdan Akut Lenfoblastik Lösemi – ALL tedavisinden farklılık göstermektedir. Tedavi indüksiyon tedavisiyle başlayıp, 4 – 6 ay süren pekiştirici ve yoğun tedaviyi içermektedir. ALL’den farklı olarak; AML’de idame tedavisinin iyileşme süresini uzatma anlamında belirlenmiş bir rolü olmamaktadır. Ayrıca AML’de rutin Santral Sinir Sistemi profilaksisi gerekmemektedir. Antrasiklin (daunorubisin veya idarubisin) ve sitozin arabinozid içeren çeşitli kemoterapi rejimleri, erişkinlerde %60 – %80 tam iyileşme sağlamışlardır. İndüksiyon tedavisinin başarısız olduğu hastaların prognozu kötüdür, ancak bu hastalar epidofilotoksin veya yüksek doz sitozin arabinozid gibi çapraz tepkiye girmeyen ilaçlarla tedavi edilmektedir.
Uzun süreli iyileşme hızları (iyileşme sonrası sağkalımın 5 yıldan uzun sürmesi olarak tanımlanır) sadece kemoterapiyle %15 – %30 arasında değişirken, löseminin bazı alt tiplerinde sadece kemoterapiyle iyileşme hızları çok daha fazla olmaktadır. Translokasyon t(8;21) ve inv (16) ile ilişkili AML, genellikle, yüksek doz sitozin arabinozidle yapılan pekiştirici tedaviye cevap verir ve hastaların % 50 – % 70’i sadece kemoterapi ile iyileşir. Bu tip AML’si olan hastalar, kemoterapi sonrası nüks göstermiyorlarsa, transplantasyona aday değillerdir. Birincil dirençli hastalıkta kemoterapinin tek başına kullanılması veya kötü prognozlu lösemide nüks sonrası ikinci bir iyileşme sağlanması nadiren başarılı olmaktadır, bu hastalara, yaş ve verici açısından uygulanırsa ilk iyileşme döneminde transplantasyon önerilmelidir. Başlıca komorbideteleri ve/veya ikincil lösemisi olan yaşlı hastalar iyileşmeyi başlatabilecek saldırgan kemoterapödik rejimleri tolere edemeyebilirler ve bu hastalar için, cevap hızı çok düşük ve mortalitesi yükek olan destekleyici tedaviler uygun olabilir.
Akut Promyelositik Löseminin – AML M3 Tedavisi:
Akut Promyelositik Löseminin benzersiz biyolojisi, tedavisini diğer lösemilerin tedavisinden farklı kılmaktadır. Akut Promyelositik hücreleri büyük granülleri ve AML için karakteristik olan auer rod (çubuk) ları içeren promyelositik hücrelerdir. Komplikasyonlar; granül içeriğinin salınmasıyla gelişen ve hayati tehlike yaşayan koagülopatilerdir. Bu hücrelerdeki benzersiz kromozomal yer değiştirme t(15;17), benzersiz bir füzyon proteini (PML/RAR alfa) oluşumuna neden olmaktadır. Nükleer harekete geçirici proteinle (PML) kromozom 17’deki retinoik asit reseptörünün bileşiminden oluşan bu protein promyelositik farklılaşmaya engel olmakta ve proliferasyonu teşvik etmektedir. Akut promyelositik löseminin, all-trans retinoik asit (ATRA) ile tedavisinin, olgunlaşmamış blast hücrelerinin olgun nötrofillere farklılaşmasına olanak tanıyarak ve hastaların %90’a varan oranda klinik olarak iyileşmesini sağlayarak, bu etkinin üstesinden geldiği gösterilmiştir.
YETİŞKİNLER İÇİN LÖSEMİ TEDAVİSİ ÖZET:
ALL TEDAVİSİ
Akut: Prednisolon + Vinkristin (remisyon indüksiyonu) ± antrasiklin, siklofosfamid, L-asparaginaz
Konsolidasyon: SSS profilaksisinde intratekal Metotreksat + radyoterapi
İdame: oral metotreksat + merkaptopurin
Kemik iliği transplantasyonu (kemik iliği nakli)(KIT): ikinci relapstan sonra (ikinci nüksten sonra)
AML TEDAVİSİ
ARA-C (Sitozin arabinozid 100 – 200 mg/m² 5 – 7 gün iv infüzyon + daunorubicin 45 – 60 mg/m² 3 gün verilir.
Kemik iliği nakli (KIT): daha çok ikinci remisyondan sonra yapılmaktadır. Allojenik veya purging yöntemiyle KIT yapılmaktadır.
AML M3’de ATRA (retinoik asit, tretionin) verilir. ATRA 45 mg/m² dozunda 30 – 60 gün süreyle bölünmüş dozlarda verilir. Sitogenetik remisyon sağlar yani t(15;17) kromozom anormalliği düzeltir. Dirençli olgularda arsenik verilir.
(kaynak: CECİL Essentials of Medicine 5.baskı, sayfa 417 – 418)
LÖSEMİDE KEMOTERAPİ İLAÇLARI:
ALKİLLEYİCİLER
Etki mekanizması: Döneme özgü olmayan tipte ilaçlardır. Hücreleri her dönemde etkilerler. Pozitif yük içeren karbonyum türevi pozitif yüküyle, negatif yükle yüklü nükleik asidlerin arasına kovalent bağla geridönüşsüz bağlanır. Bağlanmanın özelliği çapraz olmasıdır. DNA zinciri arasına çapraz bağlanarak alkilleme gerçekleştirilmiş olur. Alkilleyicilerin hücrelerde oluşturdukları yapısal bozukluklar radyasyonun hücrede yaptığı etkiye benzer. Bu nedenle bu ilaçlara radyomimetik ilaçlar adı da verilir.
Bu grupta siklofosfamid bulunmaktadır.
Siklofosfamid: en fazla immünsüpresyon(bağışıklık sistemini baskılayan) yapan kemoterapi ilacıdır. Bu özelliği nedeniyle romatoid artrit, behçet hastalığı tedavisinde de kullanılır.
Steril hemorojik sistit oluştururlar. Bundan sorumlu olan akrolein metabolitidir. Bu etkinin antidotu(tedavisi) mesna’dır.
Kemik iliğine toksik etkisi en çabuk başlayan buna karşın en çabuk düzelendir.
Belirgin alopesi (kellik) oluştururlar.
Siklofosfamid, piyasada Endoxan, Syklofosfamid ve Alkyloxan adlarıyla bulunmaktadır.
[cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid]
ANTİMETABOLİTLER
Etki mekanizması: Bu gruptaki ilaçlar ‘S’ dönemine özgü etki gösterirler.
1.Folik Asit Antimetabolitleri:
Metotreksat
Etki mekanizması: Hücrelerin dihidrofolat redüktaz enzimini inhibe eder ve folik asit antimetaboliti gibi davranır. Dolayısıyla DNA, RNA ve ATP sentezi için gerekli pürin bazlarının sentezi (yapımı) durur. Protein sentezi bozulur.
Yan etkileri: ağızda ülserler ve stomatit yapar. Hepatotoksik (karaciğere toksik etkilidir) ve akciğerde fibrozis ortaya çıkarır. Toksik etkileri önlemek için folinik asit (Lökovorin) ile birlikte verilir.
Metotreksat, piyasada Emthexate, Methotrexate Amphar B.V., Methotrexate DBL, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan adlarıyla bulunmaktadır.
[metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat - folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique]
2.Pürin Antimetabolitleri:
Merkaptopürin (6 – merkaptpürin):
Bir ön ilaçtır. HGPRT enzimi tarafından aktif metabolit olan 6 – thioinosinic aside çevrilir. 6 – thioinosinic asitte inozinattan adenin ve guanin sentezini bloke eder. Etki gösteren 6 – thioinosinic asid, ksantin oksidaz tarafından ürik aside çevrilir ve vücuttan atılır.
Allopürinol; ksantin oksidazı inhibe eder ve 6 – thioinosonic asidin parçalanmaını engeller. Dolayısıyla 6 – merkaptopürinin etkinliğini belirgin olarak arttırır.
Belirgin hiperürisemi yapar.
HGPRT; Lesch – Nyan’da eksiktir. Bu sendromda 6 – merkaptopürin aktif şekline dönüşemediği için etki gösteremez.
Merkaptopürin, piyasada Mercaptopurine ve Puri – Nethol adlarıyla bulunmaktadır.
[mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin]
Tioguanin:
Esas olarak AML tedavisinde kullanılır.
[tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin]
3.Pirimidin Antimetabolitleri:
Sitarabin (Sitozin Arabinozid):
Oluşan trifosfat türevi; DNA polimeraz α’nın kopetitif inhibitörüdür. Böylece deoksiribonükleotitlerden DNA oluşumu önlenmiş olur.
AML’de kullanılır.
Sitozin Arabinozid (Sitarabin), piyasada Alexan, Ara – cell, Cytarabine, Cytarabine DBL, Cytonal adlarıyla bulunmaktadır.
[cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C]
BİTKİSEL KAYNAKLI KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Vinkristin:
Mikrotübül oluşumunu bloke eder ve mitozu metafazda durdurur.
Karaciğerde metabolize edilip safra ile atılır.
Çocuk lösemilerinde ve çocuk solid tümörlerinde (Willm’s tümörü, nöroblastom, rabdomiyosarkom) kullanılır.
Periferik nöropati oluşturabilir. Uygunsuz ADH sendromu yapabilir.
Vinkristin piyasada Vincristine Amphar B.V. , Vincristine Sulphate DBL, Vincristine Teva adları ile bulunmaktadır.
[vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин]
ANTİBİYOTİK KÖKENLİ KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Daktinomisin (Aktinomisin D):
En güçlü kemoterapi ilacıdır. Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Çocukluk çağı solid tümörlerinin tedavisinde kullanılır.
Safra ile atılır.
[actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D]
Daunorubisin:
Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Topoizomeraz II’ye bağlanarak DNA yarılması (cleavage) oluşturur.
Fe iyonu varlığında oksijen radikalleri oluşturup DNA KIRIĞI yapabilirler.
Kardiyotoksik yan etkisi bulunmaktadır. EKG bozuklukları ve kardiyomyopati yapabilirler. Bu yan etkiyi önlemek için demir şelatörleri (deksrazoksane) ve tokoferol kullanılır.
Daunorubisin piyasada Daunomicina adı ile bulunmaktadır.
[daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн]
Doksorubisin:
Daunorubisin gibi kardiyotoksik etkileri vardır, kardiyomyopati yapabilir.
İdrarı geçici olarak kırmızıya boyar.
Doksorubisin Hidroklorür piyasada Adriblastina, Celyx, Doxoteva adları ile bulunmaktadır.
[doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин]
Bleomisin:
Fe iyonu ile birleşerek serbest radikal oluşturur. Bu nedenle kromozom kırıkları oluşturabilir. Etki gösterebilmesi için Fe gereklidir. Bu nedenle hipokrom mikrositer anemide etkisi azalır.
‘’G2’’ dönemine özgüdür.
Akciğerlerde pnömoni ve fibrozis oluştururlar.
Bleomisin piyasada Bleocin – S, Bleolem adları ile bulunmaktadır.
[bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna]
İdarubisin hidroklorür: Piyasada Zavedos adıyla bulunmaktadır.
[idarubicin, idarubicyna, Идарубицин]
DİĞER KEMOTERAPİ İLAÇLARI
L – Asparaginaz (Krisantaspas):
Bir enzimdir. Asparajini aspartik aside yıkar. Böylelikle vücut sıvılarının asparajin stokunu azaltır. Asparajin düzeyi düşünce; lösemi hücrelerinde protein sentezi azalır. Böylelikle lösemi hücrelerini öldürür.
G1 dönemine etkilidir.
Kemik iliğini baskılamaz.
En sık yan etkisi protein yapıda olduğu için allerjik reaksiyondur. Bu nedenle steroidle kombine olarak kullanılır.
Sadece ALL tedavisinde kullanılır.
Pankreasa toksik olduğu için insülin sentezini bozarak hiperglisemi yapabilir.
Amonyum oluşumuna bağlı (asparajin yıkılırken) koma oluşturabilir.
L – Asparaginaz (Krisantaspas) piyasada Leunase adıyla bulunmaktadır.
[l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за]
Retinoik asit (Tretionin)(ATRA):
Piyasada Vesanoid adıyla bulunmaktadır.
[tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA]
Arsenik trioksit: Türkiye’de bulunmamaktadır.
[arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d'arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen]
ÇOCUKLAR İÇİN LÖSEMİ TEDAVİSİ
4 – 5 Hafta İndüksiyon
- 1. Vincristine iv, haftada bir x 4 hafta
- 2. Dexamethasone Pox28 gün (standart risk için) prednisone Pox28 gün (Yüksek risk için)
- 3. L-Asparaginase (E.coli): im, 3 kere/hafta x 3 hafta; L – Asparaginase (PEG): 1 doz
- 4. Yalnız yüksek risk için: Daunomycin iv, haftada bir x 4 hafta
- 5. İntratekal cytosine arabinoside 1.gün, intratekal methotrexate 8 gün
Konsolidasyon
- 1. İntratekal methotrexate, haftada bir x 4 hafta
- 2. Kranial RT (yüksek risk – yavaş yanıt veren; tanıda SSS hastalığı)
- 3. Hergün oral 6-Mercaptopurine
- 4. Yüksek riskli hastalar ayrıca Cytoxan, cytosine arabinoside alır
Ara idame*
- 1. Hergün oral 6 – mercaptopurine
- 2. Haftada bir oral methotrexate
- 3. Standart risk: vincristine ayda bir ve beş gün artı her ay prednisone ayda bir kere.
Gecikmiş Yoğunlaştırma*
- 1. İndüksiyona benzer şekilde yeniden indüksiyon, yüksek riskli hastalarda dexamethasone prednisone’un, adriamycin, dauromycin’nin yerini alır.
- 2. Yeniden konsolidasyon: ALL li hastalarda Cytoxan, cytosine arabinoside ve 6 – thiogvaine verilir.
İdame*
- 1. Vincristine ayda bir kez
- 2. Dexamethasone (standart risk) ya da prednisone (yüksek risk) ataklar: 5 gün/ay
- 3. Her gün oral 6 – mercaptopurine
- 4. Haftada bir oral methotrexate
*Bu dönemler sırasında ek intratekal methotrexate devam edilir
(kaynak: NELSON Essentials of PEDIATRICS 4.baskı, sayfa 658)
LÖSEMİDE KEMOTERAPİ İLAÇLARI:
ALKİLLEYİCİLER
Etki mekanizması: Döneme özgü olmayan tipte ilaçlardır. Hücreleri her dönemde etkilerler. Pozitif yük içeren karbonyum türevi pozitif yüküyle, negatif yükle yüklü nükleik asidlerin arasına kovalent bağla geridönüşsüz bağlanır. Bağlanmanın özelliği çapraz olmasıdır. DNA zinciri arasına çapraz bağlanarak alkilleme gerçekleştirilmiş olur. Alkilleyicilerin hücrelerde oluşturdukları yapısal bozukluklar radyasyonun hücrede yaptığı etkiye benzer. Bu nedenle bu ilaçlara radyomimetik ilaçlar adı da verilir.
Bu grupta siklofosfamid bulunmaktadır.
Siklofosfamid: en fazla immünsüpresyon(bağışıklık sistemini baskılayan) yapan kemoterapi ilacıdır. Bu özelliği nedeniyle romatoid artrit, behçet hastalığı tedavisinde de kullanılır.
Steril hemorojik sistit oluştururlar. Bundan sorumlu olan akrolein metabolitidir. Bu etkinin antidotu(tedavisi) mesna’dır.
Kemik iliğine toksik etkisi en çabuk başlayan buna karşın en çabuk düzelendir.
Belirgin alopesi (kellik) oluştururlar.
Siklofosfamid, piyasada Endoxan, Syklofosfamid ve Alkyloxan adlarıyla bulunmaktadır.
[cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid]
ANTİMETABOLİTLER
Etki mekanizması: Bu gruptaki ilaçlar ‘S’ dönemine özgü etki gösterirler.
1.Folik Asit Antimetabolitleri:
Metotreksat
Etki mekanizması: Hücrelerin dihidrofolat redüktaz enzimini inhibe eder ve folik asit antimetaboliti gibi davranır. Dolayısıyla DNA, RNA ve ATP sentezi için gerekli pürin bazlarının sentezi (yapımı) durur. Protein sentezi bozulur.
Yan etkileri: ağızda ülserler ve stomatit yapar. Hepatotoksik (karaciğere toksik etkilidir) ve akciğerde fibrozis ortaya çıkarır. Toksik etkileri önlemek için folinik asit (Lökovorin) ile birlikte verilir.
Metotreksat, piyasada Emthexate, Methotrexate Amphar B.V., Methotrexate DBL, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan adlarıyla bulunmaktadır.
[metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat - folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique]
2.Pürin Antimetabolitleri:
Merkaptopürin (6 – merkaptpürin):
Bir ön ilaçtır. HGPRT enzimi tarafından aktif metabolit olan 6 – thioinosinic aside çevrilir. 6 – thioinosinic asitte inozinattan adenin ve guanin sentezini bloke eder. Etki gösteren 6 – thioinosinic asid, ksantin oksidaz tarafından ürik aside çevrilir ve vücuttan atılır.
Allopürinol; ksantin oksidazı inhibe eder ve 6 – thioinosonic asidin parçalanmaını engeller. Dolayısıyla 6 – merkaptopürinin etkinliğini belirgin olarak arttırır.
Belirgin hiperürisemi yapar.
HGPRT; Lesch – Nyan’da eksiktir. Bu sendromda 6 – merkaptopürin aktif şekline dönüşemediği için etki gösteremez.
Merkaptopürin, piyasada Mercaptopurine ve Puri – Nethol adlarıyla bulunmaktadır.
[mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin]
Tioguanin:
Esas olarak AML tedavisinde kullanılır.
[tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin]
3.Pirimidin Antimetabolitleri:
Sitarabin (Sitozin Arabinozid):
Oluşan trifosfat türevi; DNA polimeraz α’nın kopetitif inhibitörüdür. Böylece deoksiribonükleotitlerden DNA oluşumu önlenmiş olur.
AML’de kullanılır.
Sitozin Arabinozid (Sitarabin), piyasada Alexan, Ara – cell, Cytarabine, Cytarabine DBL, Cytonal adlarıyla bulunmaktadır.
[cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C]
BİTKİSEL KAYNAKLI KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Vinkristin:
Mikrotübül oluşumunu bloke eder ve mitozu metafazda durdurur.
Karaciğerde metabolize edilip safra ile atılır.
Çocuk lösemilerinde ve çocuk solid tümörlerinde (Willm’s tümörü, nöroblastom, rabdomiyosarkom) kullanılır.
Periferik nöropati oluşturabilir. Uygunsuz ADH sendromu yapabilir.
Vinkristin piyasada Vincristine Amphar B.V. , Vincristine Sulphate DBL, Vincristine Teva adları ile bulunmaktadır.
[vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин]
ANTİBİYOTİK KÖKENLİ KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Daktinomisin (Aktinomisin D):
En güçlü kemoterapi ilacıdır. Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Çocukluk çağı solid tümörlerinin tedavisinde kullanılır.
Safra ile atılır.
[actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D]
Daunorubisin:
Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Topoizomeraz II’ye bağlanarak DNA yarılması (cleavage) oluşturur.
Fe iyonu varlığında oksijen radikalleri oluşturup DNA KIRIĞI yapabilirler.
Kardiyotoksik yan etkisi bulunmaktadır. EKG bozuklukları ve kardiyomyopati yapabilirler. Bu yan etkiyi önlemek için demir şelatörleri (deksrazoksane) ve tokoferol kullanılır.
Daunorubisin piyasada Daunomicina adı ile bulunmaktadır.
[daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн]
Doksorubisin:
Daunorubisin gibi kardiyotoksik etkileri vardır, kardiyomyopati yapabilir.
İdrarı geçici olarak kırmızıya boyar.
Doksorubisin Hidroklorür piyasada Adriblastina, Celyx, Doxoteva adları ile bulunmaktadır.
[doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин]
Bleomisin:
Fe iyonu ile birleşerek serbest radikal oluşturur. Bu nedenle kromozom kırıkları oluşturabilir. Etki gösterebilmesi için Fe gereklidir. Bu nedenle hipokrom mikrositer anemide etkisi azalır.
‘’G2’’ dönemine özgüdür.
Akciğerlerde pnömoni ve fibrozis oluştururlar.
Bleomisin piyasada Bleocin – S, Bleolem adları ile bulunmaktadır.
[bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna]
İdarubisin hidroklorür: Piyasada Zavedos adıyla bulunmaktadır.
[idarubicin, idarubicyna, Идарубицин]
DİĞER KEMOTERAPİ İLAÇLARI
L – Asparaginaz (Krisantaspas):
Bir enzimdir. Asparajini aspartik aside yıkar. Böylelikle vücut sıvılarının asparajin stokunu azaltır. Asparajin düzeyi düşünce; lösemi hücrelerinde protein sentezi azalır. Böylelikle lösemi hücrelerini öldürür.
G1 dönemine etkilidir.
Kemik iliğini baskılamaz.
En sık yan etkisi protein yapıda olduğu için allerjik reaksiyondur. Bu nedenle steroidle kombine olarak kullanılır.
Sadece ALL tedavisinde kullanılır.
Pankreasa toksik olduğu için insülin sentezini bozarak hiperglisemi yapabilir.
Amonyum oluşumuna bağlı (asparajin yıkılırken) koma oluşturabilir.
L – Asparaginaz (Krisantaspas) piyasada Leunase adıyla bulunmaktadır.
[l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за]
Retinoik asit (Tretionin)(ATRA):
Piyasada Vesanoid adıyla bulunmaktadır.
[tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA]
Arsenik trioksit: Türkiye’de bulunmamaktadır.
[arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d'arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen]
LÖSEMİDE KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU
De novo AML ve nükseden ALL vakalarında, uzun süreli iyileşmenin sağlanabilmesi için tek umut, allojenik transplantasyondur. Sadece kemoterapi ile iyileşme hızları; AML için % 15 – % 30 arasındadır. 60 yaş altı hastalarda allojenik transplantasyon sonrası iyileşme hızı % 40 – % 60 arasında değişmekte ve işleme bağlı mortalite hızı ise % 20 – % 25 arasında olmaktadır. Başlangıç indüksiyon tedavisi sonrasında (ilk iyileşme) kemik iliği transplantasyonu geçirenlerin sonuçları, hastalığın nüks etmesi sonrasında (ikinci iyileşme) geçirenlerden daha iyi olmaktadır. Ancak; kemoterpödik rejimler, ilk iyileşme sonrasında transplantasyon sonrasında olduklarından daha etkilidirler. Ve ikinci iyileşme sırasında uygulanan transplantasyon ile iyileşme hala % 25 olmaktadır. hastalarda kemik iliği transplantasyonu için en uygun zamanın ne zaman olacağına karar vermek için, nüks hızı yüksek hastaların sitogenetik verileri çok yardımcı olmaktadır. prognozu daha kötğ ve transplantasyona uygun hastalarda, bu işlem daha erken dönemde yapılırken, hastalık özellikleri daha olumlu olan hastalar, transplantasyon öncesinde kemoterapiden yarar görebilmektedirler ve ancak hastalık nüksederse nüks sonrası kemik iliği transplantasyonu uygulanabilir.
ALL de, AML’de olduğu gibi, prognoz ne kadar kötüyse transplantasyon o kadar erken önerilmektedir. Çalışmalar; Philladelphia kromozomu pozitif olan, beyaz küre sayısı yüksek olan, ilk iyileşmesi uzun sürede gerçekleşen hastaların ilk iyileşme döneminde yapılan kemik iliği transplantasyonundan yarar gördüklerini göstermektedir. Erken dönemde yapılan transplantasyon da sağkalım hızı, % 40 – % 44 arasında değişirken, diğer tedavilerde bu hız % 20’dir. ALL li ve ikinci iyileşme sonrası nüks gelişen hastaların kemik iliği nakli ve deneysel tedaviler dışında pek bir seçeneği bulunmamaktadır.
Yaş ileri olduğu için veya HLA’sı uygun verici bulunmdığı için allojenik nakil yapılamayan AML li hastalara otolog kemik iliği veya kök hücre nakli önerilebilir. Kemik iliği veya periferik kök hücreler hastalardan alınır, in vitro olarak neoplastik (kanser hücreleri) hücreler temizlenir ve kemik iliğini yok edecek kadar yüksek dozda kemoterapi ve radyoterapi sonrasında, temizlenmiş olan kemik iliği tekrar hastaya verilir. Hastalarda % 10’a kadar varan oranlarda iliği tutmaması ve diğer komplikasyonlara bağlı ölüm gerçekleşir. Ancak, uzun süreli sağkalım hızları, % 20 ile % 40 arasında değişmekte ve tek başına kemoterapiye göre iyileşme şansı biraz daha iyi olmaktadır.
[hematopoietic stem cell transplantation, stem cell transplantation, transplantace kostní dřeně, stammzelltransplantation, trasplante de médula ósea, transplantation de moelle, kaulų čiulpų ląstelių transplantacija, Przeszczepienie szpiku kostnego, transplante de medula óssea, Трансплантация гемопоэтических стволовых клеток, luuydinsiirto, stamcellstransplantation]
(kaynak: CECIL Essentials of Medicine 5.baskı, sayfa 418)
lösemi tedavisi, lösemi tedavileri, tedavi lösemi tedavisi, lösemi nedir tedavisi, kemik iliği nakli, lösemi nedeni, lösemi nedenleri, kök hücre nakli, kök hücre transplantasyonu, lösemi ve tedavisi, lösemi hastalığının tedavisi, lösemi ile ilgili yazı, lösemi hastalik, lösemi hastalığı ile ilgili bilgiler, lösemi hastalığı hakkında bilgi, lösemi hastalığı nedir, akut myeloid lösemi, lösemi nedenleri, akut lenfoblastik lösemi, löseminin belirtileri, akut myeloblastik lösemi, lösemi hastalığı hakkında bilgi, aml nedir, lösemi neden olur, akut lenfoblastik lösemi, lösemi hastalık, lösemi hakkında herşey, lösemi hastalığı ile ilgili bilgiler, anemi belirtileri, kanser belirtileri, yetişkinlerde lösemi belirtileri, çocuklarda lösemi belirtileri, kansızlık belirtileri, lösemi belirtileri, all nedir, aml lösemi nedir, çocuklarda löseminin belirtileri, yetişkinlerde all lösemi, leukemia, hematopoietic stem cell transplantation, stem cell transplantation, transplantace kostní dřeně, stammzelltransplantation, trasplante de médula ósea, transplantation de moelle, kaulų čiulpų ląstelių transplantacija, Przeszczepienie szpiku kostnego, transplante de medula óssea, Трансплантация гемопоэтических стволовых клеток, luuydinsiirto, stamcellstransplantation, lösemi nedir, lenfoma belirtileri, down sendromu lösemi, bimalone, bimalone lösemi, aml, all, t(12;21), t(1;19), t(8;14), t(11;14), t(9;11), t(8;21), kloroma, nötropenik sepsis, febrile neutropenia, trizomi 4 ve 10, philladelphia, bcr – abl, auer rod, auer çubuk, DİK, DIC, yaygın damar içi pıhtılaşması, dissemine intravasküler koagülasyon, philladelphia geni, makrofaj, nötrofil, eozinofil, bazofil, lenfosit, monosit, dentritik hücre, hemorojik sistit
tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA, vesanoid, PML/RAR alfa, PML, ARA-C, t(15;17), antrasiklin, anthracycline, intratekal metotreksat, oral metotreksat, siklofosfamid, cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid, endoxan, syklofosfamid, alkyloxan, metotreksat, metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat, folinik asit, lökovorin, folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique, emthexate, methotrexate amphar b.v., methotrexate dbl, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan, methotrexate amphar, merkaptopürin, 6 – merkaptopürin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin, Mercaptopurine, Puri – Nethol, tioguanin, tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin, sitarabin, sitozin arabinozid, cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C, alexan, ara – cell, cytarabine, cytarabine DBL, cytonal, vinkristin, vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин, vincristine amphar B.V. , vincristine sulphate DBL, vincristine teva, daktinomisin, aktinomisin d, actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D, daunorubisin, daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн, doksorubisin, doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин, adriblastina, celyx, doxoteva, bleomisin, bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna, bleocin – s, bleolem, idarubisin, idarubicin, idarubicyna, Идарубицин, zavedos, l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за, leunase, arsenik tiroksit, arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d’arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen
lösemi tedavisi, lösemi tedavileri, tedavi lösemi tedavisi, lösemi nedir tedavisi, kemik iliği nakli, lösemi nedeni, lösemi nedenleri, kök hücre nakli, kök hücre transplantasyonu, lösemi ve tedavisi, lösemi hastalığının tedavisi, lösemi ile ilgili yazı, lösemi hastalik, lösemi hastalığı ile ilgili bilgiler, lösemi hastalığı hakkında bilgi, lösemi hastalığı nedir, akut myeloid lösemi, lösemi nedenleri, akut lenfoblastik lösemi, löseminin belirtileri, akut myeloblastik lösemi, lösemi hastalığı hakkında bilgi, aml nedir, lösemi neden olur, akut lenfoblastik lösemi, lösemi hastalık, lösemi hakkında herşey, lösemi hastalığı ile ilgili bilgiler, anemi belirtileri, kanser belirtileri, yetişkinlerde lösemi belirtileri, çocuklarda lösemi belirtileri, kansızlık belirtileri, lösemi belirtileri, all nedir, aml lösemi nedir, çocuklarda löseminin belirtileri, yetişkinlerde all lösemi, leukemia, hematopoietic stem cell transplantation, stem cell transplantation, transplantace kostní dřeně, stammzelltransplantation, trasplante de médula ósea, transplantation de moelle, kaulų čiulpų ląstelių transplantacija, Przeszczepienie szpiku kostnego, transplante de medula óssea, Трансплантация гемопоэтических стволовых клеток, luuydinsiirto, stamcellstransplantation, lösemi nedir, lenfoma belirtileri, down sendromu lösemi, bimalone, bimalone lösemi, aml, all, t(12;21), t(1;19), t(8;14), t(11;14), t(9;11), t(8;21), kloroma, nötropenik sepsis, febrile neutropenia, trizomi 4 ve 10, philladelphia, bcr – abl, auer rod, auer çubuk, DİK, DIC, yaygın damar içi pıhtılaşması, dissemine intravasküler koagülasyon, philladelphia geni, nötrofil, bazofil, eozinofil, lenfosit, monosit, makrofaj, dentritik hücre, hemorojik sistit
tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA, vesanoid, PML/RAR alfa, PML, ARA-C, t(15;17), antrasiklin, anthracycline, intratekal metotreksat, oral metotreksat, siklofosfamid, cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid, endoxan, syklofosfamid, alkyloxan, metotreksat, metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat, folinik asit, lökovorin, folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique, emthexate, methotrexate amphar b.v., methotrexate dbl, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan, methotrexate amphar, merkaptopürin, 6 – merkaptopürin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin, Mercaptopurine, Puri – Nethol, tioguanin, tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin, sitarabin, sitozin arabinozid, cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C, alexan, ara – cell, cytarabine, cytarabine DBL, cytonal, vinkristin, vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин, vincristine amphar B.V. , vincristine sulphate DBL, vincristine teva, daktinomisin, aktinomisin d, actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D, daunorubisin, daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн, doksorubisin, doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин, adriblastina, celyx, doxoteva, bleomisin, bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna, bleocin – s, bleolem, idarubisin, idarubicin, idarubicyna, Идарубицин, zavedos, l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за, leunase, arsenik tiroksit, arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d’arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen
Lösemi kanda bulunan lökosit yani beyaz küre hücrelerinin anormal sayıda yükselmesiyle karakterize kan kanseridir. Kanımızda bulunan beyaz küreler vücudumuzun savunma hücreleridir. Normalde herhangi bir patojen, mikrorganizma veya vücudun yabancı algıladığı herhangi bir şey vücudumuza girdiğinde lökosit dediğimiz beyaz küre hücreleri çoğalırlar, genel veya lokal bir bölgeye giderler, vücudumuzun savunma işlevi için mutlak gerekli hücrelerimizdir. Birçok nedene bağlı kanımızda beyaz küre hücrelerinin-lökositlerin anormal sayıda çoğalması kısaca kan kanseri diyebileceğimiz lösemi tablosunu oluşturur. Lösemilerin köken aldığı lökosit yani beyaz küre hücre tipine göre bir çok alt tipi bulunmaktadır. İşte lösemiler kanımızda bulunan bu lökosit- beyaz küre hücrelerden veya bunların öncüllerinden köken alan kan kanserleridirler.
Beyaz küre hücreleri ve özellikleri;
Lösemi tipleri
Akut Lösemi
Lösemi genel olarak Dünyada her 100000 kişiden 8 ile 10’unda görülmektedir bu oran prostat kanseri için 100000’de 42, meme kanseri için 100000’de 62’dir. Akut lösemiler, hücre nesline göre, hücre tipine göre, genetik zeminine göre, hücre yüzeyi-hücre içi işaretleme ve moleküler çalışmalara göre alt tiplere ayrılmaktadır. ALL (Akut lenfoblastik lösemi) adındaki alt tipi çocuklarda daha sık görülmektedir, AML (Akut myeloblastik lösemi) dediğimiz alt tipi ise yetişkinde ALL’den biraz daha sık görülmektedir, çocuklarda çok nadirdir. AML genellikle 65 yaş civarında çok sık görülmektedir. Kısaca özetlemek gerekirse erişkin lösemilerinin %90’ı AML (%10’u ALL) iken; çocukluk lösemilerinin %90’ı ALL’dir (%10’u AML). AML ve ALL arasındaki farklar; tanısal, tedavi biçimi, yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından önemlidir.
Yukarıda 100000’de görülen lösemi sıklığının ülkelere göre dağılımı verilmiştir. Görüldüğü gibi ülkemizde çevresindeki ülkelere göre biraz daha sık görülmektedir. Türkiye sıklık açısından, Ortadoğu’da Irak ve Ürdün’den sonra üçüncü, Avrupa’da ilk sıralardadır.
Bilinen nedenler:
En sık henüz bilemediğimiz nedenlere bağlı ortaya çıkmaktadır. Bunun dışında bazı etkenler lösemilere neden olabilmektedir bunlar:
- Benzen
- Alkilleyici ajanlar(melfelan ve nitrözüreler)
- Radyasyon: en sık ALL (Akut lenfoblastik lösemi)’ye neden olmaktadır.
- Ailevi sebepler
- Bazı kan hastalıklarına ikincil gelişebilmektedir; Paroksismal noktürnal hemoglobinüri, myelodisplastik sendrom, kronik myeloid lösemi, polistemi vera ve primer myelofibrozis: Akut lösemiye dönüşebilir.
- Kromozom anomalileri: yapısal ve sayısal kromozom bozukluklarında sık rastlanır. ALL (Akut lenfoblastik lösemi)’de çocuklarda en sık görülen translokasyon t(12;21) ve t(1;19), t(8;14) ve t(11;14)’dir. Yetişkin ALL’de en sık Philladelphia pozitifliği t(9;22) vardır.
Akut promyelositik lösemi = t(15;17)
Akut monositik lösemi = t(9;11)
AMLM2 = t(8;21) en sık görülen kromozom anomalisidir.
Sınıflama
Akut Lenfoblastik(Lenfositer) Lösemi [ALL]
Beyaz kürelerden lenfosit hücre veya lenfosit öncül hücrelerinden köken alır.
ALL FAB sınıflaması
L1: Çocuklarda sık görülmektedir. Hücre tipi; belirsiz tek çekirdekçik, çekirdek/stoplazma oranı yüksek, PAS (+) ile boyanabilen hücre, çekirdekçik içermez. %84 B lenfosit hücre öncülü dediğimiz preB kökenlidir. Hastalığın gidişatı ve sonlanışı yani prognozu ALL tipleri içinde en iyi olanıdır.
L2: Yetişkinlerde sık görülmektedir. Hücre tipi; homojen olmayan, çekirdek/stoplazma oranı düşük, birden çok çekirdekçik içeren, düzensiz çekirdek yüzeyi bulunmaktadır, PAS boya (+) ile boyanan hücrelerdir. Hücrelerin kökeni büyük oranda T lenfosit hücre kökenlidir. Hastalığın gidişatı ve sonlanışı yani prognozu kötüdür.
L3: Büyüklü-küçüklü lenfoblastlar (lenfosit öncüllerinden) köken almaktadır, stoplazmalarında belirgin vakuolizasyon vardır. Hücre yüzeyinde yüzey immünglobulin yapısı B lenfosit hücre ALL’dir. PAS(-) boya ile boyanmayan tek ALL alt tipidir. En az görülen ve prognozu (hastalığın gidişatı ve sonlanışı) en kötü olan ALL alt tipidir. Hastalık süresince laktik asidoz ve tümör lizis sendromunun sık görülüdüğü tiptir. Diğer bir önemli özelliği Ebstein Barr Virüs-EBV ile ilişkilisi bilinen ALL alttipidir. Burkitt lenfoma ile benzerlik gösterir.
Hücre yüzey belirteçlerine göre yapılan sınıflamada ise;
|
T hücreli
|
B hücreli |
CALLA Pozitif |
CALLA negatif |
|
|
Sıklık %
|
15 – 20 | 1 – 3 | 65 | 15 |
|
HTL ag
|
+ | - | - | - |
|
E- Rozet
|
+ | - | - | - |
|
CALLA
|
- | - | + | - |
|
slg
|
- | + | - | - |
| HTL ag: İnsan T lenfosit antijeni slg: Yüzey immünglobulin |
T lenfosit hücre kökenli ALL ile birlikte mediastinal (göğüs bölgesinde) kitle olabilir. Prognozu kötüdür.
Akut Myeloblastik(Myelositik) Lösemi [AML]
Beyaz kürelerin myelositer hücrelerden veya öncüllerinden (nötrofil, bazofil, eozinofil ve monosit öncül hücreleri) köken alır.
AML Sınıflaması
M0: Tek tip hücrelerden oluşan, farklılaşmamış, olgunlaşmayan hücre öncüllerinden köken alır. PAS (-) boya ile boyanmaz.
M1: Minimal Differansiye Myeloblastik Lösemi (çok az olgunlaşan veya farklılaşan myeloblastik hücre kökenli lösemi): PAS (-) boya ile boyanmaz.
M2: Differansiye Myeloblastik Lösemi (maturasyon olan, olgunlaşmış, farklılaşmış myeloblastik hücre kökenli lösemi): en sık görülen ve iyi prognozlu tipdir. Myeloperoksidaz pozitif, Auer rod(+++)’lar pozitiftir (auer rod, bazı AML alt tiplerinde görülen beyaz küre öncüllerindeki özel bir görünümü olan azurofilik granüler yapılardır, var olması iyi prognoz göstergesidir) (en sık M2’de görülür), kromozomal olarak t(8:21) translokasyon vardır.
M3: Akut promyelositik lösemi, auer rod(+) pozitiftir. Myeloperoksidaz pozitiftir. Bimalone denen sedef ilacı AML M3’e neden olabilmektedir. DIC (dissemine intravasküler koagülasyon) tablosuna en çok yol açan AML’dir. Kromozomal olarak t(15;17) translokasyon vardır. ATRA tedavisi (retinoik asit, tretionin) 45 mg/m² 30-60 gün süre ile bölünmüş dozlarda verilebilir. Sitogenetik remisyon sağlar, yani t(15;17) translokasyonu negatifleştirir. Bu tedavi olanağı sebebiyle prognozu, yani hastalık seyri ve sonlanışı en iyi olan tiptir. Tamama yakın kür sağlanabilmektedir.
M4: Myleomonositik lösemi, myeloperoksidaz (++), esteraz (+++), dişeti hiperplazisi
M5: Monoblastik lösemi, myeloperoksidaz (+/-), esteraz (+++), dişeti hiperplazisi. AML M4 – M5’de idrar ve serumda lizozim artmıştır. Myelodisplastik Sendrom en çok AML M5’e dönüşür. T(9;11) translokasyon kötü prognozludur. 2 yaş altı çocuklarda en sık görülen AML’dir(2 yaş altı %46).
M6: Eritrolösemi (Di-guglielmo sendromu): ANA (+), Coombs (+), sinovit görülebilir(eklem sıvısı iltihabı). En az görülen AML alttipidir.
M7: Megakaryoblastik lösemi: Down sendromlu bebeklerde görülebilir (Down sendromlu çocuklarda normalde en sık görülen lösemi, çocuklarda en sık görülen lösemi olan ALL’dir, fakat Down sendromlu çocuklarda AML M7 sıklığı artmıştır).
Lösemi belirtiler
Lösemi klinik, kanser belirtiler, çocuklarda lösemi belirtileri
Çocuklarda löseminin en sık belirtisi (bulgusu) ateştir(%70), yetişkinlerde saptanan en sık belirtisi ise anmeiye ait halsizlik, yorgunluktur ve ateştir. Bunun dışında solukluk, kanamalar, kemik ağrıları ve sık enfeksiyonlar görülür. Kısaca lösemi belirtileri pansitopeni dediğimiz tablo ile kendini göstermektedir. Pansitopeni semptomu, lösemide bir seri hücrelerin çok artmasına bağlı olarak bu kanser hücrelerinin kanda bulunan diğer hücreleri baskılaması sonucu oluşan bulguların genel adıdır. Lösemiye (kan kanseri) neden olan lökosit (beyaz küre) hücrelerinin çok artması kırmızı küre hücrelerini (eritrositler) baskılarsa anemi dediğimiz klinik ve buna ait halsizlik, yorgunluk, solukluk şikayet ve bulguları görülmektedir. Bu hücreler nötrofil hücrelerini baskılarsa (nötropeni oluşursa) kanımızda bulunan savunma hücremiz baskılanacağı için sık enfeksiyon bulguları olacaktır. Kanımızda pıhtılaşmayı sağlayan trombosit dediğimiz hücreler azalırsa (trombositopeni tablosu) sık olarak derimizde küçük kanama odakları (peteşi, purpura) veya ciddi kanamalara neden olacaktır.
purpura (deride görülen küçük kanama odakları)
Akut lösemilerde en sık ölüm nedeni enfeksiyonlardır. En sık görülen mikrobiyolojik ajan pseudomonas aerognosa’dır.
Lösemilerin ekstramedüller bulgular (kan ve kemik iliği dışı bulgular) görülebilmektedir. Bunlar; lenf bezi tutulumu – lenfadenopati, karaciğer ve dalak tutulumu – hepatosplenomegali sık rastlanan bulgulardandır. ALL’de periostun (kemik zarı) tutulumu ya da medüller genişleme (kemik iliği tutulumu)’sine bağlı kemik ağrısı ilk semptom – şikayet olabilir.
Santral Sinir Sisitemi – nörolojik tutulumu ALL’de daha sık ama tanı anında <5% olup en sık relaps (yeniden tekrar oluşan – nüks) olan yerlerdendir. Kafa çiftlerinden (kafa sinirlerinden) en sık VI ve VII’nci kafa çiftleri tutulur. ALL’de ayrıca testis tutulumu da olabilir ve en sık relaps yerlerinden biridir, ağrısız testis büyümesi ile tanınır. Promyelositik leösemi (AML-M3), DIC ile prezente olabilir. AML-M5’de dişeti hiperplazisi (dişeti tutulumu) sıktır. T-hücreli ALL mediastinal kitle (timus bezi ve göğüs bölgesi lenf bezleri tutulumu) ile birlikte olabilir.
AML’de testis tutulmu nadirdir. Kloroma (lösemik hücrelerden oluşan lokalize tümör kitlesi) özellikle retroorbital (göz arkası) ve epidural olmakla beraber her yerde görülebilir.
NEONATAL LÖSEMİ
Yenidoğan döneminde görülen çok nadir bir lösemi tipidir. Diğer çocukluk çağı lösemilerinden en önemli farkı olguların çoğunun (%85) AML olmasıdır. Çocukluk çağınagöre diğer önemli farkta genellikle bu olgularda derinin blastlarla infiltre olmasıdır (Leukemia cutis, cildi tutulumu). Anemi genellikle yoktur. En önemli faktör Down Sendromudur.
Lösemi seyri boyunca oluşan komplikasyonlardan biri ve en önemlisi tümör lizis sendromudur(Tumor lysis syndrome) (en sık Burkitt Lenfomada görülür). Özellikle blast yükü yüksek olan hastalarda tedaviye başlandıktan sonra görülür yani çoğalan kanser hücrelerinin tedaviyle ani olarak yıkımına bağlı ortaya çıkmaktadır. Önlemek için lökosit >100.000/mm³ olan hastalara kemoterapiden önce parsiyel kan değişimi veya plazmaferez yapılır. Tümör lizis sendromunda hücre yıkımı sonucunda;
- Hiperürisemi (en sık)
- Hiperkalemi
- Hiperfosfatemi
- Hipokalsemi
- Akut böbrek yetmezliği görülür.
Tedavisinde; bol sıvı, allopürinol (allopurinol), idrar alkalizasyonu (NaHCO₃), gerekirse Ca verilir ve fosfor bağlayan ilaçlar (AlOH) verilebilir.
Diğer komplikasyonlar;
- Kanama: Ciddi santral sinir sistemi (SSS)(beyin) kanamaları genellikle trombosit sayısı 20.000/mm³ altına düşünce görülür.
- Hiperlökositozis: Lökosit sayısı 100.000/mm³ üzerine çıkmıştır. SSS, pulmoner (Akciğer) yatakta ciddi enfarktüs ve kanamalar oluşabilir.
- Enfeksiyon: Pnömosistis carini (Pneumocystis jirovecii), mantar(candida), bakteriyel ve viral enfeksiyonlar.
- Nötropenik sespsis(Febrile neutropenia): Nötrofil hücrelerin aşırı azalmasına bağlı oluşan ateştir. Klasik üçlüsü: nötropeni (nötrofil sayısının mm³’de 500’ün altına düşmesi, ateş ve enfeksiyon odağının olmamasıdır. Tüm kültürler alındıktan sonra 3. Kuşak sefalosporin+aminoglikozid verilir.
Relaps (nüks – tekrarlama): özellikle tedavi kesildikten sonraki 2 yıl içinde görülür.
Nüks en sık kemik iliğinde görülmektedir. İkinci sıklıkta santral sinir sistemi ve testislerde olmaktadır.
Çocukluk çağı ALL’ lerinde T hücre kaynaklılarda, B hücre kaynaklılara göre daha yüksek oranda nüks riski taşır.
Lösemilerde Prognoz (hastalığın gidişatı ve sonlanışı)
Lösemilerde prognozu (hastalığın gidişatı ve sonlanışı) yetişkin ve çocuklarda ayrı ayrı ele almak gerekir.
ÇOCUKLAR İÇİN ALL (Akut Lonfoblasit/Lenfositer Lösemi) PROGNOZ (HASTALIĞIN GİDİŞATI VE SONLANIŞI) KRİTERLERİ
İYİ PROGNOZ
- 1 – 9 yaş aralığında olma
- B hücre prekürsör fenotipi (olgunlaşmamış B hücre lenfosit öncülleri kökenli) ve sitolojik olarak ALL L1 tip
- Lökosit sayısı (beyaz küre) < 50.000/mm³
- Translokasyon t(12;21), t(12;22) pozitifliği
- Hiperdiploidi (en iyi gösterge, en sık görülen düşük risk faktörü)
- Trizomi 4 ve 10
- Santral sinir sistemi (beyin), testis ve mediasten (göğüs timus bezi ve lenf bezi) tutulumu olmayan
- Tedaviye erken yanıt
ALL’de en önemli prognoz faktörü uygun risk sınıfı yapıp ona göre tedaviyi belirlemektir. Tedavi yoksa hastalık ölümcül olduğu için en önemli prognostik faktör tedavidir (Nelson 2007 bilgisi)
KÖTÜ PROGNOZ
- Matür B hücreliler (olgun B hücreli) ve sitolojik olarak L3 tipi
- <1 yaş ve 10 yaş≤ üzerinde olma
- Lökosit sayısı (beyaz küre) > 50.000/mm³
- Hipodiploidi
- Santral sinir sistemi (beyin ve omurilik) tutulumu, hepatosplenomegali (karaciğer ve dalak tutulumu) olan, lenadenopati (lenf bezi tutulumu), mediasten (timus bezi ve lenf bezi tutulumu) olan lösemiler
- Translokasyon t(9;22) [Philladelphia] yada bcr – abl füzyonu ve t(4;11) olması
- Translokasyon t(1;19) olması
- Tedaviye erken yanıtın kötü olması (tedaviye yanıt vermeme ya da tedavi sonrası 22. veya 23. Günde kanda blast sayısının hala >%5 olması. En kötü prognoz kriteri.
YETİŞKİNLER İÇİN ALL KÖTÜ PROGNOZ KRİTERLERİ
- 1 yaştan küçük, 10 yaştan büyük olmak
- Erkek olmak
- Testis tutulumu
- Lökosit (beyaz küre) sayısının > 30.000 mm³
- Philladelphia kromozomunun t(9;22) (+) olması
- Remisyona ulaşma süresinin 4 haftadan uzun olması
- Zenci ırk
- Santral sinir sistemi tutulumu olan
- L3 alt tipi
YETİŞKİNLER İÇİN ALL İYİ PROGNOZ KRİTERLERİ
- Trizomi 4 ve 10 kromozom anomalileri
- Translokasyon t(12;21) varlığı
T hücre kökenli ALL prognoz iyi
ÇOCUKLAR İÇİN AML KÖTÜ PROGNOZ GÖSTERGELERİ (Nelson 2007 bilgisi)
- Lökosit sayısı ve dalak büyüklüğü ile belirlenen blast (hücre sayısının) yükünün fazla olması (ilk gelişte lökosit sayısı ne kadar yüksekse, remisyon[aktif hastalığın yatışması] oranı o kadar az ve nüks riski o kadar fazladır).
- < 2 yaş – > 4 yaş
- Auer cisminin olmaması
- Monoblastik tip M5 veya M7 alt tipi
- M4 alt tipi
- Sekonder AML (M5)
- İlk gelişte lökosit (beyaz küre) sayısının >100.000/mm³ olması
- Splenomegali (dalak tutulumu)
- Monozomi 7 (7q-), delesyon del 7, t(4;11)
- İlk kür sonunda yanıt olmayışı (tedavinin 15.gününde kemik iliğinde blastların [öncül hücrelerin] >%5 olması)
Blast kavramı neyi gösterir? Kan kanseri dediğimiz lösemide lökosit (beyaz küre) sayısı kontrolsüzce çoğalması nedeniyle kemik iliğinde olgunlaşmadan bu hücreler kana geçmektedir. Tedavi ile bu hücrelerin gerektiği kadar azalmaması ne yazık ki kötü prognoz göstergesidir.
ÇOCUKLAR İÇİN AML İYİ PROGNOZ GÖSTERGELERİ (Nelson 2007 bilgisi)
- Lökosit (beyaz küre sayısı) < 100.000 mm³
- Herhangi bir nedene bağlı ikincil gelişmemesi yani sekonder AML olmaması
- Auer rod ile birlikte olan M1, M2 alt tipleri (auer rod, bazı AML alt tiplerinde görülen beyaz küre öncüllerindeki özel bir görünümü olan azurofilik granüler yapılardır, var olması iyi prognoz göstergesidir).
- AML M3
- AML M4
- AML M6
- Down sendromuna ikincil gelişen AML
- İndüksiyon tedavisine hızlı cevap
- Translokasyon t(8;21), t(15;17), inv16
- AML M3’de ATRA (retinoik asit) tedavisine yanıt ve prognoz mükemmeldir.
YETİŞKİNLER İÇİN AML KÖTÜ PROGNOZ KRİTERLERİ
- 2 yaşından küçük, 60 yaşıdan büyük
- İkincil gelişen, sekonder AML
- Tedaviye dirençli olan translokasyon t(9;11), trizomi 8, 5 ve 7.kromozom anomalileri
- Lökosit (beyaz küre) sayısının 100.000’den fazla olması
- Hızlı çoğalan blastların (öncül hücrelerin) olması
- M0, M5, M6, M7 alt tipler
- Laboratuarda LDH yüksekliği, Auer rod’ların olmaması
YETİŞKİNLER İÇİN AML İYİ PROGNOZ KRİTERLERİ
- Auer rod’ların (+) olduğu M2, M3 alt tipleri
- 16. Kromozomda inversiyon, t(15;17), t(8;21) anomalileri
LÖSEMİDE LABORATUAR
LÖSEMİDE TANI
Hemoglobin, eritosit, nötrofil ve trombosit düşüktür. Normositik anemi vardır. Lökosit genellikle yüksektir, bu lökositlerin çoğu blastlardır, matür (olgun) lökositler azdır. Lökosit sayısı ALL’de 30.000, AML’de genellikle 100.000 mm³’den fazladır. Fakat lökosit sayısı normal, düşük olabilir (%10-15). Potasyun (K⁺) ve fosfor (P⁻) düşüklüğü en sık rastlanan elektrolit bozukluğudur.
Periferik yaymada blastlar görülür. Ürik asit yüksektir. LDH yüksektir. AML M4-M5 alt tiplerinde serum muramidaz artmıştır.
Özellikle ALL L3 alt tipinde laktik asidoz ve tanı anında tümör lizis sendromu eşlik edebilir.
Lösemi tanısı periferik yayma ve kemik iliği incelemesi ile konulur. Normal kemik iliğinde blast sayısı %5’den azdır. Çocuklar için blast sayısı %25’den fazla ise lösemi tanısı alır. Erişkinler için lösemi tanısı içi blast sayısının %20’in üstünde olması yeterlidir.
ALL’de en sık laboratuar bulgusu ‘’normokrom normositer anemi’’ dir.
Akut promiyelositer lösemide (AML M3) koagülasyon testleri de yapılmalıdır, çünkü bu hastalarda yaygın damar içi pıhtılaşması (DİK) artmıştır.
AML’de peroksidaz ve sudan-black boyama testi pozitiftir. ALL’de negatiftir.
AML M7’de kemik iliğinde skleroz sık görüldüğünden kemik iliği aspirasyonu yerine biyopsi yapılması gerekebilir.
Akut Myeloblastik Lösemi (AML) ile Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL)’nin Ayırd Edilmesine Yardım Eden Laboratuar Bulguları:
| AML | ALL | |
| Lösemi blastlarına ait morfoloji | Stoplazmada granüller; auer çubukları olabilir
Çok sayıda çekirdekçik |
Agranüler, bazofilik stoplazma
Düzenli; belirteç çekirdekçikli katlanmış çekirdek |
| Histokimya | Myeloperoksidaz – pozitif | Myeloperoksidaz – negatif
PAS – pozitif |
| Stoplazmik belirteçler | - | Terminal deoksinükleotidil transferaz (Tdt) – pozitif |
| Yüzey belirteçleri (olguların yüzdesi) | - | B hücre belirteçleri (%5)
T hücre belirteçleri (%15 – 20): CD2, 3 veya 5 CALLA (%50 – 65): CD10 |
| Sitogenetik ve onkogenetik anormallikler | M3: t(15;17) anormal retinoik asit reseptör geni
M5: t(9;11) |
L3: t(8;14) anormal c-myc
Bazı ALL’lerde: Ph1 bcr:abl füzyon geni (Philladelphia geni) |
LÖSEMİ TEDAVİ
YETİŞKİNLER İÇİN LÖSEMİ TEDAVİSİ
Akut Myeloblastik Lösemi – AML tedavisi pek çok açıdan Akut Lenfoblastik Lösemi – ALL tedavisinden farklılık göstermektedir. Tedavi indüksiyon tedavisiyle başlayıp, 4 – 6 ay süren pekiştirici ve yoğun tedaviyi içermektedir. ALL’den farklı olarak; AML’de idame tedavisinin iyileşme süresini uzatma anlamında belirlenmiş bir rolü olmamaktadır. Ayrıca AML’de rutin Santral Sinir Sistemi profilaksisi gerekmemektedir. Antrasiklin (daunorubisin veya idarubisin) ve sitozin arabinozid içeren çeşitli kemoterapi rejimleri, erişkinlerde %60 – %80 tam iyileşme sağlamışlardır. İndüksiyon tedavisinin başarısız olduğu hastaların prognozu kötüdür, ancak bu hastalar epidofilotoksin veya yüksek doz sitozin arabinozid gibi çapraz tepkiye girmeyen ilaçlarla tedavi edilmektedir.
Uzun süreli iyileşme hızları (iyileşme sonrası sağkalımın 5 yıldan uzun sürmesi olarak tanımlanır) sadece kemoterapiyle %15 – %30 arasında değişirken, löseminin bazı alt tiplerinde sadece kemoterapiyle iyileşme hızları çok daha fazla olmaktadır. Translokasyon t(8;21) ve inv (16) ile ilişkili AML, genellikle, yüksek doz sitozin arabinozidle yapılan pekiştirici tedaviye cevap verir ve hastaların % 50 – % 70’i sadece kemoterapi ile iyileşir. Bu tip AML’si olan hastalar, kemoterapi sonrası nüks göstermiyorlarsa, transplantasyona aday değillerdir. Birincil dirençli hastalıkta kemoterapinin tek başına kullanılması veya kötü prognozlu lösemide nüks sonrası ikinci bir iyileşme sağlanması nadiren başarılı olmaktadır, bu hastalara, yaş ve verici açısından uygulanırsa ilk iyileşme döneminde transplantasyon önerilmelidir. Başlıca komorbideteleri ve/veya ikincil lösemisi olan yaşlı hastalar iyileşmeyi başlatabilecek saldırgan kemoterapödik rejimleri tolere edemeyebilirler ve bu hastalar için, cevap hızı çok düşük ve mortalitesi yükek olan destekleyici tedaviler uygun olabilir.
Akut Promyelositik Löseminin – AML M3 Tedavisi:
Akut Promyelositik Löseminin benzersiz biyolojisi, tedavisini diğer lösemilerin tedavisinden farklı kılmaktadır. Akut Promyelositik hücreleri büyük granülleri ve AML için karakteristik olan auer rod (çubuk) ları içeren promyelositik hücrelerdir. Komplikasyonlar; granül içeriğinin salınmasıyla gelişen ve hayati tehlike yaşayan koagülopatilerdir. Bu hücrelerdeki benzersiz kromozomal yer değiştirme t(15;17), benzersiz bir füzyon proteini (PML/RAR alfa) oluşumuna neden olmaktadır. Nükleer harekete geçirici proteinle (PML) kromozom 17’deki retinoik asit reseptörünün bileşiminden oluşan bu protein promyelositik farklılaşmaya engel olmakta ve proliferasyonu teşvik etmektedir. Akut promyelositik löseminin, all-trans retinoik asit (ATRA) ile tedavisinin, olgunlaşmamış blast hücrelerinin olgun nötrofillere farklılaşmasına olanak tanıyarak ve hastaların %90’a varan oranda klinik olarak iyileşmesini sağlayarak, bu etkinin üstesinden geldiği gösterilmiştir.
YETİŞKİNLER İÇİN LÖSEMİ TEDAVİSİ ÖZET:
ALL TEDAVİSİ
Akut: Prednisolon + Vinkristin (remisyon indüksiyonu) ± antrasiklin, siklofosfamid, L-asparaginaz
Konsolidasyon: SSS profilaksisinde intratekal Metotreksat + radyoterapi
İdame: oral metotreksat + merkaptopurin
Kemik iliği transplantasyonu (kemik iliği nakli)(KIT): ikinci relapstan sonra (ikinci nüksten sonra)
AML TEDAVİSİ
ARA-C (Sitozin arabinozid 100 – 200 mg/m² 5 – 7 gün iv infüzyon + daunorubicin 45 – 60 mg/m² 3 gün verilir.
Kemik iliği nakli (KIT): daha çok ikinci remisyondan sonra yapılmaktadır. Allojenik veya purging yöntemiyle KIT yapılmaktadır.
AML M3’de ATRA (retinoik asit, tretionin) verilir. ATRA 45 mg/m² dozunda 30 – 60 gün süreyle bölünmüş dozlarda verilir. Sitogenetik remisyon sağlar yani t(15;17) kromozom anormalliği düzeltir. Dirençli olgularda arsenik verilir.
(kaynak: CECİL Essentials of Medicine 5.baskı, sayfa 417 – 418)
LÖSEMİDE KEMOTERAPİ İLAÇLARI:
ALKİLLEYİCİLER
Etki mekanizması: Döneme özgü olmayan tipte ilaçlardır. Hücreleri her dönemde etkilerler. Pozitif yük içeren karbonyum türevi pozitif yüküyle, negatif yükle yüklü nükleik asidlerin arasına kovalent bağla geridönüşsüz bağlanır. Bağlanmanın özelliği çapraz olmasıdır. DNA zinciri arasına çapraz bağlanarak alkilleme gerçekleştirilmiş olur. Alkilleyicilerin hücrelerde oluşturdukları yapısal bozukluklar radyasyonun hücrede yaptığı etkiye benzer. Bu nedenle bu ilaçlara radyomimetik ilaçlar adı da verilir.
Bu grupta siklofosfamid bulunmaktadır.
Siklofosfamid: en fazla immünsüpresyon(bağışıklık sistemini baskılayan) yapan kemoterapi ilacıdır. Bu özelliği nedeniyle romatoid artrit, behçet hastalığı tedavisinde de kullanılır.
Steril hemorojik sistit oluştururlar. Bundan sorumlu olan akrolein metabolitidir. Bu etkinin antidotu(tedavisi) mesna’dır.
Kemik iliğine toksik etkisi en çabuk başlayan buna karşın en çabuk düzelendir.
Belirgin alopesi (kellik) oluştururlar.
Siklofosfamid, piyasada Endoxan, Syklofosfamid ve Alkyloxan adlarıyla bulunmaktadır.
[cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid]
ANTİMETABOLİTLER
Etki mekanizması: Bu gruptaki ilaçlar ‘S’ dönemine özgü etki gösterirler.
1.Folik Asit Antimetabolitleri:
Metotreksat
Etki mekanizması: Hücrelerin dihidrofolat redüktaz enzimini inhibe eder ve folik asit antimetaboliti gibi davranır. Dolayısıyla DNA, RNA ve ATP sentezi için gerekli pürin bazlarının sentezi (yapımı) durur. Protein sentezi bozulur.
Yan etkileri: ağızda ülserler ve stomatit yapar. Hepatotoksik (karaciğere toksik etkilidir) ve akciğerde fibrozis ortaya çıkarır. Toksik etkileri önlemek için folinik asit (Lökovorin) ile birlikte verilir.
Metotreksat, piyasada Emthexate, Methotrexate Amphar B.V., Methotrexate DBL, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan adlarıyla bulunmaktadır.
[metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat - folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique]
2.Pürin Antimetabolitleri:
Merkaptopürin (6 – merkaptpürin):
Bir ön ilaçtır. HGPRT enzimi tarafından aktif metabolit olan 6 – thioinosinic aside çevrilir. 6 – thioinosinic asitte inozinattan adenin ve guanin sentezini bloke eder. Etki gösteren 6 – thioinosinic asid, ksantin oksidaz tarafından ürik aside çevrilir ve vücuttan atılır.
Allopürinol; ksantin oksidazı inhibe eder ve 6 – thioinosonic asidin parçalanmaını engeller. Dolayısıyla 6 – merkaptopürinin etkinliğini belirgin olarak arttırır.
Belirgin hiperürisemi yapar.
HGPRT; Lesch – Nyan’da eksiktir. Bu sendromda 6 – merkaptopürin aktif şekline dönüşemediği için etki gösteremez.
Merkaptopürin, piyasada Mercaptopurine ve Puri – Nethol adlarıyla bulunmaktadır.
[mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin]
Tioguanin:
Esas olarak AML tedavisinde kullanılır.
[tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin]
3.Pirimidin Antimetabolitleri:
Sitarabin (Sitozin Arabinozid):
Oluşan trifosfat türevi; DNA polimeraz α’nın kopetitif inhibitörüdür. Böylece deoksiribonükleotitlerden DNA oluşumu önlenmiş olur.
AML’de kullanılır.
Sitozin Arabinozid (Sitarabin), piyasada Alexan, Ara – cell, Cytarabine, Cytarabine DBL, Cytonal adlarıyla bulunmaktadır.
[cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C]
BİTKİSEL KAYNAKLI KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Vinkristin:
Mikrotübül oluşumunu bloke eder ve mitozu metafazda durdurur.
Karaciğerde metabolize edilip safra ile atılır.
Çocuk lösemilerinde ve çocuk solid tümörlerinde (Willm’s tümörü, nöroblastom, rabdomiyosarkom) kullanılır.
Periferik nöropati oluşturabilir. Uygunsuz ADH sendromu yapabilir.
Vinkristin piyasada Vincristine Amphar B.V. , Vincristine Sulphate DBL, Vincristine Teva adları ile bulunmaktadır.
[vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин]
ANTİBİYOTİK KÖKENLİ KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Daktinomisin (Aktinomisin D):
En güçlü kemoterapi ilacıdır. Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Çocukluk çağı solid tümörlerinin tedavisinde kullanılır.
Safra ile atılır.
[actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D]
Daunorubisin:
Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Topoizomeraz II’ye bağlanarak DNA yarılması (cleavage) oluşturur.
Fe iyonu varlığında oksijen radikalleri oluşturup DNA KIRIĞI yapabilirler.
Kardiyotoksik yan etkisi bulunmaktadır. EKG bozuklukları ve kardiyomyopati yapabilirler. Bu yan etkiyi önlemek için demir şelatörleri (deksrazoksane) ve tokoferol kullanılır.
Daunorubisin piyasada Daunomicina adı ile bulunmaktadır.
[daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн]
Doksorubisin:
Daunorubisin gibi kardiyotoksik etkileri vardır, kardiyomyopati yapabilir.
İdrarı geçici olarak kırmızıya boyar.
Doksorubisin Hidroklorür piyasada Adriblastina, Celyx, Doxoteva adları ile bulunmaktadır.
[doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин]
Bleomisin:
Fe iyonu ile birleşerek serbest radikal oluşturur. Bu nedenle kromozom kırıkları oluşturabilir. Etki gösterebilmesi için Fe gereklidir. Bu nedenle hipokrom mikrositer anemide etkisi azalır.
‘’G2’’ dönemine özgüdür.
Akciğerlerde pnömoni ve fibrozis oluştururlar.
Bleomisin piyasada Bleocin – S, Bleolem adları ile bulunmaktadır.
[bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna]
İdarubisin hidroklorür: Piyasada Zavedos adıyla bulunmaktadır.
[idarubicin, idarubicyna, Идарубицин]
DİĞER KEMOTERAPİ İLAÇLARI
L – Asparaginaz (Krisantaspas):
Bir enzimdir. Asparajini aspartik aside yıkar. Böylelikle vücut sıvılarının asparajin stokunu azaltır. Asparajin düzeyi düşünce; lösemi hücrelerinde protein sentezi azalır. Böylelikle lösemi hücrelerini öldürür.
G1 dönemine etkilidir.
Kemik iliğini baskılamaz.
En sık yan etkisi protein yapıda olduğu için allerjik reaksiyondur. Bu nedenle steroidle kombine olarak kullanılır.
Sadece ALL tedavisinde kullanılır.
Pankreasa toksik olduğu için insülin sentezini bozarak hiperglisemi yapabilir.
Amonyum oluşumuna bağlı (asparajin yıkılırken) koma oluşturabilir.
L – Asparaginaz (Krisantaspas) piyasada Leunase adıyla bulunmaktadır.
[l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за]
Retinoik asit (Tretionin)(ATRA):
Piyasada Vesanoid adıyla bulunmaktadır.
[tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA]
Arsenik trioksit: Türkiye’de bulunmamaktadır.
[arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d'arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen]
ÇOCUKLAR İÇİN LÖSEMİ TEDAVİSİ
4 – 5 Hafta İndüksiyon
- 1. Vincristine iv, haftada bir x 4 hafta
- 2. Dexamethasone Pox28 gün (standart risk için) prednisone Pox28 gün (Yüksek risk için)
- 3. L-Asparaginase (E.coli): im, 3 kere/hafta x 3 hafta; L – Asparaginase (PEG): 1 doz
- 4. Yalnız yüksek risk için: Daunomycin iv, haftada bir x 4 hafta
- 5. İntratekal cytosine arabinoside 1.gün, intratekal methotrexate 8 gün
Konsolidasyon
- 1. İntratekal methotrexate, haftada bir x 4 hafta
- 2. Kranial RT (yüksek risk – yavaş yanıt veren; tanıda SSS hastalığı)
- 3. Hergün oral 6-Mercaptopurine
- 4. Yüksek riskli hastalar ayrıca Cytoxan, cytosine arabinoside alır
Ara idame*
- 1. Hergün oral 6 – mercaptopurine
- 2. Haftada bir oral methotrexate
- 3. Standart risk: vincristine ayda bir ve beş gün artı her ay prednisone ayda bir kere.
Gecikmiş Yoğunlaştırma*
- 1. İndüksiyona benzer şekilde yeniden indüksiyon, yüksek riskli hastalarda dexamethasone prednisone’un, adriamycin, dauromycin’nin yerini alır.
- 2. Yeniden konsolidasyon: ALL li hastalarda Cytoxan, cytosine arabinoside ve 6 – thiogvaine verilir.
İdame*
- 1. Vincristine ayda bir kez
- 2. Dexamethasone (standart risk) ya da prednisone (yüksek risk) ataklar: 5 gün/ay
- 3. Her gün oral 6 – mercaptopurine
- 4. Haftada bir oral methotrexate
*Bu dönemler sırasında ek intratekal methotrexate devam edilir
(kaynak: NELSON Essentials of PEDIATRICS 4.baskı, sayfa 658)
LÖSEMİDE KEMOTERAPİ İLAÇLARI:
ALKİLLEYİCİLER
Etki mekanizması: Döneme özgü olmayan tipte ilaçlardır. Hücreleri her dönemde etkilerler. Pozitif yük içeren karbonyum türevi pozitif yüküyle, negatif yükle yüklü nükleik asidlerin arasına kovalent bağla geridönüşsüz bağlanır. Bağlanmanın özelliği çapraz olmasıdır. DNA zinciri arasına çapraz bağlanarak alkilleme gerçekleştirilmiş olur. Alkilleyicilerin hücrelerde oluşturdukları yapısal bozukluklar radyasyonun hücrede yaptığı etkiye benzer. Bu nedenle bu ilaçlara radyomimetik ilaçlar adı da verilir.
Bu grupta siklofosfamid bulunmaktadır.
Siklofosfamid: en fazla immünsüpresyon(bağışıklık sistemini baskılayan) yapan kemoterapi ilacıdır. Bu özelliği nedeniyle romatoid artrit, behçet hastalığı tedavisinde de kullanılır.
Steril hemorojik sistit oluştururlar. Bundan sorumlu olan akrolein metabolitidir. Bu etkinin antidotu(tedavisi) mesna’dır.
Kemik iliğine toksik etkisi en çabuk başlayan buna karşın en çabuk düzelendir.
Belirgin alopesi (kellik) oluştururlar.
Siklofosfamid, piyasada Endoxan, Syklofosfamid ve Alkyloxan adlarıyla bulunmaktadır.
[cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid]
ANTİMETABOLİTLER
Etki mekanizması: Bu gruptaki ilaçlar ‘S’ dönemine özgü etki gösterirler.
1.Folik Asit Antimetabolitleri:
Metotreksat
Etki mekanizması: Hücrelerin dihidrofolat redüktaz enzimini inhibe eder ve folik asit antimetaboliti gibi davranır. Dolayısıyla DNA, RNA ve ATP sentezi için gerekli pürin bazlarının sentezi (yapımı) durur. Protein sentezi bozulur.
Yan etkileri: ağızda ülserler ve stomatit yapar. Hepatotoksik (karaciğere toksik etkilidir) ve akciğerde fibrozis ortaya çıkarır. Toksik etkileri önlemek için folinik asit (Lökovorin) ile birlikte verilir.
Metotreksat, piyasada Emthexate, Methotrexate Amphar B.V., Methotrexate DBL, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan adlarıyla bulunmaktadır.
[metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat - folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique]
2.Pürin Antimetabolitleri:
Merkaptopürin (6 – merkaptpürin):
Bir ön ilaçtır. HGPRT enzimi tarafından aktif metabolit olan 6 – thioinosinic aside çevrilir. 6 – thioinosinic asitte inozinattan adenin ve guanin sentezini bloke eder. Etki gösteren 6 – thioinosinic asid, ksantin oksidaz tarafından ürik aside çevrilir ve vücuttan atılır.
Allopürinol; ksantin oksidazı inhibe eder ve 6 – thioinosonic asidin parçalanmaını engeller. Dolayısıyla 6 – merkaptopürinin etkinliğini belirgin olarak arttırır.
Belirgin hiperürisemi yapar.
HGPRT; Lesch – Nyan’da eksiktir. Bu sendromda 6 – merkaptopürin aktif şekline dönüşemediği için etki gösteremez.
Merkaptopürin, piyasada Mercaptopurine ve Puri – Nethol adlarıyla bulunmaktadır.
[mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin]
Tioguanin:
Esas olarak AML tedavisinde kullanılır.
[tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin]
3.Pirimidin Antimetabolitleri:
Sitarabin (Sitozin Arabinozid):
Oluşan trifosfat türevi; DNA polimeraz α’nın kopetitif inhibitörüdür. Böylece deoksiribonükleotitlerden DNA oluşumu önlenmiş olur.
AML’de kullanılır.
Sitozin Arabinozid (Sitarabin), piyasada Alexan, Ara – cell, Cytarabine, Cytarabine DBL, Cytonal adlarıyla bulunmaktadır.
[cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C]
BİTKİSEL KAYNAKLI KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Vinkristin:
Mikrotübül oluşumunu bloke eder ve mitozu metafazda durdurur.
Karaciğerde metabolize edilip safra ile atılır.
Çocuk lösemilerinde ve çocuk solid tümörlerinde (Willm’s tümörü, nöroblastom, rabdomiyosarkom) kullanılır.
Periferik nöropati oluşturabilir. Uygunsuz ADH sendromu yapabilir.
Vinkristin piyasada Vincristine Amphar B.V. , Vincristine Sulphate DBL, Vincristine Teva adları ile bulunmaktadır.
[vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин]
ANTİBİYOTİK KÖKENLİ KEMOTERAPİ İLAÇLARI
Daktinomisin (Aktinomisin D):
En güçlü kemoterapi ilacıdır. Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Çocukluk çağı solid tümörlerinin tedavisinde kullanılır.
Safra ile atılır.
[actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D]
Daunorubisin:
Guanin ve sitozin arasına düz bağlanarak inercalation yaparlar.
Topoizomeraz II’ye bağlanarak DNA yarılması (cleavage) oluşturur.
Fe iyonu varlığında oksijen radikalleri oluşturup DNA KIRIĞI yapabilirler.
Kardiyotoksik yan etkisi bulunmaktadır. EKG bozuklukları ve kardiyomyopati yapabilirler. Bu yan etkiyi önlemek için demir şelatörleri (deksrazoksane) ve tokoferol kullanılır.
Daunorubisin piyasada Daunomicina adı ile bulunmaktadır.
[daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн]
Doksorubisin:
Daunorubisin gibi kardiyotoksik etkileri vardır, kardiyomyopati yapabilir.
İdrarı geçici olarak kırmızıya boyar.
Doksorubisin Hidroklorür piyasada Adriblastina, Celyx, Doxoteva adları ile bulunmaktadır.
[doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин]
Bleomisin:
Fe iyonu ile birleşerek serbest radikal oluşturur. Bu nedenle kromozom kırıkları oluşturabilir. Etki gösterebilmesi için Fe gereklidir. Bu nedenle hipokrom mikrositer anemide etkisi azalır.
‘’G2’’ dönemine özgüdür.
Akciğerlerde pnömoni ve fibrozis oluştururlar.
Bleomisin piyasada Bleocin – S, Bleolem adları ile bulunmaktadır.
[bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna]
İdarubisin hidroklorür: Piyasada Zavedos adıyla bulunmaktadır.
[idarubicin, idarubicyna, Идарубицин]
DİĞER KEMOTERAPİ İLAÇLARI
L – Asparaginaz (Krisantaspas):
Bir enzimdir. Asparajini aspartik aside yıkar. Böylelikle vücut sıvılarının asparajin stokunu azaltır. Asparajin düzeyi düşünce; lösemi hücrelerinde protein sentezi azalır. Böylelikle lösemi hücrelerini öldürür.
G1 dönemine etkilidir.
Kemik iliğini baskılamaz.
En sık yan etkisi protein yapıda olduğu için allerjik reaksiyondur. Bu nedenle steroidle kombine olarak kullanılır.
Sadece ALL tedavisinde kullanılır.
Pankreasa toksik olduğu için insülin sentezini bozarak hiperglisemi yapabilir.
Amonyum oluşumuna bağlı (asparajin yıkılırken) koma oluşturabilir.
L – Asparaginaz (Krisantaspas) piyasada Leunase adıyla bulunmaktadır.
[l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за]
Retinoik asit (Tretionin)(ATRA):
Piyasada Vesanoid adıyla bulunmaktadır.
[tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA]
Arsenik trioksit: Türkiye’de bulunmamaktadır.
[arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d'arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen]
LÖSEMİDE KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU
De novo AML ve nükseden ALL vakalarında, uzun süreli iyileşmenin sağlanabilmesi için tek umut, allojenik transplantasyondur. Sadece kemoterapi ile iyileşme hızları; AML için % 15 – % 30 arasındadır. 60 yaş altı hastalarda allojenik transplantasyon sonrası iyileşme hızı % 40 – % 60 arasında değişmekte ve işleme bağlı mortalite hızı ise % 20 – % 25 arasında olmaktadır. Başlangıç indüksiyon tedavisi sonrasında (ilk iyileşme) kemik iliği transplantasyonu geçirenlerin sonuçları, hastalığın nüks etmesi sonrasında (ikinci iyileşme) geçirenlerden daha iyi olmaktadır. Ancak; kemoterpödik rejimler, ilk iyileşme sonrasında transplantasyon sonrasında olduklarından daha etkilidirler. Ve ikinci iyileşme sırasında uygulanan transplantasyon ile iyileşme hala % 25 olmaktadır. hastalarda kemik iliği transplantasyonu için en uygun zamanın ne zaman olacağına karar vermek için, nüks hızı yüksek hastaların sitogenetik verileri çok yardımcı olmaktadır. prognozu daha kötğ ve transplantasyona uygun hastalarda, bu işlem daha erken dönemde yapılırken, hastalık özellikleri daha olumlu olan hastalar, transplantasyon öncesinde kemoterapiden yarar görebilmektedirler ve ancak hastalık nüksederse nüks sonrası kemik iliği transplantasyonu uygulanabilir.
ALL de, AML’de olduğu gibi, prognoz ne kadar kötüyse transplantasyon o kadar erken önerilmektedir. Çalışmalar; Philladelphia kromozomu pozitif olan, beyaz küre sayısı yüksek olan, ilk iyileşmesi uzun sürede gerçekleşen hastaların ilk iyileşme döneminde yapılan kemik iliği transplantasyonundan yarar gördüklerini göstermektedir. Erken dönemde yapılan transplantasyon da sağkalım hızı, % 40 – % 44 arasında değişirken, diğer tedavilerde bu hız % 20’dir. ALL li ve ikinci iyileşme sonrası nüks gelişen hastaların kemik iliği nakli ve deneysel tedaviler dışında pek bir seçeneği bulunmamaktadır.
Yaş ileri olduğu için veya HLA’sı uygun verici bulunmdığı için allojenik nakil yapılamayan AML li hastalara otolog kemik iliği veya kök hücre nakli önerilebilir. Kemik iliği veya periferik kök hücreler hastalardan alınır, in vitro olarak neoplastik (kanser hücreleri) hücreler temizlenir ve kemik iliğini yok edecek kadar yüksek dozda kemoterapi ve radyoterapi sonrasında, temizlenmiş olan kemik iliği tekrar hastaya verilir. Hastalarda % 10’a kadar varan oranlarda iliği tutmaması ve diğer komplikasyonlara bağlı ölüm gerçekleşir. Ancak, uzun süreli sağkalım hızları, % 20 ile % 40 arasında değişmekte ve tek başına kemoterapiye göre iyileşme şansı biraz daha iyi olmaktadır.
[hematopoietic stem cell transplantation, stem cell transplantation, transplantace kostní dřeně, stammzelltransplantation, trasplante de médula ósea, transplantation de moelle, kaulų čiulpų ląstelių transplantacija, Przeszczepienie szpiku kostnego, transplante de medula óssea, Трансплантация гемопоэтических стволовых клеток, luuydinsiirto, stamcellstransplantation]
(kaynak: CECIL Essentials of Medicine 5.baskı, sayfa 418)
lösemi tedavisi, lösemi tedavileri, tedavi lösemi tedavisi, lösemi nedir tedavisi, kemik iliği nakli, lösemi nedeni, lösemi nedenleri, kök hücre nakli, kök hücre transplantasyonu, lösemi ve tedavisi, lösemi hastalığının tedavisi, lösemi ile ilgili yazı, lösemi hastalik, lösemi hastalığı ile ilgili bilgiler, lösemi hastalığı hakkında bilgi, lösemi hastalığı nedir, akut myeloid lösemi, lösemi nedenleri, akut lenfoblastik lösemi, löseminin belirtileri, akut myeloblastik lösemi, lösemi hastalığı hakkında bilgi, aml nedir, lösemi neden olur, akut lenfoblastik lösemi, lösemi hastalık, lösemi hakkında herşey, lösemi hastalığı ile ilgili bilgiler, anemi belirtileri, kanser belirtileri, yetişkinlerde lösemi belirtileri, çocuklarda lösemi belirtileri, kansızlık belirtileri, lösemi belirtileri, all nedir, aml lösemi nedir, çocuklarda löseminin belirtileri, yetişkinlerde all lösemi, leukemia, hematopoietic stem cell transplantation, stem cell transplantation, transplantace kostní dřeně, stammzelltransplantation, trasplante de médula ósea, transplantation de moelle, kaulų čiulpų ląstelių transplantacija, Przeszczepienie szpiku kostnego, transplante de medula óssea, Трансплантация гемопоэтических стволовых клеток, luuydinsiirto, stamcellstransplantation, lösemi nedir, lenfoma belirtileri, down sendromu lösemi, bimalone, bimalone lösemi, aml, all, t(12;21), t(1;19), t(8;14), t(11;14), t(9;11), t(8;21), kloroma, nötropenik sepsis, febrile neutropenia, trizomi 4 ve 10, philladelphia, bcr – abl, auer rod, auer çubuk, DİK, DIC, yaygın damar içi pıhtılaşması, dissemine intravasküler koagülasyon, philladelphia geni, nötrofil, bazofil, eozinofil, lenfosit, monosit, makrofaj, dentritik hücre, hemorojik sistit
tretinoin, trétinoïne, tretynoina, tretinoína, all-trans retinoik asit, all-trans retinoic acid, ATRA, vesanoid, PML/RAR alfa, PML, ARA-C, t(15;17), antrasiklin, anthracycline, intratekal metotreksat, oral metotreksat, siklofosfamid, cyclophosphamide, antracicline, antracykliny, antraciklin, cyclophosphamid, ciclofosfamida, cyklofosfamid, ciclofosfamida, Циклофосфамид, ciklofosfamíd, cyklofosfamid, endoxan, syklofosfamid, alkyloxan, metotreksat, metotrexat, methotrexate, methotrexat, MTX, metotrexato, méthotrexate, metotrexato, metotrexát, methotrexaat, metotreksat, metotrexato, mетотрексат, metotreksát, metotrexat, folinik asit, lökovorin, folinic acid, leucovorin, leucovorin calcium/sodium, folinsyre, folinsäure, acide folinique, emthexate, methotrexate amphar b.v., methotrexate dbl, Methotrexate ‘’EBEWE’’, Methotrexate Teva, Trexan, methotrexate amphar, merkaptopürin, 6 – merkaptopürin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, purinethol, 6-MP, mercaptopurin, 6-mercaptopurin, mercaptopurine, 6-mercaptopurine, mercaptopurina, 6-mercaptopurina, merkaptopuryna, Меркаптопурин, merkaptopurin, Mercaptopurine, Puri – Nethol, tioguanin, tioguanine, Тиогуанин, tiogvanin, sitarabin, sitozin arabinozid, cytarabine, cytosine arabinoside, cytarabin, arabinozyd cytozyny, cytarabina, ARA-C, alexan, ara – cell, cytarabine, cytarabine DBL, cytonal, vinkristin, vincristine, vincristina, vincristin, vinkrisztin, winkrystyna, Винкристин, vincristine amphar B.V. , vincristine sulphate DBL, vincristine teva, daktinomisin, aktinomisin d, actinomycin D, actinomycine, actinomicina, Дактиномицин, актиномицин D, daunorubisin, daunorubicin, daunomycin, daunorrubicina, daunomicina, daunorubicine, daunorubicyna, Даунорубици́н, Даунорубіцинн, doksorubisin, doxorubicin, doxorrubicina, adriamycin, adriamicina, doxorubicine, doxorubicine, doksorubicyna, doxorrubicina, Доксорубици́н, doksorubisiini, Доксорубіцин, adriblastina, celyx, doxoteva, bleomisin, bleomycin, bleomicina, bléomycine, bleomycyna, bleocin – s, bleolem, idarubisin, idarubicin, idarubicyna, Идарубицин, zavedos, l – asparaginaz, krisantaspas, asparaginaz, asparaginase, asparaginaza, l-аспарагина́за, аспарагина́за, leunase, arsenik tiroksit, arsenic trioxide, Арсеникът, triòxid d’arsènic, oxid arsenitý, arseniko, anhydride arsénieux, ossido arsenioso, arzenolit, arsenoliet, arsenikk, tlenek arsenu, trióxido de arsênio, arsenic, Оксид мышьяка, arzenov trioksid, Арсенолит, arseenitrioksidi, arseniktrioxid, Ôxít Asen
kolesterol nasıl düşürülür, statinler, crestor, rosuvastatin, niasin, nikotinik asit, xenical, ezetrol, kolesterol tedavisi, kolesterol belirtileri, kolesterol nedir, trigliserid, trigliserit, total kolesterol nedir, ldl kolesterol nedir, kötü kolesterol nedir, hdl kolesterol nedir, iyi kolesterol nedir
Kolesterol yükseklikleri(hiperlipidemiler)’de öncelikli olarak yaşam biçimi değişiklikleri önerilmelidir;
- Doymuş yağ ve kolesterolden zengin besinlerden kaçınılması; lif, balık ve antioksidanlardan zengin beslenme
- Sigara ve alkolün bırakılması
- İdeal vücut ağırlığına ulaşılması
- Düzenli egzersiz: haftada 4 kez en az 20 dakikalık tempolu yürüyüş veya egzersiz
İlaç tedavisi
İlaç tedavisi mutlaka diğer nedenler dışlandıktan sonra başlanmalıdır.
Kolesterol yükseklikleri daha doğru ifadeyle hiperlipidemilerde birçok ilaç sınıfı bulunmaktadır:
STATİNLER:
Etki mekanizması: Vücuta kolesterol yapımını sağlayan en önemli anahtar enzimi olan HMG-KoA Redüktaz enzimini engelleyerek vücutta kolesterol yapımını azaltmaktadırlar.
Kandaki LDL kolesterolü en fazla düşüren ilaç grubudur, LDL kolesterolü ortalama %60 oranında düşürmektedir.
Kandaki trigliserid düzeyini ortalama %25 azaltmaktadır.
İyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolü yaklaşık %10 artırmaktadır.
Statin grubu ilaçların alt grupları(etken maddelere ve piyasa adlarına göre):
- Lovastatin: Türkiye’de bulunmamaktadır.
- Simvastatin: Piyasada Lipovas tablet, Zocor tablet, Zovatin tablet, İnegy tablet olarak bulunmaktadır.
- Pravastatin: idrarla atılan tek statin grubu ilaçtır bu yüzden böbrek yetmezliği olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Piyasada Pravachol tablet olarak bulunmaktadır.
- Atorvastatin: en güçlü statin grubu ilaçlarından biridir, antioksidan özelliktedir. Piyasada Alvastin tablet, Ateroz tablet, Ator tablet, Cardyn tablet, Colastin-L tablet, Kolestor tablet, Lipitaksin tablet, Lipitor tablet, Saphire tablet, Tarden tablet bulunmaktadır.
- Fluvastatin: en kısa etkili statin grubu ilaçtır. Piyasada Lescol tablet, Lescol XL tablet olarak bulunmaktadır.
- Rosuvastatin: 2009 yılında çıkan yeni bir ilaçtır, en uzun etkili ve en güçlü statin grubu ilaçtır. İyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolü en fazla artıran statin grubu ilaçtır. Piyasada Crestor tablet olarak bulunmaktadır.
Statin grubu ilaçların yan etkileri:
Önemli yan etkilerinden bazıları, az oranda görülen rabdomiyoliz, miyopati ve yaygın miyalji olarak adlandırılan kas ağrıları ve kas tutulumlarıdır.
En önemli yan etkileri ise çok az oranda da olsa görülen hepatotoksik olarak adlandırılan karaciğer yağlanması ve karaciğer tutulumu yapabilmesidir.
Bu iki önemli yan etkiden dolayı statin grubu ilaç kullanan hastaların karaciğer enzimleri ve kas enzimlerini içeren tetkikleri aralıklarla yaptırması takip açısından çok önemlidir.
Bir diğer önemli etkisi gebelikte bebeği etkilemektedir, geblikte mutlak olarak kullanılmamalıdır.
FİBRİK ASİT TÜREVLERİ (FİBRATLAR)
Etki mekanizması: Peroxisome Proliferator-Activated Reseptör’lerin (PPAR) α alt birimine bağlanıp yağ asidi oksidasyonunu yani yağ asidi yıkımını arttırılar. Endotel bağımlı lipoprotein lipaz adı verilen kandaki kolesterol ve yağ asitlerini dokuya taşıyan enzimin yapımını arttırırlar böylece kandaki kolesterolü azaltırlar. Trigliserit yüksekliği ile seyreden durumların tedavisinde kullanılırlar bu durumlarda ilk tercihtir.
Fibratlar trigliseridleri en fazla düşüren ilaç grubudur. Buna rağmen kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü %10 oranında arttırmaktadır. İyi kolesterol olarak adlandırılan HDL kolesterolü yaklaşık %30 arttırırlar.
Fibrat grubu ilaçlar (etken ve piyasa adlarına göre):
- Gemfibrozil: en kısa etkili fibratlardır. Piyasada Lopid tablet olarak bulunmaktadır.
- Fenofibrat: en uzun etkili fibrat grubu ilaçtır. Piyasada Fenogal kapsül, Lipanthyl mikropellet kapsül, Lipofen mikropellet kapsül adlarıyla bulunmaktadır.
- Bezafibrat: Türkiye’de bulunmamaktadır.
- Siprofibrat: Türkiye’de bulunmamaktadır.
Yan etkileri: Statinlerle aynı yan etkilere neden olurlar.
NİKOTİNİK ASİT (B₃ VİTAMİNİ, NİASİN)
Etki mekanizması: yağ dokusunda bulunan hormon duyarlı lipaz adındaki, yağ dokusundan kana kolesterol geçişini sağlayan enzimi bloke ederler böylece kana kolesterol geçişini azaltırlar. Endotel bağımlı lipoprotein lipaz adı verilen kandaki kolesterol ve yağ asitlerini dokuya taşıyan enzimin yapımını arttırırlar böylece kandaki kolesterolü azaltırlar. En aterojen yani damarların tıkanmasına neden olan en riskli yağ ürünü olan lipoprotein (a) düzeyini azaltırlar bu yüzden en geniş spektrumlu ilaç grubudur. En önemli etki mekanizması ise karaciğerde VLDL kolesterol üretimini azaltırlar, VLDL’de azalma sonucu kandaki LDL kolesterol düzeyini de azaltırlar. HDL (iyi kolesterol) kolesterol düzeyini en fazla arttıran ilaç grubudur, yaklaşık olarak %40 oranında arttırırlar. Trigliserid ve LDL kolesterol (kötü kolesterol) düzeyini ise azaltırlar.
Yan etkileri: nikotinik asit ilaçlar damarlarda vazodilatasyon denen belirgin genişlemelere neden olurlar. Bunun sonucu vücutta flushing denen kızarıklıklara neden olabilmektedirler. Bundan dolayı; kahve, çay ve alkol ile birlikte alınmamalıdır. Mide ülserini arttırabilirler. Hepatit ve sarılığa yol açabilirler. Statin ve fibratlar gibi teratojendirler gebelerde mutlak olarak kullanılmamalıdırlar. Görüldüğü gibi birçok etki mekanizmasına sahip olmaları nedeniyle çok etkin görülebilmelerine rağmen birçok yan etki nedeniyle kullanımları sınırlıdır.
Karaciğer hastalığı, mide ülseri, diyabeti olanlarda (kan şekerini arttırabilirler) ve gutlu hastalarda kullanılmamalıdırlar.
SAFRA ASİDİ BAĞLAYAN REÇİNELER
Bu grupta bulunan ilaçlar etken maddelerine göre: KOLESTİRAMİN, KOLESTİPOL ve KOLESEVELAM ‘dır.
Etki mekanizmaları: bu grup ilaçlar safra asitlerinin dışkı ile atılımını arttırırlar böylece safra asitleri azaldığı için vücut safra yapımını arttırmaya çalışmakta böylece kandaki kolesterol safra yapımı için karaciğere geçmekte ve kandaki kolesterol miktarı azalmaktadır. Karaciğere kolesterol alımını arttırmak için LDL reseptörleri artmaktadır böylece kandaki kolesterol daha hızlı azalmaktadır.
Bu grup ilaçların en önemli özelliği barsaklardan emilmedikleri için gebelerde ve çocuklarda kullanılabilecek olan tek kolesterol düşürücü ilaçlardır.
Bu gruptaki ilaçlardan kolestiramin kolestran piyasa adı bulunmaktadır. Bu grupta kolestipol ve kolesevelam Türkiye’de bulunmamaktadır.
ORLİSTAT/EZETİMİP
Etki mekanizmaları: Obezite ve zayıflama ilacı olarak kullanılan bu gruptaki ilaçlar kolesterolün barsaklardan emilimini azaltmaktadırlar. Kandaki total kolesterol ve LDL kolesterol seviyelerini azaltırlar.
Bu grup ilaçların en önemli yan etkileri ciddi ishale neden olabilmeleridir, bundan dolayı yağlı yiyeceklerle alınmamalı, ilaçların alındığı süre boyunca çok yağlı diyetten sakınılmalıdır.
Statin grubu ilaçlarla birlikte kullanılmaları LDL kolesterol düzeyini daha da azaltırlar. Böylece statinlerin kas tutulumuna neden olan yan etkileri azalmaktadır.
Orlistat piyasada Xenical kapsül olarak bulunmaktadır, ezetimip ise piyasada Ezetrol tablet olarak bulunmaktadır.
TORCETRAPİB
Son yıllarda çıkan yeni grup bir ilaçtır. Kolesterol ester transfer proteini baskılarlar böylece HDL (iyi kolesterol) ‘yi arttırırlar. HDL’yi en fazla arttıran ilaç grubudur.
Kolesterol nedir?
Halk arasında kolesterol olarak adlandırılan HDL, LDL gibi kavramlar aslında kanımızda bulunan yağ taşıyıcı moleküllerdir ve lipoprotein yani protein ve yağ yapılarından oluşmaktadır. Kolesterol ise gerçekte bir lipid yani yağ ürünü olup az önce bahsettiğimiz HDL, LDL ve daha birçok lipoprotein yapı (VLDL, IDL gibi…)tarafıdan kanımızda taşınmaktadır. Şilomikron olarak adlandırılan yapı ise başka bir lipoprotein olup barsaklarada sentezlenmekte ve diyetle alınan yağ moleküllerinin (trigliseridler) barsaktan karaciğere taşınmasında görev almaktadır.
Plazma dediğimiz kanın sıvı kısmında bulunan birçok içerikten biri lipoproteinler(yağ metabolizması ürünleri) grubudur. Plazmada birçok lipoprotein altgrubu bulunmaktadır, bunlar; şilomikron, VLDL, IDL, LDL, HDL dir. Kolesterol ise bir lipid(yağ ürünü)dir ve saydığımız plazma lipoproteinlerinin dış katmanının vazgeçilmez bir yapı taşını oluşturur. Kolesterol esterleri dediğimiz esterleşmiş kolesterol kolesterolün çoğu dokudaki depo halidir. Vücuttaki kolesterolün yarıdan fazlası sentezle yani vücudumuz yaptığı kolesterol, geri kalanı ise ortalama bir diyetten sağlanır.
Kolesterol sentezinin başlıca yapıldığı yerler: Karaciğer, barsak, adrenal korteks yani böbrek üstü bezleri, yumurtalıklar ve testisleri kapsayan üreme dokularıdır. İnsanda toplam sentezin %10’u Karaciğerde diğer %10’u da barsaklarda gerçekleşmektedir. Karaciğer vücudun kolesterol dengesinin düzenlenmesinde merkezi bir role sahiptir.
Plazma lipoproteinleri dediğimiz kandaki yağ taşıyıcıları çevrede protein bir kapsül, içlerinde kolesterol denen yağ yapılarını bulundurmaktadır. HDL dediğimiz halk arasında iyi kolesterol olarak bilinen plazma lipoprotein kandaki ve çevre dokulardaki kolesterolü toplar ve karaciğere taşır, bunun önemi, HDL ile kandaki kolesterol azalmaktadır ve istenen birşeydir. HDL ingilizce ‘’high density lipoprotein-yüksek yoğunluklu lipoprotein’’ in kısaltamsıdır burda yoğunluktan kastedilen protein içeriğidir, protein içeriği fazla, kolesterol ve trigliserid yani yağ içeriği az olan lipid protein dediğimiz yağ taşıyıcıdır, HDL seviyesi düşüklüğü ateroskleroz denen birçok damarın tıkanmasına yol açan durum için risk oluşturmaktadır. Halk arasında kötü kolesterol olarak bilinen LDL lipoprotein ise ingilizce ‘’low density lipoprotein-düşük yoğunluklu lipoprotein’’in kısaltmasıdır, protein içeriği az, kolesterol ve trigliserid içeriği yani yağ içeriği fazla olan yağ taşıyıcıdır ve karaciğerdeki yağ ürünlerini kana ve çevre dokulara taşımaktadır, kan seviyesinde LDL yüksekliği ile kandaki kolesterol artmakta ve birçok damarın tıkanmasına yol açan klinik tabloya zemin hazırlamaktadır.
Şilomikron denen plazma lipoprotein ise diyetle alınan trigliserit adı verilen yağ ürünlerinin barsaktan emilmesi, karaciğer ve birçok dokuya taşınmasında görev almaktadır. Vücutta şilomikran, VLDL, IDL, LDL kolesterollerin birbirlerine dönüşümleri gerçekleşebilmektedir bu durumda karaciğer ve kanımızda bulunan birtakım enzimler (hepatik lipaz, lesitin-kolesterol açil transferaz, Acil-Koa Kolesterol açiltransferaz gibi….) önemli bir role sahiptir.
Saf kolesterol yapısı sadece bir yağ molekülü ve sadece damar tıkanıklıklarına yol açan bir molekül olarak düşünülmemesi gerekir. Kolesterol vücudumzda birçok hayati öneme sahip hormonların yapı taşını oluşturmaktadır. Örneğin; mineralokortikoid olarak adlandırılan aldosteron yani sıvı kaybı durumunda böbreklerden su ve tuz tutan çok önemli bir hormon, seks steroitleri olarak bilinen testosteron, cinsiyet organlarımızın ve karakterlerimizin oluşumnda rol oynayan östrojen, androjen, progesteron gibi birçok hormon ve en önemli hormonlarımızdan biri kortizol, ana yapı olarak kolesterolden oluşmaktadır. İşte diyetle alınan kolesterolün veya karaciğerde üretilen kolesterolün, bu hormonların sentezlendiği dokulara (böbrek üstü bezleri, testis ve yumurtalılar gibi…) taşınması için yağ taşıyıcıları olarak bahsettiğimiz HDL, LDL gibi yapılara ihtiyaç duyulmaktadır. Burda önemle düşünülmesi gereken normal sınırların dışında çok fazla artan kan kolesterol düzeyinin damar tıkanıkları olarak adlandırılan klinik tablo olan ateroskleroza neden olmasıdır.
Total kolesterol nedir? HDL kolesterol nedir? İyi kolesterol nedir? LDL kolesterol nedir?
Kötü kolesterol nedir?
Total Kolesterol kanımızda kolesterol yada lipid yani yağ taşıyıcı lipoprotein denen kolesterol yapıların toplam değerini ifade etmektedir. Kısaca formül olarak;
Total kolesterol = HDL + VLDL + LDL kolesterol toplam değerleri ile hesaplanabilir.
Kötü kolesterol olarak bilinen, fazlalığı birçok ciddi durumlar için risk oluşturan (kalp krizi, inme gibi..) kolesterol olan LDL kolesterol ise kısaca;
LDL kolesterol = total kolesterol – (HDL + trigliserid/5) formülü ile hesaplanabilir.
Tıbbi terimle hiperlipidemiler olarak adlandırılan halk arasında kolesterol hastalıkları veya yağ yüksekliklieri ile giden birçok hastalık bulunmaktadır, bunların son güncel sınıflamaları;
| Tip | Total Kolesterol | LDL Kolesterol | Trigliserid lipoprotein anormalliği | Lipoprotein anormalliği |
| I | Yükselmiş | Normal | Yükselmiş | Aşırı şilomikron |
| IIa | Yüksek/normal | Yükselmiş | Normal | Aşırı LDL |
| IIb | Yükselmiş | Yükselmiş | Yükselmiş | Aşırı LDL, VLDL |
| III | Yükselmiş | Düşük | Yükselmiş | Aşırı şilomikron, IDL |
| IV | Yüksek/normal | Normal | Yükselmiş | Aşırı VLDL |
| V | Yükselmiş | Normal | Yükselmiş | Aşırı şilomikron ve VLDL |
Toplumda en sık görülen hiperlipidemi tip IV’dür. En sık ailesel hiperlipidemi tip IIb’dir.
Kolesterol ve lipidler için Güncellenen Normal ve Yüksek Değerler;
| Parametre | Total kolesterol | LDL kolesterol | HDL kolesterol** | Trigliserid |
| Arzu edilen | <200 | 100 | >50 | <150 |
| Yüksek | >200 | 160 | <35 | >150 |
** HDL kolesterolün yüksek değerinin 35 altında verilmesi yanlış yazılmamıştır. İyi kolesterol olarak da bilinen HDL kolesterolün yükek olması değil 35’in altında olması hastalıklar için risk faktörü olduğu için diğer kolesterollerle karıştırılmamalıdır.
Kolesterol belirtileri
Halk tarafından kolesterol yüksekliği tıbbi olaral hiperlipidemiler olarak adlandırılan durumlardan sadece LDL, trigliserid veya şilomikron yüksekliği özgün semptom veya bulgulara yol açmayabilir fakat ilerde daha ciddi kliniklere yol açan komplikasyonların öncüsü birtakım bulgulara neden olabilir. Bu bulgular, damarlarda tam tıkanmaya yol açmayan fakat daralmaya neden olan ateroskleroza (halk arasında damarlarda kireçlenme olarak adlandırılan) bağlı bulgulardır. Baş dönmesi, baş ağrısı, damarlarda nabız alınamaması, oskültasyonla damarlar üzerinde üfürüm duyulması, şah damarı olarak adlandırılan karotid arter üzerinde muayenede üfürüm duyulması gibi… kolesterol yüksekliğinin nedeni sadece diyet, alkol, sigara gibi faktörlere bağlı oluşmamaktadır, bir takım ailesel, genetik geçişli kolesterol yüksekliği tabloları bulunmaktadır. Özellikle ailevi kolesterol yükseklikleri (tıbbi terimle ailesel hiperlipidemilerde) ksantoma adı verilen kolesterol birikimleri ile karakterize yumrular şeklinde nodüler lezyonlar görülebilir, özellikle el, kol, bacak veya ayak yüzlerinde, eklemlerde, kasların kemiğe tutunma yerlerinde şişlikler şeklinde yumru lezyonlardır. Diğer bir bulgu ise ksantalezma adı verilen göz çevresinde küçük beyaz veya sarı renkli plak şeklinde lezyonlardır.
ksantoma
Daha ciddi yüksekliklerde, damarlarda ciddi daralmalara bağlı olarak kalp ile ilgili kardiyovasküler, beyin damarlarında ciddi daralmalara bağlı beyin ile ilgili serebrovasküler ve nörolojik bulgulara da neden olabilmektedir. Damarlarda bu daralmalardaki lezyonların hasarlanması ve üstüne emboli denen pıhtıların oturması ile damar tamamen tıkanmakta beslediği organda geridönüşsüz hasarlara neden olmaktadır. Bu olay kalbi besleyen damarların tamamen tıkanması ile kalp krizi veya beyni besleyen damarların tamamen tıkanması sonucu inme olarak adlandırılan ciddi durumlara yol açmaktadır. Damarlarda meydana gelen bu olaylar tıbbi terimle ateroskleroz olarak adlandırılmaktadır.
bir otopsi vakasında vücudun en büyük damarı olan aort damarı üzerinde görülen, daralmaya yol açan plak şeklindeki aterosklerotik lezyonlar
Damarlardaki daralma gittikçe artmakta önlem alınmadıkça tamamen tıkanmaya neden olmaktadır
Kalple ilgili belirti ve bulgular:
Kalbi besleyen damarların daralmasına bağlı bazı semptom ve bulgular olabilmektedir bunlar tıbbi terim olarak Angina Pektoris olarak adlandırılmaktadır ve birçok alttipi bulunmaktadır,
Stabil Angina Pektoris; semptomlar arasında egsersiz veya eforla ortaya çıkan kalp ve göğüs bölgesinde hissedilen sıkıştırır tarzda ağrı ile karakterizedir. Halk diliyle iman tahtası adı verilen göğüste sternum kemiğinin arkasında hissedilen sıkıştırır tarzda ağrıdır. En önemli özelliği eforla ve egsersizle ortaya çıkması 5 dakika kadar sürmesi ve dinlenmekle veya dilaltı denen nirtat içerikli ilaçlarla geçmesidir. Bu semptomların bir aydan uzun süredir olması dikkat çekici olmalıdır. Ne yazık ki bu hastalarda EKG %90, fizik muayene bulguları %90-95 normal bulunmaktadır.
Anstabil Angina Pektoris; ise biraz daha farklıdır ve ileride olabilecek ciddi olayların habercisidir. Bu semptomda istirahatte de aynı ağrılar olmakta ve ağrılar son 30 gün içinde başlamaktadır. Ağrı dinlenmekle geçmemekte ve dilaltı ilaçlara cevap vermemektedir. Ağrının süresi 5 dakika ile 30 dakika arasında sürmektedir. Ne yazık ki fizik muayene bulguları %70-75, EKG %70-80 normal görülmektedir.
Beyinle ilgili belirti ve bulgular:
Beyni besleyen damarların daralmasına bağlı olarak baş dönmesi, baş ağrısı özellikle ense bölgesinde hissedilen ağrı yakınmları daha ciddi daralmlarda geçici şuur bulanıklıkları, bayılmalar daha da ciddi daralmalarada karşı yarım vücut bölgesinde geçici felçlere (tıbbi terimle transiskemik atak – TİA) neden olabilmektedir. Bu geçici yakınmalar ileride gelişebilecek ciddi inmelerin habercisi olabilmektedir. Trans iskemik atakta özellikle beyni besleyen en önemli damar olan orta serebral arterin geçici tıkanmasına bağlı geçici konuşma bozuklukları denen afazi, karşı vücut yarımında özellikle kolda daha baskın olmak üzere geçici güç kaybı ve his kusurları olabilmektedir.
kolesterol nasıl düşürülür, statinler, crestor, rosuvastatin, niasin, nikotinik asit, xenical, ezetrol, kolesterol tedavisi, kolesterol belirtileri, kolesterol nedir, trigliserid, trigliserit, total kolesterol nedir, ldl kolesterol nedir, kötü kolesterol nedir, hdl kolesterol nedir, iyi kolesterol nedir
kolesterol belirtileri, kolesterol nedir, kolesterol nasıl düşürülür, total kolesterol nedir, ldl kolesterol nedir, kötü kolesterol nedir, hdl kolesterol, iyi kolesterol nedir, statinler, crestor, rosuvastatin, niasin, nikotinik asit, xenical, ezetrol, kolesterol tedavisi, trigliserid, trigliserit
Halk tarafından kolesterol yüksekliği tıbbi olaral hiperlipidemiler olarak adlandırılan durumlardan sadece LDL, trigliserid veya şilomikron yüksekliği özgün semptom veya bulgulara yol açmayabilir fakat ilerde daha ciddi kliniklere yol açan komplikasyonların öncüsü birtakım bulgulara neden olabilir. Bu bulgular, damarlarda tam tıkanmaya yol açmayan fakat daralmaya neden olan ateroskleroza (halk arasında damarlarda kireçlenme olarak adlandırılan) bağlı bulgulardır. Baş dönmesi, baş ağrısı, damarlarda nabız alınamaması, oskültasyonla damarlar üzerinde üfürüm duyulması, şah damarı olarak adlandırılan karotid arter üzerinde muayenede üfürüm duyulması gibi… kolesterol yüksekliğinin nedeni sadece diyet, alkol, sigara gibi faktörlere bağlı oluşmamaktadır, bir takım ailesel, genetik geçişli kolesterol yüksekliği tabloları bulunmaktadır. Özellikle ailevi kolesterol yükseklikleri (tıbbi terimle ailesel hiperlipidemilerde) ksantoma adı verilen kolesterol birikimleri ile karakterize yumrular şeklinde nodüler lezyonlar görülebilir, özellikle el, kol, bacak veya ayak yüzlerinde, eklemlerde, kasların kemiğe tutunma yerlerinde şişlikler şeklinde yumru lezyonlardır. Diğer bir bulgu ise ksantalezma adı verilen göz çevresinde küçük beyaz veya sarı renkli plak şeklinde lezyonlardır.
Daha ciddi yüksekliklerde, damarlarda ciddi daralmalara bağlı olarak kalp ile ilgili kardiyovasküler, beyin damarlarında ciddi daralmalara bağlı beyin ile ilgili serebrovasküler ve nörolojik bulgulara da neden olabilmektedir. Damarlarda bu daralmalardaki lezyonların hasarlanması ve üstüne emboli denen pıhtıların oturması ile damar tamamen tıkanmakta beslediği organda geridönüşsüz hasarlara neden olmaktadır. Bu olay kalbi besleyen damarların tamamen tıkanması ile kalp krizi veya beyni besleyen damarların tamamen tıkanması sonucu inme olarak adlandırılan ciddi durumlara yol açmaktadır. Damarlarda meydana gelen bu olaylar tıbbi terimle ateroskleroz olarak adlandırılmaktadır.
bir otopsi vakasında vücudun en büyük damarı olan aort damarı üzerinde görülen, daralmaya yol açan plak şeklindeki aterosklerotik lezyonlar
Damarlardaki daralma gittikçe artmakta önlem alınmadıkça tamamen tıkanmaya neden olmaktadır
Kalple ilgili belirti ve bulgular:
Kalbi besleyen damarların daralmasına bağlı bazı semptom ve bulgular olabilmektedir bunlar tıbbi terim olarak Angina Pektoris olarak adlandırılmaktadır ve birçok alttipi bulunmaktadır,
Stabil Angina Pektoris; semptomlar arasında egsersiz veya eforla ortaya çıkan kalp ve göğüs bölgesinde hissedilen sıkıştırır tarzda ağrı ile karakterizedir. Halk diliyle iman tahtası adı verilen göğüste sternum kemiğinin arkasında hissedilen sıkıştırır tarzda ağrıdır. En önemli özelliği eforla ve egsersizle ortaya çıkması 5 dakika kadar sürmesi ve dinlenmekle veya dilaltı denen nirtat içerikli ilaçlarla geçmesidir. Bu semptomların bir aydan uzun süredir olması dikkat çekici olmalıdır. Ne yazık ki bu hastalarda EKG %90, fizik muayene bulguları %90-95 normal bulunmaktadır.
Anstabil Angina Pektoris; ise biraz daha farklıdır ve ileride olabilecek ciddi olayların habercisidir. Bu semptomda istirahatte de aynı ağrılar olmakta ve ağrılar son 30 gün içinde başlamaktadır. Ağrı dinlenmekle geçmemekte ve dilaltı ilaçlara cevap vermemektedir. Ağrının süresi 5 dakika ile 30 dakika arasında sürmektedir. Ne yazık ki fizik muayene bulguları %70-75, EKG %70-80 normal görülmektedir.
Beyinle ilgili belirti ve bulgular:
Beyni besleyen damarların daralmasına bağlı olarak baş dönmesi, baş ağrısı özellikle ense bölgesinde hissedilen ağrı yakınmları daha ciddi daralmlarda geçici şuur bulanıklıkları, bayılmalar daha da ciddi daralmalarada karşı yarım vücut bölgesinde geçici felçlere (tıbbi terimle transiskemik atak – TİA) neden olabilmektedir. Bu geçici yakınmalar ileride gelişebilecek ciddi inmelerin habercisi olabilmektedir. Trans iskemik atakta özellikle beyni besleyen en önemli damar olan orta serebral arterin geçici tıkanmasına bağlı geçici konuşma bozuklukları denen afazi, karşı vücut yarımında özellikle kolda daha baskın olmak üzere geçici güç kaybı ve his kusurları olabilmektedir.
Kolesterol nedir?
Halk arasında kolesterol olarak adlandırılan HDL, LDL gibi kavramlar aslında kanımızda bulunan yağ taşıyıcı moleküllerdir ve lipoprotein yani protein ve yağ yapılarından oluşmaktadır. Kolesterol ise gerçekte bir lipid yani yağ ürünü olup az önce bahsettiğimiz HDL, LDL ve daha birçok lipoprotein yapı (VLDL, IDL gibi…)tarafıdan kanımızda taşınmaktadır. Şilomikron olarak adlandırılan yapı ise başka bir lipoprotein olup barsaklarada sentezlenmekte ve diyetle alınan yağ moleküllerinin (trigliseridler) barsaktan karaciğere taşınmasında görev almaktadır.
Plazma dediğimiz kanın sıvı kısmında bulunan birçok içerikten biri lipoproteinler(yağ metabolizması ürünleri) grubudur. Plazmada birçok lipoprotein altgrubu bulunmaktadır, bunlar; şilomikron, VLDL, IDL, LDL, HDL dir. Kolesterol ise bir lipid(yağ ürünü)dir ve saydığımız plazma lipoproteinlerinin dış katmanının vazgeçilmez bir yapı taşını oluşturur. Kolesterol esterleri dediğimiz esterleşmiş kolesterol kolesterolün çoğu dokudaki depo halidir. Vücuttaki kolesterolün yarıdan fazlası sentezle yani vücudumuz yaptığı kolesterol, geri kalanı ise ortalama bir diyetten sağlanır.
Kolesterol sentezinin başlıca yapıldığı yerler: Karaciğer, barsak, adrenal korteks yani böbrek üstü bezleri, yumurtalıklar ve testisleri kapsayan üreme dokularıdır. İnsanda toplam sentezin %10’u Karaciğerde diğer %10’u da barsaklarda gerçekleşmektedir. Karaciğer vücudun kolesterol dengesinin düzenlenmesinde merkezi bir role sahiptir.
Plazma lipoproteinleri dediğimiz kandaki yağ taşıyıcıları çevrede protein bir kapsül, içlerinde kolesterol denen yağ yapılarını bulundurmaktadır. HDL dediğimiz halk arasında iyi kolesterol olarak bilinen plazma lipoprotein kandaki ve çevre dokulardaki kolesterolü toplar ve karaciğere taşır, bunun önemi, HDL ile kandaki kolesterol azalmaktadır ve istenen birşeydir. HDL ingilizce ‘’high density lipoprotein-yüksek yoğunluklu lipoprotein’’ in kısaltamsıdır burda yoğunluktan kastedilen protein içeriğidir, protein içeriği fazla, kolesterol ve trigliserid yani yağ içeriği az olan lipid protein dediğimiz yağ taşıyıcıdır, HDL seviyesi düşüklüğü ateroskleroz denen birçok damarın tıkanmasına yol açan durum için risk oluşturmaktadır. Halk arasında kötü kolesterol olarak bilinen LDL lipoprotein ise ingilizce ‘’low density lipoprotein-düşük yoğunluklu lipoprotein’’in kısaltmasıdır, protein içeriği az, kolesterol ve trigliserid içeriği yani yağ içeriği fazla olan yağ taşıyıcıdır ve karaciğerdeki yağ ürünlerini kana ve çevre dokulara taşımaktadır, kan seviyesinde LDL yüksekliği ile kandaki kolesterol artmakta ve birçok damarın tıkanmasına yol açan klinik tabloya zemin hazırlamaktadır.
Şilomikron denen plazma lipoprotein ise diyetle alınan trigliserit adı verilen yağ ürünlerinin barsaktan emilmesi, karaciğer ve birçok dokuya taşınmasında görev almaktadır. Vücutta şilomikran, VLDL, IDL, LDL kolesterollerin birbirlerine dönüşümleri gerçekleşebilmektedir bu durumda karaciğer ve kanımızda bulunan birtakım enzimler (hepatik lipaz, lesitin-kolesterol açil transferaz, Acil-Koa Kolesterol açiltransferaz gibi….) önemli bir role sahiptir.
Saf kolesterol yapısı sadece bir yağ molekülü ve sadece damar tıkanıklıklarına yol açan bir molekül olarak düşünülmemesi gerekir. Kolesterol vücudumzda birçok hayati öneme sahip hormonların yapı taşını oluşturmaktadır. Örneğin; mineralokortikoid olarak adlandırılan aldosteron yani sıvı kaybı durumunda böbreklerden su ve tuz tutan çok önemli bir hormon, seks steroitleri olarak bilinen testosteron, cinsiyet organlarımızın ve karakterlerimizin oluşumnda rol oynayan östrojen, androjen, progesteron gibi birçok hormon ve en önemli hormonlarımızdan biri kortizol, ana yapı olarak kolesterolden oluşmaktadır. İşte diyetle alınan kolesterolün veya karaciğerde üretilen kolesterolün, bu hormonların sentezlendiği dokulara (böbrek üstü bezleri, testis ve yumurtalılar gibi…) taşınması için yağ taşıyıcıları olarak bahsettiğimiz HDL, LDL gibi yapılara ihtiyaç duyulmaktadır. Burda önemle düşünülmesi gereken normal sınırların dışında çok fazla artan kan kolesterol düzeyinin damar tıkanıkları olarak adlandırılan klinik tablo olan ateroskleroza neden olmasıdır.
Total kolesterol nedir? HDL kolesterol nedir? İyi kolesterol nedir? LDL kolesterol nedir?
Kötü kolesterol nedir?
Total Kolesterol kanımızda kolesterol yada lipid yani yağ taşıyıcı lipoprotein denen kolesterol yapıların toplam değerini ifade etmektedir. Kısaca formül olarak;
Total kolesterol = HDL + VLDL + LDL kolesterol toplam değerleri ile hesaplanabilir.
Kötü kolesterol olarak bilinen, fazlalığı birçok ciddi durumlar için risk oluşturan (kalp krizi, inme gibi..) kolesterol olan LDL kolesterol ise kısaca;
LDL kolesterol = total kolesterol – (HDL + trigliserid/5) formülü ile hesaplanabilir.
Tıbbi terimle hiperlipidemiler olarak adlandırılan halk arasında kolesterol hastalıkları veya yağ yüksekliklieri ile giden birçok hastalık bulunmaktadır, bunların son güncel sınıflamaları;
| Tip | Total Kolesterol | LDL Kolesterol | Trigliserid lipoprotein anormalliği | Lipoprotein anormalliği |
| I | Yükselmiş | Normal | Yükselmiş | Aşırı şilomikron |
| IIa | Yüksek/normal | Yükselmiş | Normal | Aşırı LDL |
| IIb | Yükselmiş | Yükselmiş | Yükselmiş | Aşırı LDL, VLDL |
| III | Yükselmiş | Düşük | Yükselmiş | Aşırı şilomikron, IDL |
| IV | Yüksek/normal | Normal | Yükselmiş | Aşırı VLDL |
| V | Yükselmiş | Normal | Yükselmiş | Aşırı şilomikron ve VLDL |
Toplumda en sık görülen hiperlipidemi tip IV’dür. En sık ailesel hiperlipidemi tip IIb’dir.
Kolesterol ve lipidler için Güncellenen Normal ve Yüksek Değerler;
| Parametre | Total kolesterol | LDL kolesterol | HDL kolesterol** | Trigliserid |
| Arzu edilen | <200 | 100 | >50 | <150 |
| Yüksek | >200 | 160 | <35 | >150 |
** HDL kolesterolün yüksek değerinin 35 altında verilmesi yanlış yazılmamıştır. İyi kolesterol olarak da bilinen HDL kolesterolün yükek olması değil 35’in altında olması hastalıklar için risk faktörü olduğu için diğer kolesterollerle karıştırılmamalıdır.
Kolesterol nasıl düşürülür?
Kolesterol tedavisi
Kolesterol yükseklikleri(hiperlipidemiler)’de öncelikli olarak yaşam biçimi değişiklikleri önerilmelidir;
- Doymuş yağ ve kolesterolden zengin besinlerden kaçınılması; lif, balık ve antioksidanlardan zengin beslenme
- Sigara ve alkolün bırakılması
- İdeal vücut ağırlığına ulaşılması
- Düzenli egzersiz: haftada 4 kez en az 20 dakikalık tempolu yürüyüş veya egzersiz
İlaç tedavisi
İlaç tedavisi mutlaka diğer nedenler dışlandıktan sonra başlanmalıdır.
Kolesterol yükseklikleri daha doğru ifadeyle hiperlipidemilerde birçok ilaç sınıfı bulunmaktadır:
STATİNLER:
Etki mekanizması: Vücuta kolesterol yapımını sağlayan en önemli anahtar enzimi olan HMG-KoA Redüktaz enzimini engelleyerek vücutta kolesterol yapımını azaltmaktadırlar.
Kandaki LDL kolesterolü en fazla düşüren ilaç grubudur, LDL kolesterolü ortalama %60 oranında düşürmektedir.
Kandaki trigliserid düzeyini ortalama %25 azaltmaktadır.
İyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolü yaklaşık %10 artırmaktadır.
Statin grubu ilaçların alt grupları(etken maddelere ve piyasa adlarına göre):
- Lovastatin: Türkiye’de bulunmamaktadır.
- Simvastatin: Piyasada Lipovas tablet, Zocor tablet, Zovatin tablet, İnegy tablet olarak bulunmaktadır.
- Pravastatin: idrarla atılan tek statin grubu ilaçtır bu yüzden böbrek yetmezliği olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Piyasada Pravachol tablet olarak bulunmaktadır.
- Atorvastatin: en güçlü statin grubu ilaçlarından biridir, antioksidan özelliktedir. Piyasada Alvastin tablet, Ateroz tablet, Ator tablet, Cardyn tablet, Colastin-L tablet, Kolestor tablet, Lipitaksin tablet, Lipitor tablet, Saphire tablet, Tarden tablet bulunmaktadır.
- Fluvastatin: en kısa etkili statin grubu ilaçtır. Piyasada Lescol tablet, Lescol XL tablet olarak bulunmaktadır.
- Rosuvastatin: 2009 yılında çıkan yeni bir ilaçtır, en uzun etkili ve en güçlü statin grubu ilaçtır. İyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolü en fazla artıran statin grubu ilaçtır. Piyasada Crestor tablet olarak bulunmaktadır.
Statin grubu ilaçların yan etkileri:
Önemli yan etkilerinden bazıları, az oranda görülen rabdomiyoliz, miyopati ve yaygın miyalji olarak adlandırılan kas ağrıları ve kas tutulumlarıdır.
En önemli yan etkileri ise çok az oranda da olsa görülen hepatotoksik olarak adlandırılan karaciğer yağlanması ve karaciğer tutulumu yapabilmesidir.
Bu iki önemli yan etkiden dolayı statin grubu ilaç kullanan hastaların karaciğer enzimleri ve kas enzimlerini içeren tetkikleri aralıklarla yaptırması takip açısından çok önemlidir.
Bir diğer önemli etkisi gebelikte bebeği etkilemektedir, geblikte mutlak olarak kullanılmamalıdır.
FİBRİK ASİT TÜREVLERİ (FİBRATLAR)
Etki mekanizması: Peroxisome Proliferator-Activated Reseptör’lerin (PPAR) α alt birimine bağlanıp yağ asidi oksidasyonunu yani yağ asidi yıkımını arttırılar. Endotel bağımlı lipoprotein lipaz adı verilen kandaki kolesterol ve yağ asitlerini dokuya taşıyan enzimin yapımını arttırırlar böylece kandaki kolesterolü azaltırlar. Trigliserit yüksekliği ile seyreden durumların tedavisinde kullanılırlar bu durumlarda ilk tercihtir.
Fibratlar trigliseridleri en fazla düşüren ilaç grubudur. Buna rağmen kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü %10 oranında arttırmaktadır. İyi kolesterol olarak adlandırılan HDL kolesterolü yaklaşık %30 arttırırlar.
Fibrat grubu ilaçlar (etken ve piyasa adlarına göre):
- Gemfibrozil: en kısa etkili fibratlardır. Piyasada Lopid tablet olarak bulunmaktadır.
- Fenofibrat: en uzun etkili fibrat grubu ilaçtır. Piyasada Fenogal kapsül, Lipanthyl mikropellet kapsül, Lipofen mikropellet kapsül adlarıyla bulunmaktadır.
- Bezafibrat: Türkiye’de bulunmamaktadır.
- Siprofibrat: Türkiye’de bulunmamaktadır.
Yan etkileri: Statinlerle aynı yan etkilere neden olurlar.
NİKOTİNİK ASİT (B₃ VİTAMİNİ, NİASİN)
Etki mekanizması: yağ dokusunda bulunan hormon duyarlı lipaz adındaki, yağ dokusundan kana kolesterol geçişini sağlayan enzimi bloke ederler böylece kana kolesterol geçişini azaltırlar. Endotel bağımlı lipoprotein lipaz adı verilen kandaki kolesterol ve yağ asitlerini dokuya taşıyan enzimin yapımını arttırırlar böylece kandaki kolesterolü azaltırlar. En aterojen yani damarların tıkanmasına neden olan en riskli yağ ürünü olan lipoprotein (a) düzeyini azaltırlar bu yüzden en geniş spektrumlu ilaç grubudur. En önemli etki mekanizması ise karaciğerde VLDL kolesterol üretimini azaltırlar, VLDL’de azalma sonucu kandaki LDL kolesterol düzeyini de azaltırlar. HDL (iyi kolesterol) kolesterol düzeyini en fazla arttıran ilaç grubudur, yaklaşık olarak %40 oranında arttırırlar. Trigliserid ve LDL kolesterol (kötü kolesterol) düzeyini ise azaltırlar.
Yan etkileri: nikotinik asit ilaçlar damarlarda vazodilatasyon denen belirgin genişlemelere neden olurlar. Bunun sonucu vücutta flushing denen kızarıklıklara neden olabilmektedirler. Bundan dolayı; kahve, çay ve alkol ile birlikte alınmamalıdır. Mide ülserini arttırabilirler. Hepatit ve sarılığa yol açabilirler. Statin ve fibratlar gibi teratojendirler gebelerde mutlak olarak kullanılmamalıdırlar. Görüldüğü gibi birçok etki mekanizmasına sahip olmaları nedeniyle çok etkin görülebilmelerine rağmen birçok yan etki nedeniyle kullanımları sınırlıdır.
Karaciğer hastalığı, mide ülseri, diyabeti olanlarda (kan şekerini arttırabilirler) ve gutlu hastalarda kullanılmamalıdırlar.
SAFRA ASİDİ BAĞLAYAN REÇİNELER
Bu grupta bulunan ilaçlar etken maddelerine göre: KOLESTİRAMİN, KOLESTİPOL ve KOLESEVELAM ‘dır.
Etki mekanizmaları: bu grup ilaçlar safra asitlerinin dışkı ile atılımını arttırırlar böylece safra asitleri azaldığı için vücut safra yapımını arttırmaya çalışmakta böylece kandaki kolesterol safra yapımı için karaciğere geçmekte ve kandaki kolesterol miktarı azalmaktadır. Karaciğere kolesterol alımını arttırmak için LDL reseptörleri artmaktadır böylece kandaki kolesterol daha hızlı azalmaktadır.
Bu grup ilaçların en önemli özelliği barsaklardan emilmedikleri için gebelerde ve çocuklarda kullanılabilecek olan tek kolesterol düşürücü ilaçlardır.
Bu gruptaki ilaçlardan kolestiramin kolestran piyasa adı bulunmaktadır. Bu grupta kolestipol ve kolesevelam Türkiye’de bulunmamaktadır.
ORLİSTAT/EZETİMİP
Etki mekanizmaları: Obezite ve zayıflama ilacı olarak kullanılan bu gruptaki ilaçlar kolesterolün barsaklardan emilimini azaltmaktadırlar. Kandaki total kolesterol ve LDL kolesterol seviyelerini azaltırlar.
Bu grup ilaçların en önemli yan etkileri ciddi ishale neden olabilmeleridir, bundan dolayı yağlı yiyeceklerle alınmamalı, ilaçların alındığı süre boyunca çok yağlı diyetten sakınılmalıdır.
Statin grubu ilaçlarla birlikte kullanılmaları LDL kolesterol düzeyini daha da azaltırlar. Böylece statinlerin kas tutulumuna neden olan yan etkileri azalmaktadır.
Orlistat piyasada Xenical kapsül olarak bulunmaktadır, ezetimip ise piyasada Ezetrol tablet olarak bulunmaktadır.
TORCETRAPİB
Son yıllarda çıkan yeni grup bir ilaçtır. Kolesterol ester transfer proteini baskılarlar böylece HDL (iyi kolesterol) ‘yi arttırırlar. HDL’yi en fazla arttıran ilaç grubudur.
kolesterol belirtileri, kolesterol nedir, kolesterol nasıl düşürülür, total kolesterol nedir, ldl kolesterol nedir, kötü kolesterol nedir, hdl kolesterol, iyi kolesterol nedir, statinler, crestor, rosuvastatin, niasin, nikotinik asit, xenical, ezetrol, kolesterol tedavisi, trigliserid, trigliserit
total kolesterol nedir, ldl kolesterol nedir, kötü kolesterol nedir, hdl kolesterol, iyi kolesterol nedir, kolesterol nedir, kolesterol belirtileri, , kolesterol nasıl düşürülür, statinler, crestor, rosuvastatin, niasin, nikotinik asit, xenical, ezetrol, kolesterol tedavisi, trigliserid, trigliserit
Total Kolesterol kanımızda kolesterol yada lipid yani yağ taşıyıcı lipoprotein denen kolesterol yapıların toplam değerini ifade etmektedir. Kısaca formül olarak;
Total kolesterol = HDL + VLDL + LDL kolesterol toplam değerleri ile hesaplanabilir.
Kötü kolesterol olarak bilinen, fazlalığı birçok ciddi durumlar için risk oluşturan (kalp krizi, inme gibi..) kolesterol olan LDL kolesterol ise kısaca;
LDL kolesterol = total kolesterol – (HDL + trigliserid/5) formülü ile hesaplanabilir.
Tıbbi terimle hiperlipidemiler olarak adlandırılan halk arasında kolesterol hastalıkları veya yağ yüksekliklieri ile giden birçok hastalık bulunmaktadır, bunların son güncel sınıflamaları;
| Tip | Total Kolesterol | LDL Kolesterol | Trigliserid lipoprotein anormalliği | Lipoprotein anormalliği |
| I | Yükselmiş | Normal | Yükselmiş | Aşırı şilomikron |
| IIa | Yüksek/normal | Yükselmiş | Normal | Aşırı LDL |
| IIb | Yükselmiş | Yükselmiş | Yükselmiş | Aşırı LDL, VLDL |
| III | Yükselmiş | Düşük | Yükselmiş | Aşırı şilomikron, IDL |
| IV | Yüksek/normal | Normal | Yükselmiş | Aşırı VLDL |
| V | Yükselmiş | Normal | Yükselmiş | Aşırı şilomikron ve VLDL |
Toplumda en sık görülen hiperlipidemi tip IV’dür. En sık ailesel hiperlipidemi tip IIb’dir.
Kolesterol ve lipidler için Güncellenen Normal ve Yüksek Değerler;
| Parametre | Total kolesterol | LDL kolesterol | HDL kolesterol** | Trigliserid |
| Arzu edilen | <200 | 100 | >50 | <150 |
| Yüksek | >200 | 160 | <35 | >150 |
** HDL kolesterolün yüksek değerinin 35 altında verilmesi yanlış yazılmamıştır. İyi kolesterol olarak da bilinen HDL kolesterolün yükek olması değil 35’in altında olması hastalıklar için risk faktörü olduğu için diğer kolesterollerle karıştırılmamalıdır.
Kolesterol nedir?
Halk arasında kolesterol olarak adlandırılan HDL, LDL gibi kavramlar aslında kanımızda bulunan yağ taşıyıcı moleküllerdir ve lipoprotein yani protein ve yağ yapılarından oluşmaktadır. Kolesterol ise gerçekte bir lipid yani yağ ürünü olup az önce bahsettiğimiz HDL, LDL ve daha birçok lipoprotein yapı (VLDL, IDL gibi…)tarafıdan kanımızda taşınmaktadır. Şilomikron olarak adlandırılan yapı ise başka bir lipoprotein olup barsaklarada sentezlenmekte ve diyetle alınan yağ moleküllerinin (trigliseridler) barsaktan karaciğere taşınmasında görev almaktadır.
Plazma dediğimiz kanın sıvı kısmında bulunan birçok içerikten biri lipoproteinler(yağ metabolizması ürünleri) grubudur. Plazmada birçok lipoprotein altgrubu bulunmaktadır, bunlar; şilomikron, VLDL, IDL, LDL, HDL dir. Kolesterol ise bir lipid(yağ ürünü)dir ve saydığımız plazma lipoproteinlerinin dış katmanının vazgeçilmez bir yapı taşını oluşturur. Kolesterol esterleri dediğimiz esterleşmiş kolesterol kolesterolün çoğu dokudaki depo halidir. Vücuttaki kolesterolün yarıdan fazlası sentezle yani vücudumuz yaptığı kolesterol, geri kalanı ise ortalama bir diyetten sağlanır.
Kolesterol sentezinin başlıca yapıldığı yerler: Karaciğer, barsak, adrenal korteks yani böbrek üstü bezleri, yumurtalıklar ve testisleri kapsayan üreme dokularıdır. İnsanda toplam sentezin %10’u Karaciğerde diğer %10’u da barsaklarda gerçekleşmektedir. Karaciğer vücudun kolesterol dengesinin düzenlenmesinde merkezi bir role sahiptir.
Plazma lipoproteinleri dediğimiz kandaki yağ taşıyıcıları çevrede protein bir kapsül, içlerinde kolesterol denen yağ yapılarını bulundurmaktadır. HDL dediğimiz halk arasında iyi kolesterol olarak bilinen plazma lipoprotein kandaki ve çevre dokulardaki kolesterolü toplar ve karaciğere taşır, bunun önemi, HDL ile kandaki kolesterol azalmaktadır ve istenen birşeydir. HDL ingilizce ‘’high density lipoprotein-yüksek yoğunluklu lipoprotein’’ in kısaltamsıdır burda yoğunluktan kastedilen protein içeriğidir, protein içeriği fazla, kolesterol ve trigliserid yani yağ içeriği az olan lipid protein dediğimiz yağ taşıyıcıdır, HDL seviyesi düşüklüğü ateroskleroz denen birçok damarın tıkanmasına yol açan durum için risk oluşturmaktadır. Halk arasında kötü kolesterol olarak bilinen LDL lipoprotein ise ingilizce ‘’low density lipoprotein-düşük yoğunluklu lipoprotein’’in kısaltmasıdır, protein içeriği az, kolesterol ve trigliserid içeriği yani yağ içeriği fazla olan yağ taşıyıcıdır ve karaciğerdeki yağ ürünlerini kana ve çevre dokulara taşımaktadır, kan seviyesinde LDL yüksekliği ile kandaki kolesterol artmakta ve birçok damarın tıkanmasına yol açan klinik tabloya zemin hazırlamaktadır.
Şilomikron denen plazma lipoprotein ise diyetle alınan trigliserit adı verilen yağ ürünlerinin barsaktan emilmesi, karaciğer ve birçok dokuya taşınmasında görev almaktadır. Vücutta şilomikran, VLDL, IDL, LDL kolesterollerin birbirlerine dönüşümleri gerçekleşebilmektedir bu durumda karaciğer ve kanımızda bulunan birtakım enzimler (hepatik lipaz, lesitin-kolesterol açil transferaz, Acil-Koa Kolesterol açiltransferaz gibi….) önemli bir role sahiptir.
Saf kolesterol yapısı sadece bir yağ molekülü ve sadece damar tıkanıklıklarına yol açan bir molekül olarak düşünülmemesi gerekir. Kolesterol vücudumzda birçok hayati öneme sahip hormonların yapı taşını oluşturmaktadır. Örneğin; mineralokortikoid olarak adlandırılan aldosteron yani sıvı kaybı durumunda böbreklerden su ve tuz tutan çok önemli bir hormon, seks steroitleri olarak bilinen testosteron, cinsiyet organlarımızın ve karakterlerimizin oluşumnda rol oynayan östrojen, androjen, progesteron gibi birçok hormon ve en önemli hormonlarımızdan biri kortizol, ana yapı olarak kolesterolden oluşmaktadır. İşte diyetle alınan kolesterolün veya karaciğerde üretilen kolesterolün, bu hormonların sentezlendiği dokulara (böbrek üstü bezleri, testis ve yumurtalılar gibi…) taşınması için yağ taşıyıcıları olarak bahsettiğimiz HDL, LDL gibi yapılara ihtiyaç duyulmaktadır. Burda önemle düşünülmesi gereken normal sınırların dışında çok fazla artan kan kolesterol düzeyinin damar tıkanıkları olarak adlandırılan klinik tablo olan ateroskleroza neden olmasıdır.
Kolesterol belirtileri
Halk tarafından kolesterol yüksekliği tıbbi olaral hiperlipidemiler olarak adlandırılan durumlardan sadece LDL, trigliserid veya şilomikron yüksekliği özgün semptom veya bulgulara yol açmayabilir fakat ilerde daha ciddi kliniklere yol açan komplikasyonların öncüsü birtakım bulgulara neden olabilir. Bu bulgular, damarlarda tam tıkanmaya yol açmayan fakat daralmaya neden olan ateroskleroza (halk arasında damarlarda kireçlenme olarak adlandırılan) bağlı bulgulardır. Baş dönmesi, baş ağrısı, damarlarda nabız alınamaması, oskültasyonla damarlar üzerinde üfürüm duyulması, şah damarı olarak adlandırılan karotid arter üzerinde muayenede üfürüm duyulması gibi… kolesterol yüksekliğinin nedeni sadece diyet, alkol, sigara gibi faktörlere bağlı oluşmamaktadır, bir takım ailesel, genetik geçişli kolesterol yüksekliği tabloları bulunmaktadır. Özellikle ailevi kolesterol yükseklikleri (tıbbi terimle ailesel hiperlipidemilerde) ksantoma adı verilen kolesterol birikimleri ile karakterize yumrular şeklinde nodüler lezyonlar görülebilir, özellikle el, kol, bacak veya ayak yüzlerinde, eklemlerde, kasların kemiğe tutunma yerlerinde şişlikler şeklinde yumru lezyonlardır. Diğer bir bulgu ise ksantalezma adı verilen göz çevresinde küçük beyaz veya sarı renkli plak şeklinde lezyonlardır.
Daha ciddi yüksekliklerde, damarlarda ciddi daralmalara bağlı olarak kalp ile ilgili kardiyovasküler, beyin damarlarında ciddi daralmalara bağlı beyin ile ilgili serebrovasküler ve nörolojik bulgulara da neden olabilmektedir. Damarlarda bu daralmalardaki lezyonların hasarlanması ve üstüne emboli denen pıhtıların oturması ile damar tamamen tıkanmakta beslediği organda geridönüşsüz hasarlara neden olmaktadır. Bu olay kalbi besleyen damarların tamamen tıkanması ile kalp krizi veya beyni besleyen damarların tamamen tıkanması sonucu inme olarak adlandırılan ciddi durumlara yol açmaktadır. Damarlarda meydana gelen bu olaylar tıbbi terimle ateroskleroz olarak adlandırılmaktadır.
bir otopsi vakasında vücudun en büyük damarı olan aort damarı üzerinde görülen, daralmaya yol açan plak şeklindeki aterosklerotik lezyonlar
Damarlardaki daralma gittikçe artmakta önlem alınmadıkça tamamen tıkanmaya neden olmaktadır
Kalple ilgili belirti ve bulgular:
Kalbi besleyen damarların daralmasına bağlı bazı semptom ve bulgular olabilmektedir bunlar tıbbi terim olarak Angina Pektoris olarak adlandırılmaktadır ve birçok alttipi bulunmaktadır,
Stabil Angina Pektoris; semptomlar arasında egsersiz veya eforla ortaya çıkan kalp ve göğüs bölgesinde hissedilen sıkıştırır tarzda ağrı ile karakterizedir. Halk diliyle iman tahtası adı verilen göğüste sternum kemiğinin arkasında hissedilen sıkıştırır tarzda ağrıdır. En önemli özelliği eforla ve egsersizle ortaya çıkması 5 dakika kadar sürmesi ve dinlenmekle veya dilaltı denen nirtat içerikli ilaçlarla geçmesidir. Bu semptomların bir aydan uzun süredir olması dikkat çekici olmalıdır. Ne yazık ki bu hastalarda EKG %90, fizik muayene bulguları %90-95 normal bulunmaktadır.
Anstabil Angina Pektoris; ise biraz daha farklıdır ve ileride olabilecek ciddi olayların habercisidir. Bu semptomda istirahatte de aynı ağrılar olmakta ve ağrılar son 30 gün içinde başlamaktadır. Ağrı dinlenmekle geçmemekte ve dilaltı ilaçlara cevap vermemektedir. Ağrının süresi 5 dakika ile 30 dakika arasında sürmektedir. Ne yazık ki fizik muayene bulguları %70-75, EKG %70-80 normal görülmektedir.
Beyinle ilgili belirti ve bulgular:
Beyni besleyen damarların daralmasına bağlı olarak baş dönmesi, baş ağrısı özellikle ense bölgesinde hissedilen ağrı yakınmları daha ciddi daralmlarda geçici şuur bulanıklıkları, bayılmalar daha da ciddi daralmalarada karşı yarım vücut bölgesinde geçici felçlere (tıbbi terimle transiskemik atak – TİA) neden olabilmektedir. Bu geçici yakınmalar ileride gelişebilecek ciddi inmelerin habercisi olabilmektedir. Trans iskemik atakta özellikle beyni besleyen en önemli damar olan orta serebral arterin geçici tıkanmasına bağlı geçici konuşma bozuklukları denen afazi, karşı vücut yarımında özellikle kolda daha baskın olmak üzere geçici güç kaybı ve his kusurları olabilmektedir.
Kolesterol nasıl düşürülür?
Kolesterol Tedavisi
Kolesterol yükseklikleri(hiperlipidemiler)’de öncelikli olarak yaşam biçimi değişiklikleri önerilmelidir;
- Doymuş yağ ve kolesterolden zengin besinlerden kaçınılması; lif, balık ve antioksidanlardan zengin beslenme
- Sigara ve alkolün bırakılması
- İdeal vücut ağırlığına ulaşılması
- Düzenli egzersiz: haftada 4 kez en az 20 dakikalık tempolu yürüyüş veya egzersiz
İlaç tedavisi
İlaç tedavisi mutlaka diğer nedenler dışlandıktan sonra başlanmalıdır.
Kolesterol yükseklikleri daha doğru ifadeyle hiperlipidemilerde birçok ilaç sınıfı bulunmaktadır:
STATİNLER:
Etki mekanizması: Vücuta kolesterol yapımını sağlayan en önemli anahtar enzimi olan HMG-KoA Redüktaz enzimini engelleyerek vücutta kolesterol yapımını azaltmaktadırlar.
Kandaki LDL kolesterolü en fazla düşüren ilaç grubudur, LDL kolesterolü ortalama %60 oranında düşürmektedir.
Kandaki trigliserid düzeyini ortalama %25 azaltmaktadır.
İyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolü yaklaşık %10 artırmaktadır.
Statin grubu ilaçların alt grupları(etken maddelere ve piyasa adlarına göre):
- Lovastatin: Türkiye’de bulunmamaktadır.
- Simvastatin: Piyasada Lipovas tablet, Zocor tablet, Zovatin tablet, İnegy tablet olarak bulunmaktadır.
- Pravastatin: idrarla atılan tek statin grubu ilaçtır bu yüzden böbrek yetmezliği olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Piyasada Pravachol tablet olarak bulunmaktadır.
- Atorvastatin: en güçlü statin grubu ilaçlarından biridir, antioksidan özelliktedir. Piyasada Alvastin tablet, Ateroz tablet, Ator tablet, Cardyn tablet, Colastin-L tablet, Kolestor tablet, Lipitaksin tablet, Lipitor tablet, Saphire tablet, Tarden tablet bulunmaktadır.
- Fluvastatin: en kısa etkili statin grubu ilaçtır. Piyasada Lescol tablet, Lescol XL tablet olarak bulunmaktadır.
- Rosuvastatin: 2009 yılında çıkan yeni bir ilaçtır, en uzun etkili ve en güçlü statin grubu ilaçtır. İyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolü en fazla artıran statin grubu ilaçtır. Piyasada Crestor tablet olarak bulunmaktadır.
Statin grubu ilaçların yan etkileri:
Önemli yan etkilerinden bazıları, az oranda görülen rabdomiyoliz, miyopati ve yaygın miyalji olarak adlandırılan kas ağrıları ve kas tutulumlarıdır.
En önemli yan etkileri ise çok az oranda da olsa görülen hepatotoksik olarak adlandırılan karaciğer yağlanması ve karaciğer tutulumu yapabilmesidir.
Bu iki önemli yan etkiden dolayı statin grubu ilaç kullanan hastaların karaciğer enzimleri ve kas enzimlerini içeren tetkikleri aralıklarla yaptırması takip açısından çok önemlidir.
Bir diğer önemli etkisi gebelikte bebeği etkilemektedir, geblikte mutlak olarak kullanılmamalıdır.
FİBRİK ASİT TÜREVLERİ (FİBRATLAR)
Etki mekanizması: Peroxisome Proliferator-Activated Reseptör’lerin (PPAR) α alt birimine bağlanıp yağ asidi oksidasyonunu yani yağ asidi yıkımını arttırılar. Endotel bağımlı lipoprotein lipaz adı verilen kandaki kolesterol ve yağ asitlerini dokuya taşıyan enzimin yapımını arttırırlar böylece kandaki kolesterolü azaltırlar. Trigliserit yüksekliği ile seyreden durumların tedavisinde kullanılırlar bu durumlarda ilk tercihtir.
Fibratlar trigliseridleri en fazla düşüren ilaç grubudur. Buna rağmen kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü %10 oranında arttırmaktadır. İyi kolesterol olarak adlandırılan HDL kolesterolü yaklaşık %30 arttırırlar.
Fibrat grubu ilaçlar (etken ve piyasa adlarına göre):
- Gemfibrozil: en kısa etkili fibratlardır. Piyasada Lopid tablet olarak bulunmaktadır.
- Fenofibrat: en uzun etkili fibrat grubu ilaçtır. Piyasada Fenogal kapsül, Lipanthyl mikropellet kapsül, Lipofen mikropellet kapsül adlarıyla bulunmaktadır.
- Bezafibrat: Türkiye’de bulunmamaktadır.
- Siprofibrat: Türkiye’de bulunmamaktadır.
Yan etkileri: Statinlerle aynı yan etkilere neden olurlar.
NİKOTİNİK ASİT (B₃ VİTAMİNİ, NİASİN)
Etki mekanizması: yağ dokusunda bulunan hormon duyarlı lipaz adındaki, yağ dokusundan kana kolesterol geçişini sağlayan enzimi bloke ederler böylece kana kolesterol geçişini azaltırlar. Endotel bağımlı lipoprotein lipaz adı verilen kandaki kolesterol ve yağ asitlerini dokuya taşıyan enzimin yapımını arttırırlar böylece kandaki kolesterolü azaltırlar. En aterojen yani damarların tıkanmasına neden olan en riskli yağ ürünü olan lipoprotein (a) düzeyini azaltırlar bu yüzden en geniş spektrumlu ilaç grubudur. En önemli etki mekanizması ise karaciğerde VLDL kolesterol üretimini azaltırlar, VLDL’de azalma sonucu kandaki LDL kolesterol düzeyini de azaltırlar. HDL (iyi kolesterol) kolesterol düzeyini en fazla arttıran ilaç grubudur, yaklaşık olarak %40 oranında arttırırlar. Trigliserid ve LDL kolesterol (kötü kolesterol) düzeyini ise azaltırlar.
Yan etkileri: nikotinik asit ilaçlar damarlarda vazodilatasyon denen belirgin genişlemelere neden olurlar. Bunun sonucu vücutta flushing denen kızarıklıklara neden olabilmektedirler. Bundan dolayı; kahve, çay ve alkol ile birlikte alınmamalıdır. Mide ülserini arttırabilirler. Hepatit ve sarılığa yol açabilirler. Statin ve fibratlar gibi teratojendirler gebelerde mutlak olarak kullanılmamalıdırlar. Görüldüğü gibi birçok etki mekanizmasına sahip olmaları nedeniyle çok etkin görülebilmelerine rağmen birçok yan etki nedeniyle kullanımları sınırlıdır.
Karaciğer hastalığı, mide ülseri, diyabeti olanlarda (kan şekerini arttırabilirler) ve gutlu hastalarda kullanılmamalıdırlar.
SAFRA ASİDİ BAĞLAYAN REÇİNELER
Bu grupta bulunan ilaçlar etken maddelerine göre: KOLESTİRAMİN, KOLESTİPOL ve KOLESEVELAM ‘dır.
Etki mekanizmaları: bu grup ilaçlar safra asitlerinin dışkı ile atılımını arttırırlar böylece safra asitleri azaldığı için vücut safra yapımını arttırmaya çalışmakta böylece kandaki kolesterol safra yapımı için karaciğere geçmekte ve kandaki kolesterol miktarı azalmaktadır. Karaciğere kolesterol alımını arttırmak için LDL reseptörleri artmaktadır böylece kandaki kolesterol daha hızlı azalmaktadır.
Bu grup ilaçların en önemli özelliği barsaklardan emilmedikleri için gebelerde ve çocuklarda kullanılabilecek olan tek kolesterol düşürücü ilaçlardır.
Bu gruptaki ilaçlardan kolestiramin kolestran piyasa adı bulunmaktadır. Bu grupta kolestipol ve kolesevelam Türkiye’de bulunmamaktadır.
ORLİSTAT/EZETİMİP
Etki mekanizmaları: Obezite ve zayıflama ilacı olarak kullanılan bu gruptaki ilaçlar kolesterolün barsaklardan emilimini azaltmaktadırlar. Kandaki total kolesterol ve LDL kolesterol seviyelerini azaltırlar.
Bu grup ilaçların en önemli yan etkileri ciddi ishale neden olabilmeleridir, bundan dolayı yağlı yiyeceklerle alınmamalı, ilaçların alındığı süre boyunca çok yağlı diyetten sakınılmalıdır.
Statin grubu ilaçlarla birlikte kullanılmaları LDL kolesterol düzeyini daha da azaltırlar. Böylece statinlerin kas tutulumuna neden olan yan etkileri azalmaktadır.
Orlistat piyasada Xenical kapsül olarak bulunmaktadır, ezetimip ise piyasada Ezetrol tablet olarak bulunmaktadır.
TORCETRAPİB
Son yıllarda çıkan yeni grup bir ilaçtır. Kolesterol ester transfer proteini baskılarlar böylece HDL (iyi kolesterol) ‘yi arttırırlar. HDL’yi en fazla arttıran ilaç grubudur.
total kolesterol nedir, ldl kolesterol nedir, kötü kolesterol nedir, hdl kolesterol, iyi kolesterol nedir, kolesterol nedir, kolesterol belirtileri, , kolesterol nasıl düşürülür, statinler, crestor, rosuvastatin, niasin, nikotinik asit, xenical, ezetrol, kolesterol tedavisi, trigliserid, trigliserit
kolesterol nedir, kolesterol nasıl düşürülür, total kolesterol nedir, ldl kolesterol nedir, kötü kolesterol nedir, hdl kolesterol, iyi kolesterol nedir, kolesterol belirtileri, statinler, crestor, rosuvastatin, niasin, nikotinik asit, xenical, ezetrol, kolesterol tedavisi, trigliserid, trigliserit
Halk arasında kolesterol olarak adlandırılan HDL, LDL gibi kavramlar aslında kanımızda bulunan yağ taşıyıcı moleküllerdir ve lipoprotein yani protein ve yağ yapılarından oluşmaktadır. Kolesterol ise gerçekte bir lipid yani yağ ürünü olup az önce bahsettiğimiz HDL, LDL ve daha birçok lipoprotein yapı (VLDL, IDL gibi…)tarafıdan kanımızda taşınmaktadır. Şilomikron olarak adlandırılan yapı ise başka bir lipoprotein olup barsaklarada sentezlenmekte ve diyetle alınan yağ moleküllerinin (trigliseridler) barsaktan karaciğere taşınmasında görev almaktadır.
Plazma dediğimiz kanın sıvı kısmında bulunan birçok içerikten biri lipoproteinler (yağ metabolizması ürünleri) grubudur. Plazmada birçok lipoprotein altgrubu bulunmaktadır, bunlar; şilomikron, VLDL, IDL, LDL, HDL dir. Kolesterol ise bir lipid(yağ ürünü)dir ve saydığımız plazma lipoproteinlerinin dış katmanının vazgeçilmez bir yapı taşını oluşturur. Kolesterol esterleri dediğimiz esterleşmiş kolesterol kolesterolün çoğu dokudaki depo halidir. Vücuttaki kolesterolün yarıdan fazlası sentezle yani vücudumuz yaptığı kolesterol, geri kalanı ise ortalama bir diyetten sağlanır.
Kolesterol sentezinin başlıca yapıldığı yerler: Karaciğer, barsak, adrenal korteks yani böbrek üstü bezleri, yumurtalıklar ve testisleri kapsayan üreme dokularıdır. İnsanda toplam sentezin %10’u Karaciğerde diğer %10’u da barsaklarda gerçekleşmektedir. Karaciğer vücudun kolesterol dengesinin düzenlenmesinde merkezi bir role sahiptir.
Plazma lipoproteinleri dediğimiz kandaki yağ taşıyıcıları çevrede protein bir kapsül, içlerinde kolesterol denen yağ yapılarını bulundurmaktadır. HDL dediğimiz halk arasında iyi kolesterol olarak bilinen plazma lipoprotein kandaki ve çevre dokulardaki kolesterolü toplar ve karaciğere taşır, bunun önemi, HDL ile kandaki kolesterol azalmaktadır ve istenen birşeydir. HDL ingilizce ‘’high density lipoprotein-yüksek yoğunluklu lipoprotein’’ in kısaltamsıdır burda yoğunluktan kastedilen protein içeriğidir, protein içeriği fazla, kolesterol ve trigliserid yani yağ içeriği az olan lipid protein dediğimiz yağ taşıyıcıdır, HDL seviyesi düşüklüğü ateroskleroz denen birçok damarın tıkanmasına yol açan durum için risk oluşturmaktadır. Halk arasında kötü kolesterol olarak bilinen LDL lipoprotein ise ingilizce ‘’low density lipoprotein-düşük yoğunluklu lipoprotein’’in kısaltmasıdır, protein içeriği az, kolesterol ve trigliserid içeriği yani yağ içeriği fazla olan yağ taşıyıcıdır ve karaciğerdeki yağ ürünlerini kana ve çevre dokulara taşımaktadır, kan seviyesinde LDL yüksekliği ile kandaki kolesterol artmakta ve birçok damarın tıkanmasına yol açan klinik tabloya zemin hazırlamaktadır.
Şilomikron denen plazma lipoprotein ise diyetle alınan trigliserit adı verilen yağ ürünlerinin barsaktan emilmesi, karaciğer ve birçok dokuya taşınmasında görev almaktadır. Vücutta şilomikran, VLDL, IDL, LDL kolesterollerin birbirlerine dönüşümleri gerçekleşebilmektedir bu durumda karaciğer ve kanımızda bulunan birtakım enzimler (hepatik lipaz, lesitin-kolesterol açil transferaz, Acil-Koa Kolesterol açiltransferaz gibi….) önemli bir role sahiptir.
Saf kolesterol yapısı sadece bir yağ molekülü ve sadece damar tıkanıklıklarına yol açan bir molekül olarak düşünülmemesi gerekir. Kolesterol vücudumzda birçok hayati öneme sahip hormonların yapı taşını oluşturmaktadır. Örneğin; mineralokortikoid olarak adlandırılan aldosteron yani sıvı kaybı durumunda böbreklerden su ve tuz tutan çok önemli bir hormon, seks steroitleri olarak bilinen testosteron, cinsiyet organlarımızın ve karakterlerimizin oluşumnda rol oynayan östrojen, androjen, progesteron gibi birçok hormon ve en önemli hormonlarımızdan biri kortizol, ana yapı olarak kolesterolden oluşmaktadır. İşte diyetle alınan kolesterolün veya karaciğerde üretilen kolesterolün, bu hormonların sentezlendiği dokulara (böbrek üstü bezleri, testis ve yumurtalılar gibi…) taşınması için yağ taşıyıcıları olarak bahsettiğimiz HDL, LDL gibi yapılara ihtiyaç duyulmaktadır. Burda önemle düşünülmesi gereken normal sınırların dışında çok fazla artan kan kolesterol düzeyinin damar tıkanıkları olarak adlandırılan klinik tablo olan ateroskleroza neden olmasıdır.
Total kolesterol nedir? HDL kolesterol nedir? İyi kolesterol nedir?
LDL kolesterol nedir? Kötü kolesterol nedir?
Total Kolesterol kanımızda kolesterol yada lipid yani yağ taşıyıcı lipoprotein denen kolesterol yapıların toplam değerini ifade etmektedir. Kısaca formül olarak;
Total kolesterol = HDL + VLDL + LDL kolesterol toplam değerleri ile hesaplanabilir.
Kötü kolesterol olarak bilinen, fazlalığı birçok ciddi durumlar için risk oluşturan (kalp krizi, inme gibi..) kolesterol olan LDL kolesterol ise kısaca;
LDL kolesterol = total kolesterol – (HDL + trigliserid/5) formülü ile hesaplanabilir.
Tıbbi terimle hiperlipidemiler olarak adlandırılan halk arasında kolesterol hastalıkları veya yağ yüksekliklieri ile giden birçok hastalık bulunmaktadır, bunların son güncel sınıflamaları;
| Tip | Total Kolesterol | LDL Kolesterol | Trigliserid lipoprotein anormalliği | Lipoprotein anormalliği |
| I | Yükselmiş | Normal | Yükselmiş | Aşırı şilomikron |
| IIa | Yüksek/normal | Yükselmiş | Normal | Aşırı LDL |
| IIb | Yükselmiş | Yükselmiş | Yükselmiş | Aşırı LDL, VLDL |
| III | Yükselmiş | Düşük | Yükselmiş | Aşırı şilomikron, IDL |
| IV | Yüksek/normal | Normal | Yükselmiş | Aşırı VLDL |
| V | Yükselmiş | Normal | Yükselmiş | Aşırı şilomikron ve VLDL |
Toplumda en sık görülen hiperlipidemi tip IV’dür. En sık ailesel hiperlipidemi tip IIb’dir.
Kolesterol ve lipidler için Güncellenen Normal ve Yüksek Değerler;
| Parametre | Total kolesterol | LDL kolesterol | HDL kolesterol** | Trigliserid |
| Arzu edilen | <200 | 100 | >50 | <150 |
| Yüksek | >200 | 160 | <35 | >150 |
** HDL kolesterolün yüksek değerinin 35 altında verilmesi yanlış yazılmamıştır. İyi kolesterol olarak da bilinen HDL kolesterolün yükek olması değil 35’in altında olması hastalıklar için risk faktörü olduğu için diğer kolesterollerle karıştırılmamalıdır.
Kolesterol belirtileri
Halk tarafından kolesterol yüksekliği tıbbi olaral hiperlipidemiler olarak adlandırılan durumlardan sadece LDL, trigliserid veya şilomikron yüksekliği özgün semptom veya bulgulara yol açmayabilir fakat ilerde daha ciddi kliniklere yol açan komplikasyonların öncüsü birtakım bulgulara neden olabilir. Bu bulgular, damarlarda tam tıkanmaya yol açmayan fakat daralmaya neden olan ateroskleroza (halk arasında damarlarda kireçlenme olarak adlandırılan) bağlı bulgulardır. Baş dönmesi, baş ağrısı, damarlarda nabız alınamaması, oskültasyonla damarlar üzerinde üfürüm duyulması, şah damarı olarak adlandırılan karotid arter üzerinde muayenede üfürüm duyulması gibi… kolesterol yüksekliğinin nedeni sadece diyet, alkol, sigara gibi faktörlere bağlı oluşmamaktadır, bir takım ailesel, genetik geçişli kolesterol yüksekliği tabloları bulunmaktadır. Özellikle ailevi kolesterol yükseklikleri (tıbbi terimle ailesel hiperlipidemilerde) ksantoma adı verilen kolesterol birikimleri ile karakterize yumrular şeklinde nodüler lezyonlar görülebilir, özellikle el, kol, bacak veya ayak yüzlerinde, eklemlerde, kasların kemiğe tutunma yerlerinde şişlikler şeklinde yumru lezyonlardır. Diğer bir bulgu ise ksantalezma adı verilen göz çevresinde küçük beyaz veya sarı renkli plak şeklinde lezyonlardır.
Daha ciddi yüksekliklerde, damarlarda ciddi daralmalara bağlı olarak kalp ile ilgili kardiyovasküler, beyin damarlarında ciddi daralmalara bağlı beyin ile ilgili serebrovasküler ve nörolojik bulgulara da neden olabilmektedir. Damarlarda bu daralmalardaki lezyonların hasarlanması ve üstüne emboli denen pıhtıların oturması ile damar tamamen tıkanmakta beslediği organda geridönüşsüz hasarlara neden olmaktadır. Bu olay kalbi besleyen damarların tamamen tıkanması ile kalp krizi veya beyni besleyen damarların tamamen tıkanması sonucu inme olarak adlandırılan ciddi durumlara yol açmaktadır. Damarlarda meydana gelen bu olaylar tıbbi terimle ateroskleroz olarak adlandırılmaktadır.
bir otopsi vakasında vücudun en büyük damarı olan aort damarı üzerinde görülen, daralmaya yol açan plak şeklindeki aterosklerotik lezyonlar
Damarlardaki daralma gittikçe artmakta önlem alınmadıkça tamamen tıkanmaya neden olmaktadır
Kalple ilgili belirti ve bulgular:
Kalbi besleyen damarların daralmasına bağlı bazı semptom ve bulgular olabilmektedir bunlar tıbbi terim olarak Angina Pektoris olarak adlandırılmaktadır ve birçok alttipi bulunmaktadır,
Stabil Angina Pektoris; semptomlar arasında egsersiz veya eforla ortaya çıkan kalp ve göğüs bölgesinde hissedilen sıkıştırır tarzda ağrı ile karakterizedir. Halk diliyle iman tahtası adı verilen göğüste sternum kemiğinin arkasında hissedilen sıkıştırır tarzda ağrıdır. En önemli özelliği eforla ve egsersizle ortaya çıkması 5 dakika kadar sürmesi ve dinlenmekle veya dilaltı denen nirtat içerikli ilaçlarla geçmesidir. Bu semptomların bir aydan uzun süredir olması dikkat çekici olmalıdır. Ne yazık ki bu hastalarda EKG %90, fizik muayene bulguları %90-95 normal bulunmaktadır.
Anstabil Angina Pektoris; ise biraz daha farklıdır ve ileride olabilecek ciddi olayların habercisidir. Bu semptomda istirahatte de aynı ağrılar olmakta ve ağrılar son 30 gün içinde başlamaktadır. Ağrı dinlenmekle geçmemekte ve dilaltı ilaçlara cevap vermemektedir. Ağrının süresi 5 dakika ile 30 dakika arasında sürmektedir. Ne yazık ki fizik muayene bulguları %70-75, EKG %70-80 normal görülmektedir.
Beyinle ilgili belirti ve bulgular:
Beyni besleyen damarların daralmasına bağlı olarak baş dönmesi, baş ağrısı özellikle ense bölgesinde hissedilen ağrı yakınmları daha ciddi daralmlarda geçici şuur bulanıklıkları, bayılmalar daha da ciddi daralmalarada karşı yarım vücut bölgesinde geçici felçlere (tıbbi terimle transiskemik atak – TİA) neden olabilmektedir. Bu geçici yakınmalar ileride gelişebilecek ciddi inmelerin habercisi olabilmektedir. Trans iskemik atakta özellikle beyni besleyen en önemli damar olan orta serebral arterin geçici tıkanmasına bağlı geçici konuşma bozuklukları denen afazi, karşı vücut yarımında özellikle kolda daha baskın olmak üzere geçici güç kaybı ve his kusurları olabilmektedir.
Kolesterol nasıl düşürülür?
Kolesterol tedavisi
Kolesterol yükseklikleri(hiperlipidemiler)’de öncelikli olarak yaşam biçimi değişiklikleri önerilmelidir;
- Doymuş yağ ve kolesterolden zengin besinlerden kaçınılması; lif, balık ve antioksidanlardan zengin beslenme
- Sigara ve alkolün bırakılması
- İdeal vücut ağırlığına ulaşılması
- Düzenli egzersiz: haftada 4 kez en az 20 dakikalık tempolu yürüyüş veya egzersiz
İlaç tedavisi
İlaç tedavisi mutlaka diğer nedenler dışlandıktan sonra başlanmalıdır.
Kolesterol yükseklikleri daha doğru ifadeyle hiperlipidemilerde birçok ilaç sınıfı bulunmaktadır:
STATİNLER:
Etki mekanizması: Vücuta kolesterol yapımını sağlayan en önemli anahtar enzimi olan HMG-KoA Redüktaz enzimini engelleyerek vücutta kolesterol yapımını azaltmaktadırlar.
Kandaki LDL kolesterolü en fazla düşüren ilaç grubudur, LDL kolesterolü ortalama %60 oranında düşürmektedir.
Kandaki trigliserid düzeyini ortalama %25 azaltmaktadır.
İyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolü yaklaşık %10 artırmaktadır.
Statin grubu ilaçların alt grupları(etken maddelere ve piyasa adlarına göre):
- Lovastatin: Türkiye’de bulunmamaktadır.
- Simvastatin: Piyasada Lipovas tablet, Zocor tablet, Zovatin tablet, İnegy tablet olarak bulunmaktadır.
- Pravastatin: idrarla atılan tek statin grubu ilaçtır bu yüzden böbrek yetmezliği olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Piyasada Pravachol tablet olarak bulunmaktadır.
- Atorvastatin: en güçlü statin grubu ilaçlarından biridir, antioksidan özelliktedir. Piyasada Alvastin tablet, Ateroz tablet, Ator tablet, Cardyn tablet, Colastin-L tablet, Kolestor tablet, Lipitaksin tablet, Lipitor tablet, Saphire tablet, Tarden tablet bulunmaktadır.
- Fluvastatin: en kısa etkili statin grubu ilaçtır. Piyasada Lescol tablet, Lescol XL tablet olarak bulunmaktadır.
- Rosuvastatin: 2009 yılında çıkan yeni bir ilaçtır, en uzun etkili ve en güçlü statin grubu ilaçtır. İyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolü en fazla artıran statin grubu ilaçtır. Piyasada Crestor tablet olarak bulunmaktadır.
Statin grubu ilaçların yan etkileri:
Önemli yan etkilerinden bazıları, az oranda görülen rabdomiyoliz, miyopati ve yaygın miyalji olarak adlandırılan kas ağrıları ve kas tutulumlarıdır.
En önemli yan etkileri ise çok az oranda da olsa görülen hepatotoksik olarak adlandırılan karaciğer yağlanması ve karaciğer tutulumu yapabilmesidir.
Bu iki önemli yan etkiden dolayı statin grubu ilaç kullanan hastaların karaciğer enzimleri ve kas enzimlerini içeren tetkikleri aralıklarla yaptırması takip açısından çok önemlidir.
Bir diğer önemli etkisi gebelikte bebeği etkilemektedir, geblikte mutlak olarak kullanılmamalıdır.
FİBRİK ASİT TÜREVLERİ (FİBRATLAR)
Etki mekanizması: Peroxisome Proliferator-Activated Reseptör’lerin (PPAR) α alt birimine bağlanıp yağ asidi oksidasyonunu yani yağ asidi yıkımını arttırılar. Endotel bağımlı lipoprotein lipaz adı verilen kandaki kolesterol ve yağ asitlerini dokuya taşıyan enzimin yapımını arttırırlar böylece kandaki kolesterolü azaltırlar. Trigliserit yüksekliği ile seyreden durumların tedavisinde kullanılırlar bu durumlarda ilk tercihtir.
Fibratlar trigliseridleri en fazla düşüren ilaç grubudur. Buna rağmen kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü %10 oranında arttırmaktadır. İyi kolesterol olarak adlandırılan HDL kolesterolü yaklaşık %30 arttırırlar.
Fibrat grubu ilaçlar (etken ve piyasa adlarına göre):
- Gemfibrozil: en kısa etkili fibratlardır. Piyasada Lopid tablet olarak bulunmaktadır.
- Fenofibrat: en uzun etkili fibrat grubu ilaçtır. Piyasada Fenogal kapsül, Lipanthyl mikropellet kapsül, Lipofen mikropellet kapsül adlarıyla bulunmaktadır.
- Bezafibrat: Türkiye’de bulunmamaktadır.
- Siprofibrat: Türkiye’de bulunmamaktadır.
Yan etkileri: Statinlerle aynı yan etkilere neden olurlar.
NİKOTİNİK ASİT (B₃ VİTAMİNİ, NİASİN)
Etki mekanizması: yağ dokusunda bulunan hormon duyarlı lipaz adındaki, yağ dokusundan kana kolesterol geçişini sağlayan enzimi bloke ederler böylece kana kolesterol geçişini azaltırlar. Endotel bağımlı lipoprotein lipaz adı verilen kandaki kolesterol ve yağ asitlerini dokuya taşıyan enzimin yapımını arttırırlar böylece kandaki kolesterolü azaltırlar. En aterojen yani damarların tıkanmasına neden olan en riskli yağ ürünü olan lipoprotein (a) düzeyini azaltırlar bu yüzden en geniş spektrumlu ilaç grubudur. En önemli etki mekanizması ise karaciğerde VLDL kolesterol üretimini azaltırlar, VLDL’de azalma sonucu kandaki LDL kolesterol düzeyini de azaltırlar. HDL (iyi kolesterol) kolesterol düzeyini en fazla arttıran ilaç grubudur, yaklaşık olarak %40 oranında arttırırlar. Trigliserid ve LDL kolesterol (kötü kolesterol) düzeyini ise azaltırlar.
Yan etkileri: nikotinik asit ilaçlar damarlarda vazodilatasyon denen belirgin genişlemelere neden olurlar. Bunun sonucu vücutta flushing denen kızarıklıklara neden olabilmektedirler. Bundan dolayı; kahve, çay ve alkol ile birlikte alınmamalıdır. Mide ülserini arttırabilirler. Hepatit ve sarılığa yol açabilirler. Statin ve fibratlar gibi teratojendirler gebelerde mutlak olarak kullanılmamalıdırlar. Görüldüğü gibi birçok etki mekanizmasına sahip olmaları nedeniyle çok etkin görülebilmelerine rağmen birçok yan etki nedeniyle kullanımları sınırlıdır.
Karaciğer hastalığı, mide ülseri, diyabeti olanlarda (kan şekerini arttırabilirler) ve gutlu hastalarda kullanılmamalıdırlar.
SAFRA ASİDİ BAĞLAYAN REÇİNELER
Bu grupta bulunan ilaçlar etken maddelerine göre: KOLESTİRAMİN, KOLESTİPOL ve KOLESEVELAM ‘dır.
Etki mekanizmaları: bu grup ilaçlar safra asitlerinin dışkı ile atılımını arttırırlar böylece safra asitleri azaldığı için vücut safra yapımını arttırmaya çalışmakta böylece kandaki kolesterol safra yapımı için karaciğere geçmekte ve kandaki kolesterol miktarı azalmaktadır. Karaciğere kolesterol alımını arttırmak için LDL reseptörleri artmaktadır böylece kandaki kolesterol daha hızlı azalmaktadır.
Bu grup ilaçların en önemli özelliği barsaklardan emilmedikleri için gebelerde ve çocuklarda kullanılabilecek olan tek kolesterol düşürücü ilaçlardır.
Bu gruptaki ilaçlardan kolestiramin kolestran piyasa adı bulunmaktadır. Bu grupta kolestipol ve kolesevelam Türkiye’de bulunmamaktadır.
ORLİSTAT/EZETİMİP
Etki mekanizmaları: Obezite ve zayıflama ilacı olarak kullanılan bu gruptaki ilaçlar kolesterolün barsaklardan emilimini azaltmaktadırlar. Kandaki total kolesterol ve LDL kolesterol seviyelerini azaltırlar.
Bu grup ilaçların en önemli yan etkileri ciddi ishale neden olabilmeleridir, bundan dolayı yağlı yiyeceklerle alınmamalı, ilaçların alındığı süre boyunca çok yağlı diyetten sakınılmalıdır.
Statin grubu ilaçlarla birlikte kullanılmaları LDL kolesterol düzeyini daha da azaltırlar. Böylece statinlerin kas tutulumuna neden olan yan etkileri azalmaktadır.
Orlistat piyasada Xenical kapsül olarak bulunmaktadır, ezetimip ise piyasada Ezetrol tablet olarak bulunmaktadır.
TORCETRAPİB
Son yıllarda çıkan yeni grup bir ilaçtır. Kolesterol ester transfer proteini baskılarlar böylece HDL (iyi kolesterol) ‘yi arttırırlar. HDL’yi en fazla arttıran ilaç grubudur.
kolesterol nedir, kolesterol nasıl düşürülür, total kolesterol nedir, ldl kolesterol nedir, kötü kolesterol nedir, hdl kolesterol, iyi kolesterol nedir, kolesterol belirtileri, statinler, crestor, rosuvastatin, niasin, nikotinik asit, xenical, ezetrol, kolesterol tedavisi, trigliserid, trigliserit
Elma sirkesi zayıflama
Doğal yöntemler kullanarak zayıflamak istiyorsanız size son zamanlarda popülerlik kazanan fakat asırlardan beri uygulanan Elma Sirkesinden bahsetmek istiyorum. Elma sirkesi elma suyundaki şekerin fermantasyon geçirerek asetik bakteriler sayesinde asetik asite yani sirkeye dönüşmesiyle oluşmaktadır.
Elma Sirkesinin bileşiminde bulunan maddeler şu şekildedir:
Elma Sirkesi Bileşimi: Kalsiyum, flüor, potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor, silisyum, A vitamini, Beta-caroten, Bl, B2 ve B6 vitaminleri, C vitamini, sirke asitleri (asetik asit) , meyve asitleri, pektin, doğal aroma maddeleri
Elma sirkesinin sayısız faydalarının yanında zayıflatıcı etkisi de bulunmaktadır.
Elma sirkesi zayıflama etkisini en etkin biçimde çiçek balı ile birlikte karıştırılarak kullanıldığında göstermektedir. Bu karışım aşağıdaki malzemeler kullanılarak hazırlanabilir:
*1 bardak su
*1 tatlı kaşığı elma sirkesi
*1 tatlı kaşığı çiçek balı
bu karışım iyice karıştırılıp her sabah aç karnına yudum yudum içilir. düzenli kullanıldığında bağışıklık sistemini güçlendirici etki göstermektedir. Ayrıca vücuda canlılık ve zindelik kazandırmakta, sağlıklı ve din kalmanızı sağlamaktadır. Bal kullanılmadığında elma sirkesi zayıflama etkisi azalmaktadır. Bal hem elma sirkesinin tanıdını yumşatmakta hem de dokulara erişimini kolaylaştırmaktadır.
Bu karışımın yararları:
— Sirkenin içerisindeki potasyum zenginliği sayesinde kalp kasları da dahil vücudun tüm kas yapısını geliştirmektedir. Ayrıca bedeni güçlendirmekte ve strese karşı dayanıklılığı artırmaktadır. Kramplara karşı maden suyu ile birlikte her öğün karışım halinde 1 bardak içilebilmektedir. Bu şekilde elma sirkesi zayıflama çalışmalarında aktif olarak kullanılabilir. Özellikle de egzersiz yapanlar veya ağır spor yapanlar için doğal destek ürünü olarak kullanılabilir. Spor vey aegzersiz sonrası kasların ter yolu ile kaybettiği potasyumu tekrar kazanabilmesi ve kasların güçlenmesi için kullanılabilir.
-Özellikle bağışıklık sistemi güçlü olmayanlar ve çok sık grip olanlar veya üst solunum yolu iltihabı olanlar için bağışıklık sistemini güçlendirici etki yapmaktadır. Rejim yapanlarda veya spor yapanlarda bağışıklık isistemi geçici yorgunluk sonrası zayıflayabilmektedir. Dolayısı ile spor veya ağır rejimler neticesinde sık sık grip, soğuk algınlığı veya üst solunum yolları iltihabına yakalanan kişiler için sirke-bal kokteyli bağışıkşık sistemini destekleyici bir ilaç gibi kullanılabilir.
Elma sirkesi zayıflama amacıyla çok sık spor yapan veya ağır rejim yapanlarda bağışıklık isistemini güçlendirici olarak aşağıdaki şekilde kullanılabilir:
— Soğuk algınlığı ve grip olmadığınız zamanlarda, 4 haftalık bir sirke- bal kokteyli kürüne başlayın ve günde 3 bardak için.
— Sirke-bal kokteyli nezleyeiçinde faydalı sonuçlar üretmektedir. Nezleye için, 1 ölçü elma sirkesi 2 ölçü suya karıştırıp kaynatılıp inhalasyon tedavisi uygulanabilir.
— Elma sirkesinin antiseptik özelliği yani mikrop kırıcı etkisi sayesinde boğaz ağrısında ve ses kısıklığında kullunabilir. Boğaz ağrısında ve ses kısıklığında, 1 ölçü elma sirkesi ile 3 ölçü ılık su karıştırıp ve saat başı derin gargaralar yapılarak tükürülebilir. Bu gargaraların adaçayı ile dönüşümlü yapılması etkiyi daha da arttırmaktadır.
— Öksürüğe karşı, 4 yemek kaşığı dolusu akışkan balla 3 tatlı kaşığı elma sirkesini iyice karıştırılıp yarım tatlı kaşığı alınır ve yavaş yavaş yutulur. Ayrıca, öksürük tedavisinde boğazdaki tahrişlerin önlenmesi için bolca kekik çayını balla tatlandırıp ve yudumlayarak içilir.
— Elma sirkesi yük sek kolesterole karşı da faydalı sonuçlar üretmektedir. Günde pek çok kere alınan elma sirkesi – bal karışımı içilerek ve salatalarda öncelikle elma sirkesi kullanılması durumunda kolestrolü düşürücü etki göstermektedir.
elma sirkesinin faydaları, ahmet maranki elma sirkesi, fersan elma sirkesi, elma sirkesi kilo,
suna dumankaya elma sirkesi, elma sirkesi zayıflamak, elma sirkeli su, ender saraç elma sirkesi
Son zamanlarda özellikle zayıflama amacıyla önerilen elma sirkesnin sayısız faydaları bulunmaktadır. Elma sirkesinin faydaları aşağıdaki şekilde sıralanabilir:
- Elma sirkesi kanı temizler
- Zihni ve bedeni yorgunluklarda sakinleştirici etkisi vardır
- İdrar söktürücü etkisi vardır
- Damar sertliği ve karaciğer hastalığına karşı faydalıdır
- Hemoroid hastalığına iyi gelir
- Egzama ve deri hastalığına iyi gelir, cilti güzelleştirir
- Eas yapısını güçlendirir
- Kalp kaslarını güçlendirir
- Kemikleri güçlendirir
- Vücutta asit alkali dengesinin korunmasında önemli rol oynar
- Yüksek Tansiyondan korur
- Kolestrolü düşürür
- Sindirimi kolaylaştırır
- Safra rahatsızlıklarına iyi gelir
- Mikrop kırıcı özelliği nedeniyle diş etlerini ve diş diplerini mikroplardan arındırır
- Nezle ve soğuk algınlığına iyi gelir
- Ateşin düşürülmesine yardımcı olur
- kalp kasları da dahil kas yapısını güçlendirir
Yukarıda beliritlen hususlar haricinde de sayısız faydası bulunan elma sirkesi düzenli kullanıldığında sayısız faydalarının yanında zayıflatıcı etkisi de bulunmaktadır.
Özellikle zayıfama amacıya bir bardak suya bir-iki çay kaşığı elma sirkesi ve bir çay kaşığı bal ekleyip, karıştırıldığında ve sağlıklı bir beslenme düzeni ile birleştirildiğinde, düzenli olarak kilo vermenize yardımcı olur.
Özellikle ilerleyen yaşlarda sağlıklı kalabilmek için hareketli bir yaşam ve sağlıklı bir beslenme düzeni devam ettirmeye dikakt etmeliiz. Özellikle bu aşamada elma sirkesinin faydaları ön plana çıkmaktadır. İçeriğinde bulunan Kalsiyum, flüor, potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor, silisyum, A vitamini, Beta-caroten, Bl, B2 ve B6 vitaminleri, C vitamini, sirke asitleri (asetik asit) , meyve asitleri, pektin, doğal aroma maddeleri gibi çok değerli mineraller ve diğer maddeler sayesinde bedenimizi içten ve dıştan tedavi edebilecek özelliklere sahip sağlıklı bir sıvı niteliği taşımaktadır.
Zayıflama amacıyla elma sirkesinin kullanımında çiçek balı ile birlikte kullanıldığında hem çok faydalı hem de zayıflatıcı etkisi bulunan bir karışım elde edilmektedir. Elma Sirkesinin Çiçek balı ile birlikte kullanımı:
*1 bardak su
*1 çay kaşığı elma sirkesi
*1 çay kaşığı çiçek balı
Bu karşım iyice karıştırılıp sabahları aç karnına yudum yudum içilir. Düzenli kullanımında bedenin bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur ve hastalıklardan korunmanızı sağlar. Ayrıca balın içerisinde yer alan enerji sayesinde canlılık ve gü kazanmanıza da yardımcı olarak ilerleyen yaşlarda dinç kalmanıza yardımcı olmaktadır.
Yukarıda sayılan faydalara ek olarak elma sirkesi bal karışımı aşağıdaki hususlarda da yardımcı olabilmektedir:
Bu karışımın faydaları:
— Bedenimizin güçlenmesine , strese karşı dayanıklılık kazanmamıza
— İçeriğindeki potasyumlar sayesinde kas yapısının güçlenmesine
— Krampların giderilmesinde (maden suyu ile birlikte kullanılabilir)
— Sık nezle grip olanlarda bağışık sisteminin güçlendirilmesi sayesinde bu hastalıklardan kurtulmada
— Varislerin giderilmesinde (bir bez, elma sirkesi ile ıslatılarak baldıra sarılmak suretiyle 20 dakika bekletilerek varislere karşı etkin koruma sağlar
— Hemoroıt raharsıslığında yarım su bardağı elma sirkesi ve bir su bardağı adaçayı ile karışıtırlarak ılık ılık oturma banyoları ile hemoroite karşı savaşmada (banyo süresi 10 dakikadır.)
— Her öğünden 30 dk önce 1 bardak elma sirkesi – bal karışımı içerek sağlıklı bir bağırsak ortamı oluşturmak suretiyle Gaz şişkinliğine karşı etkin bir tedavi olulşturlabilmektedir. Bu karışıma rezene veya Frenk kimyonu çayı da eklenebilmektedir.































